YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1070
KARAR NO : 2022/12563
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonucunda; davacının davasının reddine dair verilen kararın davacı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili davacıya ait davalı … nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile davalı …. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 24/12/2016 tarihinde karıştıkları kaza sonrasında hasarlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.550,00’şer TL tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalı … şirketlerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri; davanın reddini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının hasarın meydana gelişine ilişkin doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği, zararın gerek trafik ve gerekse kasko sigortası kapsamında bulunan bir hal sonucu meydana geldiği yönündeki ispat külfetinin davacının üzerinde bulunduğu, ancak, davacının bu yükü yerine getiremediği gerekçesiyle başvuru sahibinin talebinin reddine karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle araç hasar bedelinden oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait aracın kasko sigortacısı … ve kazaya karışan karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortacısı olan davalı Hdi Sigorta A.Ş.’den araç hasar bedeli talebinde bulunmuştur.
1-)Davacı vekilinin davalı Hdi Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği, zararın gerek trafik ve gerekse kasko sigortası kapsamında bulunan bir hal sonucu meydana geldiği yönündeki ispat külfetinin davacının üzerinde bulunduğu, ancak, davacının bu yükü yerine getiremediği gerekçesiyle itirazının reddine karar verilmişse de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki;
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK’nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, davaya konu trafik kazasına karışan, davalı Hdi Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı karşı araç sürücüsü ile davacının maliki olduğu araç sürücüsünün kusur oranlarının belirlenmesi konusunda herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadan, davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda Hakem Heyetince; kazada, davalı Hdi Sigorta A.Ş.’nin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunması halinde ve sürücünün kusur oranıyla sınırlı olarak 3. kişilerin zararlarından sorumlu tutulabileceği göz önünde bulundurularak; konusunda uzman bilirkişiden kusur raporu alınması ve kusurlu bulunması durumunda davalının zarardan sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken; eksik inceleme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin … yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6102 sayılı TTK’nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Somut olaya bakıldığında; olaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlendiği, sürücülerin alkol ölçümlerinin yapıldığı ve Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/162 sayılı dosyada davacıya ait kaskolu araç sürücüsü …’ın taksirle yaralama suçundan yapılan yargılama neticesinde ceza aldığı görülmektedir. Davacının hasar
ihbarını sürücü değişikliği konusunda şüpheli kılan bir durumun olmadığı (davalının tek yanlı aldığı ve varsayıma dayalı sonuç bildiren araştırma raporu dışında, bunun aksini gösteren bir delilin de olmadığı) açıktır.
Bu itibarla; doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal niteliği taşıyan bir davranışı olmayan davacının hasarın teminat kapsamında olduğunu ispat yükü altında olduğuna ilişkin kabul yerinde değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşında; ispat yükünün yer değiştirmesi şartlarının gerçekleşmediği; davaya konu hasarın teminat dışı olduğunu ispat yükü altında olan davalı sigortacının bu ispatı sağlayacak somut delil ortaya koyamadığı ve zararın teminat kapsamında olduğu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.