Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/2140 E. 2007/7372 K. 12.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2140
KARAR NO : 2007/7372
KARAR TARİHİ : 12.07.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava davacının keşidecisi olup davalı emrine düzenlenen 11.7.2005 tarihli 60.000 YTL bedelli çekin teminat olarak verildiği, bu nedenle borçlu olunmadığının tespiti ve davalıdan olan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, çekin davacıdan olan alacağına karşılık verildiğini, davacıya borcunun da olmadığını belirterek davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre çekin teminat olarak verildiğinin kanıtlanamadığını, tedbir kararı da dikkate alınduğunda davanın reddine 56.194.65 YTL tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yemin delili sair delillerle kanıtlanamayan olgunun en son kanıtlama yoludur. Davacı dava dilekçesinde ve delil listesinde vesair deliller demekle yemin deliline de dayandığından davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi İİK.nun 72.maddesinde “dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar .Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır”. hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda davacı vekili hem borçlu olmadığının tespitini istemiş hem de davalıdan alacaklı olduğunu belirterek alacak talebinde bulunmuştur. Alacak davalarında tazminata hükmedilemez. Bu durumda mahkemece sadece menfi tesbit davası yönünden tazminata hükmedilmesi gerekirken alacak talebinin reddi nedeniyle de tazminata hükmedilmesi kabul şekli itibari ile doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.7. 2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.