YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6523
KARAR NO : 2023/2381
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2021 tarihli ve 2021/26382 Soruşturma, 2021/42539 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.05.2021 tarihli ve 2021/6193 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.05.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.06.2022 tarihli ve 2022/9974 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/92145 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/92145 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısı’nın, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısı’nın 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısı’nın soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekinin, şüphelinin kendisine kilometresi değiştirilmiş araç satarak dolandırdığını belirterek şikâyetçi olması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayetin araç alım satım sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve bu durumda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, aracın ilk sahibi şüpheli … ve diğer şüphelinin ifadelerinin alınması, aracın alım satımına ilişkin kayıtlar ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kilometresinin kimin mülkiyetinde iken ve ne kadar düşürüldüğünün tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itizın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, sahibinden.com isimli internet sitesinde gördüğü ilan üzerine şüphelilerden … ile irtibata geçtiği, yapılan yüz yüze görüşme ve şüphelinin araçta herhangi bir hata veya ayıp bulunmadığı, kilometresinin de orjinal olduğunu söylemesi üzerine 167.441 km’de olan aracın, 04.05.2017 tarihinde noter üzerinden satışının gerçekleştiği, daha sonra yapılan araştırmada ise aracın 22.02.2013 tarihinde kazaya karıştığı ve kilometresinin 201.842 olarak göründüğü, Tüvtürk üzerinden alınan araç muayene raporu verilerinde ise aracın 16.06.2015 tarihinde 166.788, 16.06.2017 tarihli muayenede ise 168.245 kilometrede olduğunun belirlendiği, aracın önceki sahibinin de şüpheli … olduğu, böylece kilometresi düşürülmüş aracın satılarak dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunması karşısında; şüphelilerin ifadelerine başvurulması, suça konu aracın geçmişe yönelik tüm tescil ve satış bilgilerinin ilgili Trafik-Tescil Dairesi’nden celp edilmesi, araca ait tramer kayıtlarının varsa önceki servis kayıtlarının ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kilometresinin düşürülüp düşürülmediğinin, düşürülmüş ise kimin mülkiyetindeyken düşürüldüğünün tespit edilmesi, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınmasından sonra somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayini gerekirken; “… müştekinin şikayetine konu eylemin temelde taraflar arasındaki ilişkinin alım satım akdinden kaynaklanan hukuki temelli bir ilişki olduğu ve sözleşmeye aykırılık, edimini ifa etmeme gibi iddiaların sözleşmenin haklı feshi ve aynı zamanda çeşitli alacak ve tazminat istemleri doğurabileceği, ancak bu iddiaların çözüm yerinin hukuk mahkemeleri olduğu, kesinleşen alacakların icra marifetiyle tahsil edilebileceği, şu haliyle anlatıma göre dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı…” şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.05.2021 tarihli ve 2021/6193 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.