Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/25514 E. 2023/1429 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25514
KARAR NO : 2023/1429
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Hükmedilen ceza miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız yapılan değerlendirmede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.11.2012 tarihli ve 2012/2484 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Kocaeli 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2012/891 Esas, 2013/734 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Kocaeli 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2012/891 Esas, 2013/734 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2016/2387 Esas, 2019/8736 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanunla 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinde yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla delilleri değerlendirme ve yargılama yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

4. Kocaeli 5. Asliye Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2019/280 Esas, 2019/522 Karar sayılı kararı ile anılan bozma ilamı uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.

5. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2019/548 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararı ile sanığın, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci cümlesi, 53 üncü maddesi ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın üst sınırdan cezalandırılması ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Suç tarihine en yakın tarihli rapora göre katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığına, olayın üzerinden dokuz yıl geçtikten sonra ruh sağlığı bozukluğunun tespitinin başkaca nedenlere dayanabileceğine, ilk rapora itibar edilmesi gerektiğine, katılan mağdurenin görgü tanığı olarak ileri sürdüğü kişilerin sanığın fiziksel temas içeren bir eylemini görmediklerini beyan etmesi, mağdurenin ifadeleri arasındaki çelişkiler, facebook messenger üzerinde taraflar arasında mesajlaşma olduğuna dair bir delilin olmaması nedeniyle sanığın mahkumiyeti için mevcut delillerine yeterli olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkeme, “…Sanık … ***** 2012 yılı Mart ayından sonraki zamanda 2012 yılı içerisinde aynı sitede farklı blokta oturan katılan mağdur … ***** konuşmak için çeşitli bahaneler uydurarak yaklaşmaya çalıştığı, sanığın katılan mağdura ısrarla Facebook’tan arkadaşlık isteği gönderdiği, sanığın sürekli ısrar etmesi üzerine katılan mağdurun arkadaşlık teklifini kabul ettiği, sanık … ***** Facebook’tan katılan mağdura sürekli mesajlar attığı, lunaparkta buluşma teklifinde bulunduğu, sanığın katılan mağduru gördüğünde ellerini mağdurun omuzuna atarak saçlarını okşadığı bu eylemi 5-6 kez tekrar ettiği sanığın bu surette katılan mağdur …’ya yönelik zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği…” şeklindeki kabulüyle sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.

2. Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen rapora göre katılan mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu anlaşıldığından lehe Kanunun belirlenmesi yoluna gidilerek sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe girip lehe değişiklik getiren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2012 yılı Mart ayı ve sonrası” yerine “2012” şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Katılan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanıkların anlatımları, sanığın çelişkili savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; suç tarihi itibarıyla katılan mağdureden yirmi bir yaş büyük olduğu anlaşılan sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde elini katılan mağdurenin omzuna atıp saçını okşamak şeklindeki eylemleri öncesinde katılan mağdureye güzel olduğunu söyleyip facebook üzerinden gönderdiği arkadaşlık teklifini kabul etmesi için ısrarcı olması, yine sübuta eren eylemleri sırasında “Sen çok güzelsin, bacakların çıplak geziyorsun, sinekler seni ısırır, tatlı kanın nerede olduğunu iyi biliyorlar.” biçiminde konuşması nedeniyle cinsel duygularını tatmin etmek amacıyla hareket ettiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. İntikalden bir gün sonra alınan ruh sağlığı raporunun tek hekim tarafından düzenlendiği ve süre koşulunu sağlamadığı anlaşıldığından, Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından usule uygun bir şekilde düzenlendiği anlaşılan rapora göre mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu kabul edilerek yapılan Kanun karşılaştırması sonucunda 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin sanık lehine olduğu kabul edilerek kurulan hükümde, bir isabetsizlik görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen
iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde

belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın suç işleme kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı göz önüne alınarak temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2019/548 Esas, 2021/200 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.