YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11008
KARAR NO : 2009/12043
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 10.03-2009
Nosu : 631-186
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilince sanayi suyu satışı için davalıya izin belgesi verilmiş ise de bu belgenin geçerlilik süresinin bir yıl olduğunu ve bu sürenin dolmasına rağmen yenilenmediğini, davalıya yapılan yazılı başvuruya rağmen olumlu cevap da verilmediğini belirterek, cezalı tutarıyla birlikte 5.775.113.520.-TL.müvekkili kurum alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … beyanında, davalı şirketi temsil yetkisi bulunmadığını ve davanın kendisiyle ilgisi olmadığını bildirerek reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı yanca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2007/7185 Esas, 2008/1884 Karar sayılı, 29.02.2008 tarihli ilamıyla davalının husumet itirazı üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, davalı … ’ün ayrı ayrı … Ticaret Taahhüt ve İnşaat Malzemeleri Pazarlama Ltd.Şti.ile … Hayvan Üretimi ve Gıda Maddeleri Pazarlama Ltd.Şti.nin temsilcisi bulunduğu, davacının davasını bu şirketlerden … Ticaret Taahhüt ve İnşaat Malzemeleri Pazarlama Ltd.Şti.ne yöneltmesi gerekirken, öteki şirkete karşı hatalı şekilde davasını açtığı gerekçesiyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de; husumet yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmede yanılgıya düşülmüştür. Zira dosyadaki tüm yazışmalar birlikte değerlendirildiğinde, gerek dava dilekçesindeki adres, gerekse dosyaya sunulmuş olan ticaret sicil kayıtlarındaki adresler karşısında aleyhinde dava açılan şirketin dava dilekçesinde gösterilen şirket olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki beyanlarının hataya dayandığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davanın esasına girilerek iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.