Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/11871 E. 2008/4528 K. 29.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11871
KARAR NO : 2008/4528
KARAR TARİHİ : 29.04.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı kooperatif vekili, Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/426 Esas sayılı dosyasında, Kooperatifler Kanunu’ na göre kooperatiflerin elden borçlanamayacağını, buna rağmen eski yönetimin davaya konu bonoyu tanzim edip davalı …’ ye verdiğini, kooperatifin eski yöneticileri hakkında bu tür işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bu dava ile davacı vekilinin davalı aleyhine aynı iddialara dayalı olarak açtığı 2002/ 421Esas, 2003/50-51 Esas sayılı davalar ile diğer davalılar aleyhine aynı gerekçeyle açtığı 2001/328-340-360-420 Esas sayılı davalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davalılar vekilleri davacı kooperatifin borç altına giremeyeceği konusunda yasal sınırlama bulunmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuşlar, % 40 tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece dava konusu senetlerin davacı kooperatife satılan malzeme ve yapılan işler karşılığı verildiği, senet metinlerinde nakden yazmasının senetleri geçersiz kılmayacağı, kooperatifin bu şekilde borçlanmasının usulsüz olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava sayısınca %40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Birleştirilen 2002/360 Esas sayılı dava yönünden dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-2006/426 Esas sayılı dava ve bu dava ile birleştirilen 2002/421-422 Esas, 2003/ 50-51 Esas sayılı davalar yönünden; Davacı kooperatifin ana sözleşmesi “tip ana sözleşme” olup, “ amaç ve faaliyetler” başlıklı 6/5. maddesinde kooperatifin ancak finans kuruluşlarından kredi alabileceği öngörülmüştür. Ana sözleşmede özel kişilerden elden borçlanmaya imkan sağlayan bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Diğer taraftan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’ nun 98.maddesinin göndermesiyle kooperatifler hakkında da uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’ nun “Hükmü Şahısların Ehliyeti” başlıklı 137.maddesinde “Ticaret Şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar mahfuzdur.” hükmü yer almakta olup, bu hükümle ticaret ortaklıklarının medeni haklardan yararlanmaya ehliyeti düzenlenmiştir.
6762 sayılı Ticaret Kanunu’ nda yer alan bu düzenleme ile ticaret ortaklıklarının yararlanma … kanuni istisnalar saklı kalmak kaydıyla şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çerçevesi ile sınırlandırılmış, ultravires olarak adlandırılan bu teoriye göre ortaklığın iştigal konusu dışında kalan işlerin ortaklığı bağlamayacağı ilkesi benimsenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’ nun 09.12.1998 tarih, 1998/11-863. Esas, 1998/895 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, kooperatifin böyle bir işlemle bağlı sayılabilmesi, ancak bu işleme açıkça icazet vermesi ile mümkün olacaktır.
Yukarıda da ifade edildiği üzere, davacı kooperatifin ana sözleşmesinin, “Amaç ve faaliyetler” başlıklı 6/5.maddesinde kooperatifin ancak finans kuruluşlarından borç alabileceği öngörülmüştür. 1163 sayılı Yasa’ nın 3.maddesi uyarınca bu ana sözleşmede tescil ve ilan edilmekle üçüncü kişilerin kooperatifin amacını ve konusunu bildiklerine ilişkin bir karine oluşur ve aksi üçüncü kişilerce iddia ve ispat edilmedikçe bu karine etkisini sürdürür. (Bkz. G.Eriş, Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, 2.Baskı , sh. 1128)
1163 sayılı Kanun’ un 59/1. hükmü karşısında temsile yetkili kişiler ancak kooperatif namına onun amacının gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabileceklerinden kooperatifçe açıkça icazet verildiği anlamına gelecek bir işlem bulunmadığı durumda, kooperatif yöneticilerinin imzaladığı bonolar kooperatif yönünden bağlayıcı olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde;
Dava konusu bonoların ihdas nedeni hanesinde “nakden” ibaresi bulunmakta ve davalı alacaklılar bonoların kooperatifin aldığı borç karşılığında düzenlendiğini, davacı borçlu kooperatif vekili ise bonoların usulsüz düzenlendiğini ve karşılıksız olduğunu savunmaktadır.
Bonolar kooperatifi temsile yetkili eski yöneticilere ait çift imzayı içermekte ise de temsile yetkili kişiler ancak kooperatif namına onun amacının gerektirdiği hukuki işlemleri yapabileceklerinden ana sözleşmenin “amaç ve faaliyetler” başlıklı 6/5.maddesinde de “kooperatifin ancak finans kuruluşlarından borç alabileceği” öngörüldüğünden özel kişilere elden borçlanma niteliğindeki bu borçlanmaların açıklanan kapsamda olduğuna imkan bulunmamaktadır.
Mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilerek kooperatif kayıtlarında bonolar karşılığında kooperatife herhangi bir para veya mal girişi olup olmadığı, bonoların varlığını ortaya koyacak bir kayıt, elden borçlanmaya icazet anlamına gelecek bir işlemin bulunup bulunmadığı yönünden bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Birleştirilen 2002/328-420 Esas sayılı davalar yönünden; Davacının dava dilekçesinde “vesair tüm delail” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya yemin teklif etme … hatırlatılıp eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Birleştirilen 2002/340 esas sayılı dava yönünden;
a) Bu davada davaya konu edilen 20.05.2002 vade tarihli 600.000.000.TL bedelli bono yönünden dava konusu bononun ön yüzünde miktar kısmında 600.000.000.TL yazılı olmasına karşın rakam kısmında tahrifat bulunduğu görülmektedir.Bu durumda davacının tahrifat iddiasına yönelik delilleri toplanıp,konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
b) Bu davada davaya konu 20.06.2002 vade tarihli 600.000.000.TL bedelli bono yönünden, davacının dava dilekçesinde vs.deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile birleştirilen 2002/360 esas sayılı dava hakkında verilen usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle 2006/426 esas, 2002/421-422 Esas, 2003/50-51 esas sayılı davalar hakkında verilen hükümlerin temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) sayılı bentte açıklanan nedenlerle 2002/328-420 esas sayılı davalar hakkında verilen hükümlerin temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (4) sayılı bentte açıklanan nedenlerle 2002/340 Esas sayılı dava hakkında verilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.