Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3705 E. 2008/11092 K. 17.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3705
KARAR NO : 2008/11092
KARAR TARİHİ : 17.11.2008

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih :04.12.2007
Nosu :1519-1710
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Dursun Ali … arasında imzalanan sözleşme uyarınca adı geçene kredili bankomat kredisi kullandırıldığını, davalıların da sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzaladıklarını, borçların ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, garantör olan şahısların kendileri olup imzaların da kendilerine ait olduğunu, dava dışı borçluya kullandığı tüketici kredisi için kefil olduklarını, bankomat kredisi için kefil olmadıklarını ve davayı kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, asıl borçluya başvurulup tüm yollar denenmeden davalılara gidilemeyeceği, davanın koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılar tarafından imzalanan “Bankomat Kredisi ve kredi için garanti şerhi” başlıklı sözleşmenin düzenlenmesindeki gerçek amaç gözetildiğinde kefalet olarak yorumlanması gerektiğine ilişkin yerel mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Her ne kadar mahkemece 5464 sayılı yasanın 24.maddesinde öngörülen adi kefalete ilişkin hükümlere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sözleşmenin 1998 tarihli olması, 5464 sayılı Yasanın 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe girmesi ve geçmişe uygulanacağı hakkında yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında yerel mahkemenin bu konudaki gerekçesinde isabet görülmemiştir. Ne var ki, sözleşmede hangi borç için kefil olunduğu yazılı olmadığı gibi kefalet limiti de belirtilmediğinden geçerli olmayan bu sözleşmeden dolayı davalıların sorumluluğu düşünülemez. Bu nedenle sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca belirtilen bu gerekçeyle düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca hükmün değiştirilerek düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.