YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14064
KARAR NO : 2022/9819
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında … Kadasro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili Kovancılar ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 129 ada 10 parsel sayılı 1.653,14 m2 ve 129 ada 25 parsel sayılı 3.193,15 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiş ve Hazine tarafından tespite yapılan itirazlar kadastro komisyonunca reddedilmiştir.
Davacı Hazine vekili, temyize konu olmayan 129 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ile temyize konu 129 ada 10 ve 25 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit işlemlerinin yanlış olduğunu ve davalılar lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın, temyize konu olmayan 129 ada 14 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulü ile bu taşınmazın tarım arazisi vasfı ile Hazine adına tesciline, 129 ada 10 ve 25 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddine ve bu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 129 ada 10 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 1951 – 1971 – 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre imar ihyanın bulunduğu, ekili dikili alanlara rastlanıldığı, parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, davalıların taşınmazları sahiplenme kastıyla tasarruf ve zilyetliklerinde bulundurdukları ve zilyetliğin ara vermeden tarımsal amaçlı olarak devam ettirildiği gerekçesiyle, bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; temyize konu taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen iki tespit bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını bildirmişler; iki yerel bilirkişi ise, taşınmazların davalılara babalarından kaldığını, uzun yıllardır ekilmediğini, köylerine terörün girdiği 1995 yılı ve sonrasında kimsenin tarımsal faaliyet yapamadığını, taşınmazların 1995 yılından bu yana boş durduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, temyize konu taşınmazların evveliyatının orman olmadığı, taşınmazlarda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyetliğin başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu ve bu zilyetliğin uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan raporda, taşınmazların ekili – sürülü olmadıklarının, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldıklarının belirtilmiş olması ve raporun ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazların uzun yıllardır ekilmediğinin net olarak gözlemlenmiş olması karşısında, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin, taşınmazların 1995 yılından itibaren taşınmazların ekilip biçilmediği ve boş durduğu yönündeki açık beyanları da gözetildiğinde, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımın iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyası ile aynı gün ve yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan aynı yöreye ait dava dosyaları üzerinde yapılan incelemede, eldeki davanın konusu olan taşınmazların bulunduğu … Köyünde bulunan başkaca taşınmazlar hakkında da davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda davanın açıldığı, bu dava dosyalarında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu belirlenmiş olup, buna göre, … Köyü’nde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı ve eldeki davaya konu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin iradi olarak terk edildiği kanaatine varılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmazlar üzerinde davalıların ekonomik amaca uygun bir zilyetliklerinin bulunmadığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin 1995 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle, davalılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve dava ve temyize konu taşınmazların davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair 02.04.2021 tarih ve 2020/1071 Esas, 2021/440 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.