Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/993 E. 2023/1336 K. 17.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/993
KARAR NO : 2023/1336
KARAR TARİHİ : 17.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1638 E., 2022/1641 K.
DAVA TARİHİ : 19.12.2017
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/627 E., 2022/330 K.

Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin …,… köyünde kendi taşınmazında kendi nam ve hesabına 1986 tarihinde başlamak üzere çiftçilik yaptığını, hatta 1989 yılının Temmuz ayında ise 13745 nolu olarak Akçakoca Fındık Tarım Satış Kooperatifine üye olduğunu, 1989 yılı Ağustos ayında fındık ürününü teslim ettiğini ve mahsülün bedelinden Bağ-Kur priminin kesildiğini, bu dönemde başka nedene dayalı herhangi bir sosyal güvenlik kaydının bulunmadığını, 2926 sayılı Kanun da ön görüldüğü üzere, aile reisi olmayı sigortalı olma için zorunlu kabul ettiğini, müvekkilinin sigortalı olmak için tüm şartları yerine getirdiğini, bu nedenle Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren müvekkilinin Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davacının dava açmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunluluğu olduğunu, diğer kanunlarda ön görülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talebin red edilmiş sayılacağı. kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin red edilmesi veya red edilmiş sayılmasının şart olduğunu, davacının mezkur davayı açmadan önce müvekkil kuruma yasa değişikliği uyarınca başvuruda bulunmadığından öncelikle davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının SGK hizmet dökümü incelendiğinde, 11.05.1998 işe giriş tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun uyarınca hizmet kaydı bulunduğu, Melenağzı Köyünde 1998 yılından itibaren muhtarlık ve azalık görevi yürüten kişilerle mahalli bilirkişilerin tanık olarak dinlendiği, şahısların benzer nitelikteki beyanlarında, davacının dava konusu edildiği şekilde 1986 yılı Ağustos ayından itibaren tarımsal faaliyet ile iştigal ettiğine dair görgüye dayalı somut bilgi bulunmadığı, davacının kooperatife fındık satışını ilk olarak 1997 yılında yaptığı, tarih kaydı bulunmayan listeye göre davacıdan 7.500.000 TL tevkifat yapıldığı, 22.06.1998 tarihinde 597.000.000 TL tevkifat tutarının Kurum hesabına yatırıldığı ve tevkifatın da dekont üzerinde yer alan tarihe göre Haziran 1998 döneminde yapıldığı kabul edilse dahi, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde davacının Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren tarım bağkurlu olduğuna ilişkin belge mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporunda S.S. 65 sayılı … Fındık Tarım Satış Kooperatifi tarafından sunulan 10.01.2022 günlü yazı eki ortak sicil defterine göre, … tarafından, 1997 yılında 1332 kg, 1998 yılında 3667 kg, 1999 yılında 2311 kg, 2010 yılında 62 kg olmak üzere toplam 7.372 kg fındık teslim edildiği, Kasım 2002 döneminde 13745 ortak numaralı …’dan 48.274.286 TL tevkifat yapıldığı, tarih kaydı bulunmayan listeye göre davacıdan 7.500.000 TL tevkifat yapıldığı, 22.06.1998 tarihinde 597.000.000 TL tevkifat tutarının Kurum hesabına yatırıldığı belirlense de istinaf mercince incelenmesi gereken 1998-2002 aralığının bazı dönemlerinin incelenmediğinin görüldüğünü, aynı doğrultuda raporda davacının kooperatife fındık satışını ilk olarak 1997 yılında yaptığı, tarih kaydı bulunmayan listeye göre davacıdan 7.500.000 TL tevkifat yapıldığı, 22.06.1998 tarihinde 597.000.000 TL tevkifat tutarının Kurum hesabına yatırıldığı ve tevkifatın da dekont üzerinde yer alan tarihe göre Haziran 1998 döneminde yapıldığı kabul edilse dahi, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde davacının Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren tarım bağkurlu olduğuna ilişkin belge mevcut olmadığının belirtildiğini, Oysa dosyanın kaldırma kararı öncesindeki aşamalarında müvekkilinin Ağustos 1986 tarihinden itibaren tarım işi ile meşgul olduğu, başta tanık beyanları olmak üzere tüm dosya kapsamında ispatlandığını, bu nedenledir ki İstinaf makamı tarafından bu konuda bir değerlendirmeye yer verilmediğini ve bu konunun uyuşmazlık konusu edilmediğini, Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren Tarım Bağ-Kur Sigortalığının tespiti için gerekli araştırma yapılmadığını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı yapılmasını talep ettiği, bu kapsamda yapılan araştırma sonucu vergi kaydı ile ticaret ve sanayi oda kaydının bulunmadığı, davacının babasının sağlığında ve babasının vefatından sonra babasına ait olan arazilerde fındık işi ile uğraştığı, üretici belgesinin olmadığı, talep edilen döneme ilişkin tevkifat kesintisinin bulunmadığı hal böyle olunca dosya kapsamına göre davacının talep ettiği Ağustos 1986 tarihini takip eden ay başından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olmasına olanak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 ncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 ncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 nci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 ncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 3 ncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun’un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 ncü maddenin 1 nci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun’un 53 ncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

3. Değerlendirme
2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 ncü maddenin b bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların, Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacaklarının belirtildiği gözetildiğinde, Mahkemece, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespiti için gerekli şartlar araştırılmaksızın hüküm kurulmuştur.

Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda yer alan hükümler doğrultusunda, sigortalılığın ancak davacının sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı yapılması koşuluyla olabileceği gözönünde bulundurularak, davacıya ait 1998/Mayıs ve 2002/Kasım aylarına ait tevkifat belgeleri bulunduğu açık olup ayrıca ara dönemlerde de ürün satışları bulunduğu gözetilmeden bu dönem yönünden red kararı verilmesi hatalıdır.

Diğer taraftan, TMO Kocaeli Başmüdürlüğü tarafından Mali İşler Dairesi Başkanlığı’na yazılan tarihsiz ve 662962 sayılı iç yazışmada, davacının sattığı ürünlerden kesilen prim tevkifatı bulunduğu belirtilerek yazı ekinde sunulduğu ve altında “Ek: Bağ-Kur prim listesi” şeklinde de belirtilmiş olmasına rağmen listenin ekli olmadığı, buna rağmen listenin akıbetinin de araştırılmaması, ayrıca davacı yerine farklı bir kişiye ait prim ödeme bilgilerinin dosyaya girdiği anlaşılmakla davacıya ait prim ödemelerini gösteren Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin sicil dosyasının tamamlatılmaması da hatalıdır. Mahkemece, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak; belirtilen liste akıbetinin araştırılarak varsa tevkifat dönemlerinin hüküm altına alınması gerekir, ayrıca davacıya ait Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin sicil dosyasının da celbi ile prim ödemesi bulunup bulunmadığının tespiti ile davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak sigortalılık süresi belirlenmeli ve yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgiliye iadesine,

17.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.