Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/11405 E. 2022/13127 K. 26.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11405
KARAR NO : 2022/13127
KARAR TARİHİ : 26.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince verilen 14/09/2021 – 2021/İHK-2247 sayılı kararın süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 08/08/2017 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın kırmızı ışık yanmasına rağmen durmadığını, aracının ön tarafı ile davacıya ait motosikletin sol yan tarafına çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 5.100,00 TL’nin sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 08.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 104.008,47 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 4.212,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 108.220,65 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre talebin kısmen kabulü ile 3.369,75 TL geçici iş göremezlik ve 83.206,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 86.576,53 TL’nin 31.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından; AYM iptal kararı sonrası PMF yaşam tablosunun uygulanacağına ilişkin bir mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle TRH-2010 tablosu esas alınarak yapılan hesaplama esas alınarak belirlenen 80.529,20 TL tutar üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi (16.105,84 TL) uygulanması ile başvuru sahibi için 64.423,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.369,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 67.793,11 TL tazminatın kabulüne, sigorta şirketi vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, hakem kararının kaldırılarak yeniden karar oluşturulmasına, başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulüne, 64.423,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.369,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 67.793,11 TL tazminatın 31/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … şirketinden tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatının belirlenmesine yönelik alınan hesap raporunda TRH yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak davacının %8 oranında sürekli iş göremezliğine isabet eden zararının toplam 80.529,20 TL olduğu belirlenmiş, belirlenen bu tutar üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması ile başvuru sahibi için 64.423,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.369,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 67.793,11 TL tazminatın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve karara esas kabul edilen aktüer bilirkişi raporunda; 01/06/2015 tarihli zorunlu mali sorumluluk sigorta genel şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nın 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni zorunlu mali sorumluluk sigorta Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, İtiraz Hakem Heyeti tarafından esas alınan rapor bu yönüyle yeterli bir rapor değildir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinde, PMF yaşam tablosu ve prograsif rant formülü gözetilerek düzenlenen raporun hükme esas alınması gerektiğini belirtmesi karşısında; davacının talebi aşılmayacak şekilde PMF’ye göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması, bilinen ve bilinmeyen dönem hesabının hangi tarihlerden başlayıp hangi tarihte bittiği açık ve denetime elverişli bir şekilde belirtilerek tazminat hesaplamasının yapılması gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kaldı ki, İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi …’ın kaza tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamış olduğu ve ehliyetsiz motosiklet kullandığı dosyaya sunulan evraklardan anlaşıldığı için, bilirkişi raporuna göre hesaplanan tutar üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapıldığı anlaşılmakla; Dairemizin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması yönünde görüş bulunduğu, ancak dosya kapsamında mevcut Kaza Tespit Tutanağı ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince kusur bilirkişisinden alınan kusur bilirkişi raporu ile; davalı Halk Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı 33 SR 834 plakalı otomobil sürücüsü Faruk Yirik’in kazada %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, 33 UK 708 plakalı iki tekerli motosiklet sürücüsü …’ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda kazada kusuru bulunmayan davacı için ayrıca ehliyetsiz olması ve yaşının küçük olması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması da doğru değildir.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Hakem Heyetince hükme esas alınan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 16/07/2020 tarihli raporuna göre başvuranın özür oranının % 8 oranında olduğu bildirilmiştir. Ne var ki, anılan bu raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, 08/08/2017 olan kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre rapor düzenlenmiştir. Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde Adli Tıp Kurumundan veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, yeni bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı lehine 9.613,10 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. md. ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir” hükmü eklenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2. maddesinde ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte sayılan nedenlerle davacı vekilinin, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya geri verilmesine 26/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.