YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12485
KARAR NO : 2009/8490
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dövize endeksli Konut Kredisi Borçlandırma Sözleşmesi’ni imzalayan kredi borçlusu ve kefilin borçlarını ödemediğini ileri sürerek, bu davalılar hakkında başlatılan takibe yaptıkları itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kredi borçlusu…, müvekkilinin yaptığı ödemelerin mahsubunun yapılmadığını ve talebin fahiş olduğunu belirtmiş, diğer davalı kefil ….., vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu karşısında,
a)Kefil …hakkındaki davanın 4077 Sayılı Yasa’nın 4822 Sayılı Yasa ile değişik 10.maddesi gereğince reddine, koşulları oluşmadığı ve ayrıca 5411 Sayılı Kanun’un 138.maddesi gereğince davacı icra inkar tazminatından istisna olmakla, davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına,
b)Davalı…’ın takibe itirazının kısmen iptaline, takibin kredi borcu yönünden 92.534.-Euro üzerinden 48.130.-Euro asıl alacağa takipten itibaren % 10 temerrüt faizi yürütülerek % 5 gider vergisi ile takip masraflarından kaynaklanan alacak yönünden 75.93.-YTL., 3.83.-YTL.asıl alacağa takipten itibaren % 112,5 temerrüt faizi yürütülerek % 5 gider vergisi ile ve talepnamedeki diğer koşullarla devamına, kabul olunan miktarın takip tarihinde Euro kur karşılığı YTL.üzerinden 41.955.25.-YTL. % 40 icra inkar tazminatının davalı…’dan tahsiline, takipten sonra 20.06.2003 tarihinde tahsil edilen gayrımenkul ihale bedeli 62.032.75.-YTL.nin infazda icra müdürlüğünce nazara alınarak mahsubunun yapılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince davalı kefil yönünden temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, Tüketici Kredisi niteliğindeki Dövize Endeksli Konut Kredi Sözleşmesi’nden kaynaklanmaktadır. Sözleşme tarihi 1994 tarihi olup, anılan sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla 2002 yılında icra takibine girişilmiş ve takibe itiraz edilmesi üzerine, aynı yıl içinde itirazın iptali davası açılmıştır. Yerel mahkemenin gerekçesinde yer alan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. maddesi “Tüketici Kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmü 06.03.2003 tarih ve 4822 Sayılı Kanun’un 15. Maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10.
maddesine eklenmiştir. Anılan yasa hükmünün geriye yürüyeceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu itibarla somut olay bakımından 2003 yılında yapılan değişiklikle getirilen bu yasa hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığı düşünülmeden mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.