Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/3299 E. 2023/899 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3299
KARAR NO : 2023/899
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2018 tarihli ve 2017/108 Esas, 2018/365 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.01.2019 tarihli ve 2018/3591 Esas, 2019/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.07.2019 tarihli ve 2019/1895 Esas, 2019/1641 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 05.12.2019 tarihli ve 2019/7048 Esas, 2019/13067 Karar sayılı kararı ile özetle olayın sübutu ile niteliğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Ceyda ve Beyza isimli kişiler ile mağdure ve annesinin duruşmada dinlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulduğundan bahisle kararın bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

6. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2020/8 Esas, 2021/512 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.02.2022 tarihli ve 9-2022/20018 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekili temyiz isteminde, mağdurenin aşamalardaki beyanı, sanığın suçtan kurtulmaya matuf ve hayatın olağan akışına aykırı savunmaları, sanık ile husumeti olmayan hayatın olağan akışına ve oluşa uygun müşteki, mağdure ve tanık beyanları, olaya ve oluşa uygun Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen hakkında beraat yönünde hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Katılan mağdure vekili temyiz isteminde, mağdurenin yaşı itibariyle olayları net tarih vererek anlatmasının beklenemeyeceği, Adli Tıp Kurumu raporunda anal bölgeye parmak sokmak suretiyle gerçekleşen eylemlerde travmatik bulgu oluşmayabileceğinin belirtilmesi, mağdurenin bulunduğu olaydan kaynaklı olarak ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor içeriği, taraflar arasında husumet bulunmaması, sanığın mağdureyi odaya çağırdığına dair mesaj içeriği gözetilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “Mağdure beyanında özetle; 2017 yılı Ağustos ayı içerisinde anne ve babasının cenazeye gittiklerinde kendisine ve kardeşi …’e bakması için sanığı evlerine çağırdığını, anne ve babasının cenaze dolayısıyla evden ayrıldıkları gece odasında uyuduğu esnada sanığın habersizce odasına geldiğini, sanığın cinsel organını ağzına sokmak istediği esnada uyandığını, sanığın ailesiyle birlikte yaşadığını, sanığın ailesinin evi ile kendi evlerinin yakın olduğunu, genellikle pazar günleri ailesiyle birlikte sanığın ailesinin evine gittiklerini, sanığın ailesinin evine gittiklerinde ise kendisinin bilgisayar oynamak amacıyla anne ve babasının bulunduğu odadan ayrılarak sanığın odasına gittiğini, anne ve babasının başka odada oturduğu esnada sanığın odasının kapısını kilitleyerek kendi cinsel organına ellemesini istediğini, kendisine “ikimizde seni çok özledik” dediğini, bu olayın farklı tarihlerde 4-5 kez gerçekleştiğini, sanığın farklı tarihlerde anal ve oral yollardan cinsel organ sokmaya çalışarak kendisini istismar ettiğini beyan ettiği, mağdurenin bilgisayarla oynamak için sanığın odasına gittiği farklı tarihlerde en az 4-5 kez cinsel istismara maruz kaldığını söylemesine rağmen bir veya ikinci istismardan sonra sanık ile baş başa kalacağını bile bile halen sanığın odasına 3., 4. veya 5. defalarda da gitmesinin, sanığın kendisine dedesinin cenazesinden önce de farklı tarihlerde cinsel istismarda bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen ailesinin kendisini ve kardeşini sanığa emanet etmiş olmasını kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, sanığın odasına bilgisayarla oynamak için gittiğinden dolayı sanık ile sanığın odasında baş başa kaldığını beyan etmiş olmasına rağmen sanığın kendisine anne ve babasının yatak odasında anal ve oral yoldan cinsel istismarda bulunduğunu belirtmiş olması, mağdurenin beyanından sanığın odasında mı yoksa anne ve babasının odasında mı cinsel istismara maruz kaldığının anlaşılamaması, mağdurenin cinsel istismara maruz kaldığı dönemlerde aynı evin içinde kendi annesinin, babasının, kardeşinin, sanığın annesinin ve babasının da bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen mağdureye karşı gerçekleşen eylemleri görenin ve duyanın olmaması, mağdurenin beyanlarından ne zaman ve nasıl cinsel istismarlara maruz kaldığının kesin ve net bir şekilde anlaşılamaması, dosya içerisinde mağdurun cinsel istismara uğradığına dair adli rapor bulunmaması, tanık … …’in beyanında mağdurenin babasıyla görüşme yaptığı sırada mağdurenin kardeşi olan tanık …’ın gelerek babası olan katılan …’e olayları ablasının abarttığına dair beyanda bulunduğunu söylemiş olması, yine tanık … … beyanında mağdurenin babannesiyle sanığın babası arasında miras anlaşmazlığı olduğunu belirtmiş olması, yine dinlenen tanıkların görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmaması, tanıkların duyumlarının ise mağdurenin dolaylı ve üstü örtülü anlatımlarından ibaret olduğu kül halinde değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mağdurenin soyut iddialarının haricinde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut delil bulunmadığı” şeklindeki gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin tüm aşamalardaki beyanları, mağdure beyanlarının tutarlı ve güvenilir olduğuna dair adli görüşmeci raporu, mağdure beyanlarını doğrulayan bozma sonrası dinlenen tanık anlatımları, dosyaya sunulan mesaj içeriği, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mağdurenin babasının kuzeni olan sanığın, ilk olarak 14.08.2014 tarihinde mağdurenin ailesinin cenaze evine gitmeleri nedeniyle kendisine teslim edilen mağdureye karşı bu tarihten başlamak üzere Şubat 2017 tarihine kadar değişik zamanlarda birden fazla kez cinsel organını mağdurenin yanağına ve ağzına sürtmek, kıyafetleri içinden cinsel bölgelerine dokunup yalamak, göğüslerini öpmek şeklindeki
eylemlerinin bütün halinde 6763 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile üçüncü maddesinin (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenlenen zincirleme surette çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek anılan maddeler uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Yukarıda açıklanan bozma sebebine istinaden Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2020/8 Esas, 2021/512 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.