Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3520 E. 2008/5410 K. 15.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3520
KARAR NO : 2008/5410
KARAR TARİHİ : 15.05.2008

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … Şahane … ve davacı … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
1- Şikâyet eden … alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da gösterilen takip ve tahsil hükümlerine göre tahsiline imkân sağlayan hüküm; 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na 5020 sayılı yasayla eklenen Ek 5 nci maddedir. Ne var ki, bu hükme göre … alacağının anılan yasa çerçevesinde tahsili için, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.2006 gün ve 19-649/661 E.K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, “üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine sonuç doğurmamak” şartının tahakkuku gerekir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nun 366.maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
2- İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK’nın) 268’nci maddesinin 1’nci fıkrasına göre, “ 261 inci maddeye göre ihtiyaten haczedilen mallar, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden önce diğer bir alacaklı tarafından bu Kanuna veya diğer kanunlara göre haczedilirse, ihtiyati haciz sahibi alacaklı, bu hacze 100 üncü maddedeki şartlar dairesinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder.” Bu hüküm uyarınca ihtiyati haczin, kesin hacze iştirak edebilmesi için İİK’nın 100’üncü maddesindeki şartların somut olayda gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle ilk kesin hacizden önce konulan ihtiyati hacizlerin İİK’nın 100’üncü maddesindeki koşulları taşıyıp taşımadıkları kararın gerekçesinde açıklanmadan ilk kesin hacze iştirak ettirilmeleri usul ve yasaya aykırıdır.

3- İİK’nın 110’uncu maddesine göre, “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.” Bu nedenle “dosyalardan birinden satış talebinde bulunulması hâlinde diğer dosyalardan satış talebinde bulunmaya gerek olmadığı” şeklindeki mahkemenin kabulü hukukî dayanaktan yoksundur. Bu itibarla bedeli paylaşıma konu mal için konulan haczin düşüp düşmediği her dosya için ayrı ayrı değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, aksine gerekçelerle hüküm oluşturulması bozmayı gerektirir.
4- Hacizlerin yenilenmesi hâlinde yenilenen haciz, yenilendiği tarih itibarıyla yeni bir haciz olup, ilk haczin devamı niteliğinde değildir. Bu hususun dikkate alınmaması suretiyle yenilenen haciz tarihinin, ilk konulan haciz tarihinden itibaren sonuç doğuracak şekilde kabulü isabetsizdir.
5-Sıra cetvelinde sadece kendilerine pay ayrılan alacaklılar değil, tüm alacaklıların gösterilmesi gerekir. Şikayete konu sıra cetvelinin iptaline karar verilirken bu hususun nazara alınması zorunludur. Sonuç olarak, bu bentte ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmaların yapılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) numaralı bentteki nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.