Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/19390 E. 2023/270 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19390
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

1. Suça sürüklenen … … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, suça sürüklenen … … hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği ve söz konusu karara ilişkin katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz taleplerinin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bu yöndeki esastan red kararlarının kesin olması sebebiyle
04.11.2020 tarihli ek karar ile reddedildiği ve bu ek kararın temyiz edilmediği anlaşılmıştır.

2. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2020 tarihli ve 2019/310 Esas, 2020/86 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü fıkraları, 43, 61, 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, aynı Kanun’un 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2020 tarihli ve 2019/310 Esas, 2020/86 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen … … hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı suçundan, suça sürüklenen … … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, suça sürüklenen … … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.

3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/1090 Esas, 2020/1163 Karar sayılı kararı ile sanık … suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili, sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,suça sürüklenen … … müdafiinin istinaf başvurusunun vekalet yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

4. Suça sürüklenen … … hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçu, suça sürüklenen … … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükümleri kesinleşmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafii: Sanık …’ın yüzde 0,01 de olsa bebeğin biyolojik babası olmama ihtimali olduğunu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tipiklik şartı gerçekleşmişçesine varsayılmamasını, sanık hakkında verilen kararda zincirleme suç hükmüne esas alınan vakaların hangileri olduğu ve nasıl ispat edildiğinin belirsiz olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Katılan Bakanlık vekili: Suça sürüklenen çocuklar …’in atılı suçları işlediklerinin mağdurenin ve müşteki …’nin beyanları ile sabit olduğunu, sanık … hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğini, kurum lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

3. Katılan mağdure vekili: Sanıklardan …’in suçtan kurtulmak amacıyla hareket ettiklerini, yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, sanık … ile tanık … arasındaki olaylar tam netleşmeden yapılan yargılamanın hatalı olduğunu beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 30.04.2019 tarihinde Ünye Devlet Hastanesi tarafından, 17 yaşında olan … … isimli mağdurenin cinsel saldıraya maruz kaldığı ihbarının yapılması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında mağdurenin ihbar tarihi itibariyle 23 haftalık hamile olduğunun tespit edildiği, mağdurun alınan beyanında, …………’in kendisine cinsel saldırıda bulunduklarından bahisle şikayetçi olmuştur.

2. Sanık …’ın mağdurenin öz abisi olduğu, sanığın ilk olarak mağdure 12 yaşında iken birlikte ikamet ettikleri evde kimsenin olmadığı bir zaman mağdurenin göğüslerini ve vücudunu ellediği, yine aynı yıl içerisinde sanığın evde kimsenin olmadığı bir gün mağdure ile zorla vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği son eylem tarihi olan Nisan 2019 tarihine kadar değişik aralıklarla birden fazla kez mağdureye karşı cinsel istismarda bulunduğu; sanığın izne geldiği tarih olan Nisan 2019 tarihinde mağdure öksürdüğü için mağdureyi hastaneye götüreceğini söyleyerek evden araba ile aldığı, hastaneye giderlerken hastane yolunda bir köy yoluna saparak aracı fındık bahçelerinin arasında tenha bir yerde durdurduğu ve araçtan inerek çevrede kimsenin olup olmadığını kontrol ettikten sonra mağdurenin pantolonunu ve iç çamaşırını çıkararak mağdure ile zorla ayakta cinsel ilişkiye girdiği, sonrasında ise mağdureyi hastaneye götürmeyip mağdure ile eve döndükleri, daha sonra mağdurenin karın ağrısı şikayeti için hastaneye götürüldüğünde 23 haftalık hamile olduğunun tespit edildiği ve mağdure doğum yaptıktan sonra alınan numuneler ile yapılan DNA testinde sanığın 15.08.2019 tarihinde doğan L. …’un %99,99 oranda biyolojik babası olduğunun tespit edilmiş, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. Suça sürüklenen … …’in, mağdurenin komşusu olduğu, somut olayda, mağdure her ne kadar kendisine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmiş ise de, soruşturma aşamasında alınan ilk beyanında suça sürüklenen … …’in eylemlerinin cinsel organını cinsel organına değdirme şeklinde gerçekleştirdiğini söylediği; ancak savcılık tarafından alınan beyanı ile kovuşturma aşamasında tarafından alınan beyanlarında eylemlerini cinsel organ sokmak sureti ile gerçekleştirdiğini söylediği; yine savcılık tarafından alınan beyanında ikinci eylemini 2017 yılının Aralık ayında evde yalnız olduğu bir zaman kapıyı zorlayarak girmek sureti ile yaptığını beyan ettiği; ancak kovuşturma aşamasında ikinci eylemin Aralık ayında olmayıp yaz ayında gerçekleştiğini söylemek suretiyle değişen aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu; tanık olarak dinlenen mağdurenin babası olan …’in alınan beyanında mağdurenin hamile kalmasından yaklaşık bir yıl kadar önce mağdurenin okul ile ilişiğini kestiğini, mağdurenin okul ile ilişkisi kesildikten sonra suça sürüklenen … …’in evlerine geldiğini ve kızı olan mağdurenin derslerini yapması konusunda itiraz etmeden yardımda bulunduğunu, mağdurenin suça sürüklenen çocuğun evlerine gelmesini istemediğini söylemesi gibi bir durumun olmadığını ve mağdurenin bu konuda olumsuz bir şey söylemediği de nazara alındığında kendisine karşı cinsel istismarda bulunan suça sürüklenen çocuğun olay sonrası evlerine gelip gitmesi konusunda mağdurenin olumsuz bir şey söylememesi ve suça sürüklenen … …’in evlerine geldiğinde ödevlerinde yardım etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı gibi travmatik sonuçlar doğuran böyle bir eyleme maruz kalan mağdurenin buna engel yoğun bir tehdit ve baskı altında olmamasına rağmen ailesine, eğitim gördüğü okul yetkililerine veya kolluk birimine sanık …’ın sübut bulunan eyleminin iradesi dışında ortaya çıkana kadar bildirmemesi hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda üzerine atılı suçu işlediğine dair mağdurenin çelişkili soyut beyanı haricinde her türlü şüpheden uzak, kesin, net ve tam bir vicdani kanaat getirir delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.

4. Suça sürüklenen … …’in mağdurenin akrabası olduğu, mağdure her ne kadar kendisine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmiş ise de, tanık olarak dinlenen mağdurenin babası olan …’in suça sürüklenen … …’in benzin bidonunu getirmekte geciktiği için kızı olan mağdureyi arayarak niye geç kaldığını sorduğunda mağdurenin benzin bidonunu bulamadıklarını söylediğini, mağdurenin de bu görüşmeyi olay gerçekleştikten sonra yapıldığını beyan ettiği nazara alındığında mağdurenin ne telefonda ne de eve döndüklerinde kızının kendilerine bir şey anlatmadığını beyan ettiği, mağdurenin kendisine karşı gerçekleştirilen istismar eylemini sıcağı sıcağına kendisini arayan babasına söylememesi hususu ile olay günü taziye nedeni ile kalabalık olan köy yerinde mağdureye karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştiren suça sürüklenen … …’in mağdureye karşı cinsel istismar eyleminde bulunduktan sonra mağdurenin yaşananları ailesine anlatmasından dahi çekinmeyerek taziye yerine dönmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği; öte yandan mahkemece duruşmada yapılan gözlemde mağdurenin, suça sürüklenen … …’in yaş olarak büyük ve yaşı ile orantılı olarak nispeten fiziksel olarak daha gelişmiş olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde köy halkının taziye için buluştuğu bir günde taziye evine gözle görülebilir bir mesafe ve yerde bulunan olay yerinde mağdureye karşı suça sürüklenen … …’in üzerine atılı suçu işlediğine dair mağdurenin beyanı haricinde her türlü şüpheden uzak, kesin, net ve tam bir vicdani kanaat getirir delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Müdafiinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin mahkeme tarafından aldırılan DNA raporu ile sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Katılan Mağdure Vekili ile katılan Bakanlık Vekilinin Beraat Hükümlerine Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine ve Sanık … Hakkındaki Mahkumiyet Hükümlerinde Üst Sınırdan Ceza Verilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz Sebepleri
1. Katılanlar vekillerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun yasal unsurları oluştuğu halde suça sürüklenen çocuklar … hakkında bu suçtan beraat kararı verilmesine ilişkin temyiz istemleri yönünden; mağdurenin çelişkili soyut beyanı haricinde her türlü şüpheden uzak, kesin, net ve tam bir vicdani kanaat getirir delil elde edilemediğinden beraat kararlarında hukuka aykırılık bulunamamıştır.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve … Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, … ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

3. İlk derece Mahkemesince sanık … hakkında kurulan hükme yönelik gerekçesinin yeterli olduğu anlaşıldığından bu hususta bozma isteyen katılan Bakanlık vekilinin talebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/1090 Esas, 2020/1163 Karar sayılı kararında sanık … müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ünye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2023 tarihinde karar verildi.