YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6124
KARAR NO : 2022/14639
KARAR TARİHİ : 15.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen itirazın kısmen kabulüne dair kararın Yargıtay’ca incelenmesi süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21/12/2015 tarihinde Ankara ili içi taşımacılık yapan … plakalı otobüsün yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile her bir davacı için 40.050,00 TL tazminat talep etmiştir. Davacılar vekili bedel artırım dilekçesi vererek … için 50.321,00 TL, … için 53.096,00 TL, … için 148.815,00 TL ve … için 274.731,00 TL talepte bulunmuştur.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce; davacıların fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma hakları saklı kalmak kalmak üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tahkim Yargılamasının sona ermesi” başlıklı 435. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi uyarınca tahkim yargılamasının sona erdirilmesi ile dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu’na iadesine, karar verilmiş, davacılar vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; 22.05.2017-K-2017/20542 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davacılar vekilinin yaptığı itirazlarının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, davacılar … ve … bakımından fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tahkim Yargılamasının sona ermesi” başlıklı 435. maddesinin 1.fıkrasının (c) hükmü gereğince, tahkim yargılamasının sona erdirilmesi ile dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu’na iadesine, davacı …’un talebinin kısmen kabulü ile 69.322,08 TL sürekli maluliyet zararının 11.01.2017 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsili ile davacı …’a verilmesine, 17.330,52 TL talebinin reddine, davacı …’ın talebinin kısmen kabulü ile 139.640,97 TL sürekli maluliyet zararının 11.01.2017 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsili ile davacı …’a verilmesine, 34.910,24 TL talebinin reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacılar vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden,
Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrasında; “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir” düzenlemesine; maddenin 5. fıkrasında ise “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dairemizin 23.06.2021 tarihli geri çevirme kararı ile davacılara Sosyal Güvenlik Kurumundan iş kazası sebebiyle rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, kurum tarafından 21.12.2015 tarihli trafik kazası sebebiyle davacılara yapılan ödemeler bildirilmiştir. Dosyada alınan aktüer raporunda ise bilirkişi tarafından afaki peşin sermaye değeri hesabı yapılmıştır.
Şu halde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca verilen cevaplar kapsamında davaya konu kaza sebebiyle yapılan ödemeler ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerleri 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi amacıyla yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının maluliyet oranını bildiren ve hükme esas alınan raporu Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiştir. Anılan rapora karşı davalı tarafça; davacının muayene edilmeden rapor düzenlenmesinin hatalı olduğu, tespit edilen arazın kaza ile arasında illiyet bağının olup olmadığının araştırılması gerektiği ve diğer yönlerden itiraz edilmiştir.
Kazanın 21.12.2015 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınarak rapor düzenlenmesi gerekirken hatalı raporla karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacıların kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve davalıya geri verilmesine, 15.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.