YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12008
KARAR NO : 2007/2175
KARAR TARİHİ : 08.03.2007
Mahkemesi :İstanbul 10. İcra Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, düzenlenen sıra cetvelinde davacı alacağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/I nci maddesine aykırı olarak ilk hacze iştirak ettirilmediği iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davasıdır.
İcra Mahkemesi’nce dosya üzerinde yapılan incelemeye ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı Vergi Dairesinin bedeli paylaşıma konu taşınmazlardan biri üzerinde hiç haczi bulunmadığı, diğerindeki haczin ise sıra cetvelinin düzenlenmesinden önceki bir tarihte terkin edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/I nci maddesi hükmü, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen bir malın, paraya çevrilme tarihinden önce kamu alacağı için de haczedilmesi halinde, satış bedelinin garameten taksimi gerekeceğini öngörmektedir. Somut olayda davacı bedeli paylaşıma konu her iki taşınmaz üzerinde hacizleri bulunduğunu ileri sürdüğüne göre, bu taşınmazların ihale tarihi itibariyle çıkarılacak tapu kayıtlarının celbi ile davacı iddiasının doğruluğu denetlenmeli; sıra cetvelinin düzenlendiği tarihteki hukuki duruma değil, ihale tarihindeki hukuki duruma göre düzenleneceği ilkesi de göz önünde tutularak, yapılan terkinin niteliği tartışılmalı ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275 nci maddesine uygun düşmeyecek biçimde alınmış ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabet görülmemiştir.
Öte yandan sıra cetveline itiraz davaları nizalı yargılama işlerinden olup, davanın, dava sonucunda hukuki durumları etkilenecek olan kimselere yöneltilmesi ve özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 18 nci maddesindeki takdir yetkisinin, duruşma açılmak yönünde kullanılması gerekirken, evrak üzerinden karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 08.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.