Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2005/11526 E. 2006/4920 K. 03.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11526
KARAR NO : 2006/4920
KARAR TARİHİ : 03.05.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, 20.5.1999 tanzim 24.5.1993 vadeli senede dayalı olarak yapılan … İcra Müdürlüğünün 1999/1632 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı savunmasında talep konusu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre takibe konu senetteki imzanın borçlu davalıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takip dayanağı belgedeki imzanın borçlu davalıya ait olup olmadığının tespiti için mahkemece 9.7.2002 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmış ise de, bu raporda “basit ve polimer imzalar”olması nedeniyle imzaların davalıya ait olup olmadığı yönünde bir saptamaya gidilemediği bildirilmiştir.
Bunun üzerine mahkemece, 7.11.2003 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik ve Grafoloji İhtisas Dairesince düzenlenen ikinci rapor alınmış, bu raporda çoğunluğu oluşturan uzman bilirkişiler imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde bir saptama yapılamadığı görüşünü, azınlık bilirkişiler ise davalının eli mahsulü olduğunu bildirmişlerdir.
Bilahare mahkemece, 28.9.2005 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu alınmış bilirkişiler imzanın davalı borçluya ait olduğu kanaatini raporun sonuç kısmında bildirmişler ise de, raporun inceleme ve tetkik kısmının 3.paragrafında “imzaların bir kere de optik aparatlarla incelenmesi için konunun … Polis laboratuvarında görülmesini öneririz” dedikleri anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, ikinci Adli Tıp Kurumu raporunun kendi içinde muhalefetli olması ve hükme esas alınan son bilirkişi raporunda ise daha geniş inceleme için yeni bir mercide araştırma yapılması tavsiye olunduğuna göre anılan rapor hükme esas alınamaz. O halde yapılacak iş dosyanın ileri inceleme teknikleri kullanan kurum veya kuruluştan imzanın borçluya ait olup olmadığının tespiti açısından rapor alınıp hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Diğer yandan takip öncesi dönemde asıl alacağa işletilmiş bulunan temerrüt faizine takipten sonra da faiz işletilmesine olanak sağlayacak şekilde karar verilmesi BK.nun 104/son maddesine aykırı olup kabul şekli itibariyle doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.