YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/918
KARAR NO : 2007/5418
KARAR TARİHİ : 25.05.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacı-dvl :1…2-Sema Çelebi 3…vek.Av….
Davalı-dvc :Birleşik Fon Bankası A.Ş (İktisat Bankası A.Ş) vek.Av….
Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali-menfi tesbit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılardan … ve vek.Av…. ile davalı vek.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili,müvekkillerinin davalı bankada tasarruf mevduatı hesabı bulunduğunu, bankanın 16.3.2001 tarihinde TMSF’ye devir edildiğini, bankanın hiç bir gerekçe göstermeden müvekkillerinin hesabından faiz aşım bedeli adı altında kesinti yaptığını, sözlü müracaatlara rağmen sonuç alınamadığını, yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, olayda gabin’in unsurlarının bulunmadığını belirterek itirazın iptalini ve %40’dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde bankanın yönetimine el konulduktan sonra bankanın devrine yakın tarihlerde O/N mevduat hesaplarında normalin dışında çok yüksek oranlarda faizler verildiğinin saptandığını, bunun üzerine gabin teşkil eden ve BK.nun 20.madde anlamında batıl ve aynı oranda ahlaka aykırı olan fahiş kısmının ödenmediğini, faiz anlaşmalarının yapıldığı tarihlerde bankanın müzayaka halinde bulunduğunu belirterek davacının davasının reddini, karşı dava olarak davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, mahkeme hükmü davalı-karşı davacı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 18.3.2004 gün ve 2003/3807 Esas, 2004/3021 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bunun üzerine davacının davalı bankadaki hesabına uygulanan faiz oranının fahiş olmadığı, gabinin unsurlarının bulunmadığını, tasarrufuna daha fazla faiz almak isteyen davacıların davranışının ahlaka aykırı olmadığını, bu nedenle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK.’nun 1.maddesine göre tarafların karşılıklı ve birbirine uygun rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur. Taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler (B.K.mad.19) Hukuk sistemimizde sözleşme yapma özgürlüğü vardır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur (B.K.mad.19-20). Gabin de sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup, kanun koyucu BK’nun 21.maddesinde öngörülen şartların oluşması halinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. Hükme göre “bir sözleşmede ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin zarar görenin müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, zarar gören bir sene zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir.” Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun diğer tarafın müzayaka (darda kalma) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir.Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalı bankanın 28.2.2001 ile 15.3.2001 tarihleri arasında fona devredilmeyen banka ile aracı kurumların uyguladıkları faiz oranlarının üzerinde faiz ödediği de saptanmıştır.
BDDK tarafından 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14/3.maddesi uyarınca 15.3.2001 tarihinde faaliyeti durdurulan ve TMSF’ne devredilen bankanın taahhütlerini karşılamak için yüksek oranda faiz ödemek suretiyle para topladığı, bu nedenle müzayaka halinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tacir olan banka BK.nun 21.maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanmışsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık nispetsizlik bulunan hallerde akdi feshedebilir (Eren Fikret Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1. İstanbul 1998 sh.390, Karayalçın Yaşar, Ticaret Hukuku Ticari İşletme … 1968 sh.221, Baştuğ İrfan, Borçlar Hukuku … 1977 sh.90). Davalı banka kararlaştırılan faiz oranını kısmen kabul edip ödeme yaptığına göre ödenmeyen kısım yönünden sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirmiş sayılır.
Sermayenin mahrum kalınan süredeki getirisi olan faizin, ekonomik koşullara göre belirleneceği kuşkusuzdur. Ekonomik koşulların dava konusu dönemde faiz oranlarında olduğu gibi değişmediği bir gerçektir. Bu nedenle uygulanması istenilen faiz oranının ekonominin gereklerine uygun olduğu da kabul edilemez.
Davacının bankalardaki mevduatın sınırsız devlet güvencesi altında olduğu bu dönemde, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle hızlı para çıkışından dolayı mali bünyesi zayıp düşen ve daha sonra TMSF’ye devir edilen banka ile mevduat gücünü kullanarak aşırı menfaat sağlanacak şekilde sözleşme yapması müzayaka halini oluşturduğu, ahlaka ve dürüstlük kuralına da aykırı olduğu ibraz edilen bilimsel görüş ve benzer nitelikteki başka dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında da belirtilmiştir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2007/19-63 Esas, 2007/52 sayılı kararında da ülkedeki aynı ekonomik koşulları yaşayan diğer bazı bankaların ve aracı kurumların nakit para sıkıntısı içerisinde olmadıkları için daha düşük oranlarda faiz uygulamak suretiyle faaliyetlerini sürdürebildikleri bir dönemde, davalı-karşı davacı bankanın nakit para sıkıntısından dolayı, davacı-karşı davalıya sermayenin mahrum kalınan normal getirisinin çok üzerinde fahiş oranlarda faiz vermek zorunda kalması, genel ekonomik koşullardan daha çok kendisinin özel durumundan, daha açık bir ifadeyle müzayaka halinden kaynaklanan bir sonuç olarak kabul edildiği ve herkesin MK.nun 2.maddesine göre haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmak zorunda olduğu hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağı belirtilmiştir.
Hal böyle olunca bankacılık sistemini sarsan mali kriz nedeniyle müzayaka halinde bulunan bankanın mevduat çekilişini karşılayamaz halde bulunması durumundan istifade ile mevduat sahipleri aşırı faiz taleplerini bankaya kabul ettirmişlerdir. Olayda edimler arasında açık nispetsizlik olduğu, bu durumun bankanın müzayaka halinden faydalanmak suretiyle oluşturulduğu bu halin MK.nun 2 ve BK.nun 19.maddelerine de aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından itirazın iptali davasının reddi, karşı davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya ödenmesine, 25.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.