YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17716
KARAR NO : 2022/14495
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakında İtiraz Hakem Heyetince verilen 09.08.2018 tarih ve 2018/İHK-6564 sayılı kararın, davacılar vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/7458 Esas, 2020/8040 Karar sayılı ilamı ile resen bozulmasına karar verilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince verilen 06.04.2021 tarih ve KIT/2021-76 sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; 13.11.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıya trafik sigortalı aracın, yaya olan davacıların desteği …’a çarpması sonucu vefat ettiğini, geride eşi, çocuğu, anne ve babasının kaldığını, kazanın karayolu bağlantısı olan tarlada meydana geldiğini, davalıya yapılan başvuru sonucu ödeme yapılmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geride kalan eşi … için 45.000,00 TL, çocuğu …, annesi … ve babası … için 5.000,00’er TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL destekten yoksun alma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş; 27.02.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini eş … için 176.350,44 TL, çocuk … için 39.438,78 TL, anne … için 45.533,26 TL, baba … için 31.199,00 TL olmak üzere toplam 292.521,48 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; fıstık tarlasında gerçekleşen kazanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda sayılan yerlerde meydana gelmediğinden teminat kapsamı içinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; kazanın fıstık tarlasında meydana geldiği, tarlanın karayolu bağlantısı olduğunun olay yeri basit krokisinden anlaşıldığı, tarlanın devamının patika yolu olup kaza ve oluşan zararın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile … için 121.026,27 TL, … için 39.438,78 TL; … için 37.847,71 TL; baba … için 31.199,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 15.01.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara taraf vekillerinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince; davalının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvuru sahipleri tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiş; hükmün davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/7458 Esas, 2020/8040 Karar sayılı ilamı ile “somut olayda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararın miktar bakımından kesin olmadığının anlaşıldığı, karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edildiği, İtiraz Hakem Heyetince sigorta kuruluşu tarafından yapılan, kazanın meydana geldiği yer itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigorta teminatı kapsamında olmadığına ilişkin itirazın kabulüne ve 09.05.2018 tarih K-2018/29722 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, kaldırılan hükmün yerine yeniden hüküm kurulmamasının infazda tereddüde yol açacağı, HMK’nın 297/2. maddesine uygun düşmeyecek şekilde infaz kabiliyeti olmayan hüküm tesisinin bozmayı gerektirdiği” şeklindeki gerekçeyle İtiraz Hakem Heyeti kararının resen bozulmasına, bozma kapsam ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak; kazanın meydana geldiği yerin karayolu olmadığı gibi KTK’nın 2/2. maddesinin (a) ve (b) maddelerinde sayılan yerlerden birinde de meydana gelmediği, teminat kapsamı içinde olmadığı gerekçesiyle; davalının itirazlarının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Somut olayda kaza, fıstık hasadı sırasında tarlada kamyonun geri manevra yaptığı sırada meydana gelmiş ve davacılar desteği vefat etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin (tarlanın) karayolu ile bağlantısı bulunmaktadır. 2918 sayılı KTK’nun 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. Bu nedenle meydana gelen zarar teminat kapsamındadır.
Şu halde İtiraz Hakem Heyetince; zararın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek, taraf vekillerinin diğer itirazları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.