Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/11121 E. 2007/4888 K. 14.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11121
KARAR NO : 2007/4888
KARAR TARİHİ : 14.05.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalından olan alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili aleyhine önce kambiyo senetlerine özgü yolla takip başlattığını, müvekkilinin müracaatı üzerine takibin Tetkik Merciince iptal edildiğini, bunun üzerine davacının aynı senetlere dayalı olarak ilamsız takip başlattığını, ödememe protestosu çekilmeden ciranta olan müvekkili hakkında takip yapılamayacağını, müvekkili ile davacı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının takibe konu bonolarda lehtar konumunda olduğu, ciro silsilesi ile bonoların davacıya geçtiği, davacının keşideciye ödememe protestosu çekmediği, bu nedenle cirantaya karşı müracaat hakkını kaybedeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
TTK’nun 642/2. maddesinde hamilin süresinde ödememe protestosu çekmemesi halinde cirantaya başvuru hakkını kaybedeceği öngörülmüştür.
Başvuru hakkının düşmesi halinde bononun bir borç ikrarı veya temel borç ilişkisinin mevcut olduğunu gösteren bir delil niteliğinde sayılması mümkün değildir. Bono dışında bir hakkın bulunduğunu ise alacaklının kanıtlaması gerekir. Böyle bir durumda senedin yazılı delil başlangıcı sayılması mümkündür. (Prof. Dr. Fırat Özkan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Baskı, S. 773).

Bu açıklamalar karşısında dava konusu olaya baktığımızda davacının süresinde protesto çekmemesi nedeniyle ciranta olan davalıya müracaat hakkı TTK.’nun 642/2. maddesi gereğince düşmüştür. O halde davacının bono dışında bir talep hakkının varlığını iddia edip etmediğinin saptanması ve uyuşmazlığın ona göre çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar dava ve cevaba cevap dilekçelerde açıkça temel ilişkiden söz edilmemişse de davacı vekili 12.10.2004 tarihli oturumda “….bizim delillerimiz tanıklarımızdır, onların dinlenmesini istiyoruz..” demiştir. Bu durumda mahkemece davacı vekiline delil listesinde belirttiği tanıkları hangi konuda dinletmek istediği hususu açıklattırılarak, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.5 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.