YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18197
KARAR NO : 2023/589
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/308 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 19 gün hapis cezasına ve hak yoksunluklarına ayrıca hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2020 tarihli ve 14-2016/391793 numaralı, sanığın hükümlüsü olduğuna dair bilgi ve belge bulunmayan hükmün tekerrüre esas alınması nedeniyle tekerrüre dair uygulamanın hükümden çıkarılarak düzelterek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; suçun sübutuna, sanığın kastının bulunmamasına, seçenek yaptırım, erteleme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve kanuna aykırı olmasına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, şikayetçinin iddiası, sanık ve şikayetçi arasındaki mesajlaşmayı gösteren mesaj çıktıları, sanığın şikayetçinin çalıştığı iş yerinden görünecek şekilde sahile taşlarla yazdığı yazılara ait fotoğraf örneği, tanık ….’nin beyanı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamından sanığın şikayetçiyi cinsel amaçlı olarak taciz ettiği eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrasında yazılı suç tipini oluşturduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak hukuki süreç başlığı altında yer alan şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2. Sanık hakkında;
a) Temel ceza, suçun işleniş biçimi ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak takdiren alt sınırdan ve hapis cezası olarak tercih edilmiş,
b) Sanığın tekerrüre esas sabıkasının bulunması sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cinsel taciz suçu için 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmedildiğinden, verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan tedbirlerden birine veya adli para cezasına çevrilmesine;
c) Sanığın adli sicil kaydından, hakkında daha önce verilmiş 3 aydan fazla süreli hapis cezasına mahkumiyetinin bulunduğu anlaşıldığından, hükmedilen hapis cezası yönünden hapis cezasının ertelenmesini düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına,
d) Sanığın adli sicil kaydında bulunan Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/293 Esas, 2014/397 Karar sayılı kararı 5 ay 7 gün hapis cezasına mahkumiyeti tekerrüre esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suçun Sübutuna Yönelik
Olayın intikal şekli ve zamanı, şikayetçinin beyanı ile bu beyanı doğrulayan mesaj tutanakları, fotoğraf ile tanık beyanı, sanığın kovuşturmadaki mesajları gönderdiğine yönelik savunması ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip
tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Seçenek Yaptırımların Uygulanmasına Yönelik
5237 sayılı Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrası; “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre” şeklindeki düzenleme gereğince hâkime, kısa süreli hapis cezasının, seçenek yaptırımlara çevrilmesi konusunda takdir hakkı tanımıştır. Mahkemece seçenek olarak düzenlenen adli para veya hapis cezasında “Suçun işleniş biçimi ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak” takdiren hapis cezası tercih edilmiş, olay ve olgular başlığı altında 2 nci fıkranın (b) bendinde yer alan yasal ve yeterli gerekçe ile kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Erteleme Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik
Somut olayda sanığın, kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunması karşısında kanunen erteleme müessesesinin uygulanmasına engel bulunduğu, kaldı ki bu durumun Mahkemece değerlendirildiği, yeterli ve kanunî gerekçeyle erteleme kurumunun uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının ilgili bölümünde anılan hükmün uygulanabilmesi için “Sanığa daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması ..” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş, adli sicil kaydı incelenen sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu anlaşılmış ve bu nedenle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Ceza Hesabına Yönelik
Sanık hakkında 105 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca 3 ay hapis olarak belirlenen cezada aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca yarı oranında yapılacak arttırım ile belirlenecek cezanın 4 ay 15 gün hapis yerine 3 ay 15 gün hapis; 43 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca 1/4 oranında yapılacak arttırım sonucunda 5 ay 18 gün hapis yerine 4 ay 11 gün hapis; 62 nci madde uyarınca 1/6 oranında yapılacak indirim ile 4 ay 20 gün olarak belirlenmesi gereken sonuç cezanın 3 ay 19 gün hapis olarak eksik tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma konusu yapılmamıştır.
F. Tekerrür Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın sanığın adli sicil kaydında yer almamasının yanı sıra ilamın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemesinde de sanık ile ilgisinin bulunmadığı, diğer yandan adli sicil kaydı incelenen sanığın tekerrüre esas mahiyette Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesi 18.12.2015 tarihli 2015/374 Esas 2015/627 Karar sayılı ilamıyla verilen mahkumiyetinin bulunduğu anlaşılmış, bu hususun düzeltilmesi suretiyle eksikliğin giderilmesi mümkün görülmüştür, bu yönüyle Tebliğname’deki görüşe kısmen iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçenin (F) bölümünde açıklanan nedenle Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/308 Esas, 2016/453 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 3 üncü paragrafında yer alan ”Sanığın adli sicil kaydında bulunan Zonguldak 2. Sulh Ceza mahkemesinin 2014/293 E ve 2014/397 K sayılı 5 AY 7 GÜN HAPİS CEZASINA MAHKUMİYETİNE” ibaresinin çıkarılarak yerine “Sanığın adli sicil kaydında bulunan Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli 2015/374 Esas 2015/627 Karar sayılı” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.