YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4052
KARAR NO : 2023/3626
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI :
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; eski eşi …’ten Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/213 Esas 2009/205 Karar sayılı 16.04.2009 tarihli kararı ile boşandığını, boşanma kararının 20.05.2009 tarihinde kesinleştiğini, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra babası … …’dan kalan aylığın tarafına bağlanması için defalarca SGK’ya başvuru yaptığını, başvurularının kabul edilmediğini en son 01.11.2013 tarihinde ölüm aylığı için başvuru yaptığını, ancak 06.11.2013 tarihinde verdikleri yazı cevabında denetmen raporuna istinaden tarafına ölüm aylığı bağlanamayacağının bildirildiğini, eşi ile boşanmalarının gerçek bir boşanma olduğunu beyan ederek tarafına ölüm aylığı bağlanmasına, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemiş olan aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurumdan müteveffa babası … …’dan dolayı ölüm aylığı almakta olan davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı yönünde düzenlenen 25.10.2010 tarihli rapora istinaden aylıklarının kesildiğini, 5510 sayılı Kanun’un 56 ve 96 ıncı maddelerinin eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceğini düzenlendiğini beyan ederek davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 09.10.2015 tarih ve 2013 /601 Esas, 2015 /367 Karar sayılı kararıyla;
Davacının davasının kabulü ile;
Davacıya babası … …’dan 02.07.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
02.07.2012 tarihinden sonraki ölüm aylıklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin kararını başvurunun esastan reddi ile sonuçlandıran Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.04.2017 tarih, 2016/5537 Esas, 2017/3127 Karar sayılı bozma ilamında;
2.1-Eldeki davada, davacı hakkında, davacının ilk tahsis talep ettiği tarihte belirlenen Şehitler Mahallesi muhtarının Kurum denetmenine verdiği beyan ile, yargılamada alınan beyanı arasındaki açık çelişkinin giderilmesi, davacı ile boşandığı eşinin adres kayıtları farklı çıkmış olsa da, eski eş hakkında mahkemece banka kayıtlarının araştırılması esnasında bankalardan gelen yazı cevaplarına göre eski eşin galericilik yaptığı ve şehitler mahallesindeki davacının ikamet ettiği adresin belirtilmesi nedeniyle, hem davacı, hem de eski eş hakkında dosya arasındaki tüm adresler bakımından ve bu arada Avşar Köyü Muhtarlığı’ndan kaldığı adresin komşu ve eski eşin Turgutlu İlçesinden beyan ettiği adreslerin her birinde yakın komşulardan ayrıntılı bir araştırma yapılması ile mümkünse bankalardan eski eşin adreslerini beyan tarihlerinin araştırılması, davacının 29.06.2012 tarihindeki adres değişikliği gerçekleştirdiği yer (… Mahallesi) bakımından da aynı şekilde komşu ve muhtarlardan tanıklar tespit edilerek beyanlarına başvurulması, davacı ile eski eşinin 01.10.2008 tarihinden sonraki seçim kayıtları ile medula sistemi üzerindeki adres kayıtlarının mahkemece araştırılması ile davacının boşandıktan sonra kaldığı anlaşılan evin eski eşe ait olup olmadığı, bu arada davacı ve eski eşi hakkında hem köyde hem de … Mahallesinde yapılan araştırma ile 12.07.2012 ve 19.07.2012 tarihlerinde tutulan jandarma tutanaklarının onaylı bir örneği ile bu adreslerin kapatılma nedenlerinin ve sonraki adres beyanlarının araştırılması ile son adreslerinin ayrı ayrı tespiti ile yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ayrıntılı bir araştırma ile boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında dava değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 22.06.2018 tarihli ve 2017/223 Esas, 2018/406 Karar sayılı kararıyla;
Davanın reddine, karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarih, 2018/5857 Esas, 2019/6805
Karar sayılı bozma ilamında;
2.1.Eldeki davada, Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararlarına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, davacı ve eski eşinin Avşar köyünde beraber kalıp kalmadıkları hususu ayrıntılı şekilde ve bu köyde oturan komşuların dinlenmesi, Şehitler mahallesinde de aynı şekilde davacının taşınma tarihi ve eski eşinin Avşar köyünden yeni adrese geçme tarihlerinin dikkate alınması, bozma sonrasında tespit edilen … ve … … adlı diğer tanıkların da dinlenilmesi ve davacının 31.07.2018 tarihinde, eski eşinin ise 30.03.2017 tarihlerinde yeniden ve başkaları ile evlenmiş oldukları, yine, eski eşinin 29.06.2017 tarihinde evlendiği yeni eşinden bir çocuğunun dünyaya gelmiş olduğuna dair olguların dikkate alınması ile davacının talebine göre yeniden yapılacak değerlendirme kapsamında bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Türkiye’nin sosyolojik yapısı ve aile gelenekleri dikkate alındığından davacı ile eski eşinin tekrar evlenmeleri birlikte yaşamadıklarına karine teşkil ettiği gibi aksinin davalı SGK Başkanlığı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Sadece muhtar beyanı ile başkaca hiçbir yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olmadığı, aksi yönde birçok komşu-tanık beyanı bulunduğu, nüfusu 2010 sayımına göre 8296 olan bir mahallede muhtarın bir haneye kimin girip çıktığını bildiği belirtiği ancak bunu nasıl bilebileceği irdelenmeden sadece bu soyut beyan bağlamında tanzim edilen SGK denetmen raporunun yerinde olmadığı gerekçesiyle;
Davanın kısmen kabulü ile,
… T.C No’lu davacı …’ın müteveffa babası … …’dan almakta olduğu yetim aylığını kesilmesine ilişkin 25.10.2010 tarih 2010/MD-218 tarihli SGK … İl Müdürlüğü Denetmen raporunun iptaline,
Davacıya babası … …’dan almakta olduğu ölüm aylığın kesildiği yer olan tekrar evlendiği 31.07.2018 tarihine kadar bağlanması gerektiğinin tespiti ile tahsil edilen yetim aylıklarının iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe
1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleridir. 506 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun’un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun’un 297 nci maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
3.Değerlendirme
Somut olayda; davacının 16.04.2009 tarihli kararı ile boşandığını, boşanma kararının 20.05.2009 tarihinde kesinleştiği, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra babasından kalan aylığın tarafına bağlanması için kuruma başvuru yaptığı, denetmen raporuna istinaden boşandığı eşiyle birlikte yaşaması nedeniyle tarafına ölüm aylığı bağlanamayacağının bildirildiği somut olayda davacının eldeki dava ile tarafına ölüm aylığı bağlanmasına, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemiş olan aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davacıya babasından almakta olduğu ölüm aylığın kesildiği yer olan tekrar evlendiği 31.07.2018 tarihine kadar bağlanması gerektiğinin tespitine şeklinde hüküm tesisi edildiği ancak dosya kapsamında davacının almakta olduğu bir ölüm aylığı bulunmadığının anlaşılması karşısında verilen karar ile hükmün kendi içerisinde çelişki oluşturmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.