Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2658 E. 2023/3655 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2658
KARAR NO : 2023/3655
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI :

Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin ikinci fıkrasına yer alan ilave 6 puanlık teşvikten faydalandırılması gerektiğinin tespiti ile aksi Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı … Başkanlığının istinaf isteminin esastan kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine dair, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendisinin özel nitelikli iş yeri olduğunu ve davacı şirketin 6102 sayılı Kanun kapsamında 02.04.2018 tarihinde kurulduğunu 46486 sayılı SGK teşvik uygulaması nedeniyle davacı şirket hakkında 83.698,34 TL idari para cezası ve gecikme para cezası kesildiğini, bu işlemin 28.06.2019 tarihinde taraflarına bildirildiğini, davacı şirket tarafından 12.07.2019 tarihinde bu cezanın kaldırılmasının yazı ile talep edildiğini, cevaben talebin … sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamına giren ortaklıkların 5510 sayılı Kanun 81/1-i bendi ve 81/2 fıkrasında öngörülen sigorta prim teşviki kapsamına girmediğinden bahisle reddedildiğini, 5216 sayılı Büyükşehir … Kanunu’nun 26 ncı maddesinde Büyükşehir belediyelerinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabileceklernin düzenlendiğini, belediyelerin kamu tüzel kişiliğine haiz olduğunu, belediyelerin ise ayrı tüzel kişiliğe sahip olup, hissedarı olduğu şirketlerin TTK hükümlerine tabi özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmasından dolayı şirketlerin belediyeye bağlı teşekkül sayılamayacağını, davalı idarenin cevabi yazısında belitmiş olduğu kanun maddesinde açıkça belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin belirtilmediğinden bahisle davacı şirketin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Mevzuat Komisyonu tarafından alınan 20.08.2019 tarih 62 sayılı karar ile … sayılı Kanun’un 30/2 fıkrası gereği genel bütçeye dahil daierelerin, katma bütçeli dairelerin, döner sermayelerin, fonların. Belediyelerin, il özel idarelerinin, belediyelrin ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmelerin, sosyal güvenlik kurumlarının, bütçeden yardım alan kuruluşların ve özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kuurl, üst kurul ve kuruluşları kamu iktisadi teşebbüslerinin ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklar, 5510 sayılı Kanun’un 81/1-i bendi ile 81/2 fıkrasında öngörülen sigorta primi teşviki kapsamına girmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davalı idare vekili yapılan kesintinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya arasında bulunan 06.02.2018 tarih ve 8 nolu Tonya belediye meclis kararının incelemesinde işletmenin bütçeden pay ve yardım aldığını, işletmenin giderlerini belediye gelirleri ile karşıladığını, faaliyet alanın genel personel işleri ile ilgili kamu yönetim işleri olduğu görülmektedir.

Belediyelerin devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip oldukları dolayısıyla belediyelerin hissedarı oldukları TTK hükümlerine göre kurulan şirketlerin 233 sayılı KHK kapsamında bulunmadığı ve kamu iktisadi teşebbüsü sayılmadığı yargıtay kararında belirtilmiştir. Belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin belediyeden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişiliği vardır ve belediyeye bağlı teşekkül sayılmazlar.

Belediye şirketlerinin,734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale kanunu uyarınca ortaklık kurduğu belediye ihalesine katılabildiği hususu, Sosyal güvenlik kurumu tarafından bu şirketlerin Özel işyeri kodu ile tescil edildiği, 5520 sayılı vergi kanunun çerçevesinde değerlendirilemiyor olması sebebi ile 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde sayılan prim teşvikinden yararlanamayacaklara ilişkin olarak istisnaların arasında olmadığına kanaat getirilerek aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.

1-Davanın kabulü ile; davalı Kurum tarafından davacı aleyhine başlatılan … nolu işlemin iptaline, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … sayılı Kanunun 30/2 nci fıkrasındaki düzenleme; “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” şeklindedir.

Bu halde davacı şirketin … sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinden olduğu ve 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda 01.03.2011 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 81(ı) maddesi kapsamından faydalanamayacağı, prim teşvikinden faydalanma noktasında özel sektör işvereni sıfatını taşımayacağı anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. (Benzer yönde Yargıtay 10. HD 2021/7972 Esas, 2021/15009 Karar sayılı ilamı)

Bu nedenlerle, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Aydın 1. İş Mahkemesi’nden verilen 15.09.2020 tarih, 2018/184 Esas ve 2020/183 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına ve davacının davasının reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde kendisinin de özel hukuk tüzel kişiliğinin bulunduğunu, davalı Kurumca … sayılı Kanun kapsamında sermayesinini yarısından fazlası kamuya ait olması nedeniyle anılan teşvikten faydalandırılmamasına dair yaptığı işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin ikinci fıkrasına yer alan ilave 6 puanlık teşvikten faydalandırılması gerekip gerekmediğine ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile birlikte … sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.