Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/5508 E. 2007/9349 K. 01.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5508
KARAR NO : 2007/9349
KARAR TARİHİ : 01.11.2007

Mahkemesi : … 4. İcra Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmişse de davanın niteliği itibariyle bu isteğin reddiyle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkili banka alacağının tahsili için girişilen takibin kesinleştiğinin icra müdürlüğünce dikkate alınmadığını; öte yandan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun Ek 5 nci maddesi uyarınca alacaklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri çerçevesinde tahsili gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı yanın ihtiyati ve kesin haciz tarihlerinin kendi ihtiyati ve kesin haciz tarihlerinden sonra olduğunu, davacı banka alacağının kamu alacağı vasfını taşımadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince davacı banka alacağının 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun Ek 5 nci maddesi uyarınca eşit seviyede kabulü gerektiğinden bahisle şikayetin kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5020 sayılı yasa ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen Ek 5 nci maddenin uygulanabilmesi, yasanın tabiri ile “üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak” koşuluna bağlanmıştır. Bu durumda İcra Mahkemesince anılan yasa hükmünün uygulanmasının davalının haklarına etkisi üzerinde durulması ve eğer bu koşulun sağlandığı anlaşılırsa, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/I nci maddesinin ancak kamu alacaklarının tahsili bağlamında va’zedilen kesin hacizler bakımından söz konusu olabildiğinin göz önünde tutulması suretiyle bir karar verilmek gerekirken, davacı bankanın ihtiyati haczinin kesin hacze dönüşüp dönüşmediği de incelenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.