Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/12020 E. 2007/5233 K. 24.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12020
KARAR NO : 2007/5233
KARAR TARİHİ : 24.05.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete üst sınır ipoteği ile borçlu olup, ipotekli taşınmazın İcra Müdürlüğü’nce satılıp ipotek bedelinin alacaklıya ödendiğini, ancak davalı alacaklının İcra Tetkik Mercii’ne şikayeti sonucunda, Mercii tarafından alacaklıya üst sınır ipoteği haricinde 9.195.75.-YTL. daha para ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinden fazla tahsil edilen bu bedelin yasal faizi ile davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, İİK.nın 72/7. maddesi uyarınca davanın (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının aynı zamanda esas borçlu olması nedeni ile limiti aşan miktardan da sorumlu olduğunu, davacının maddi hukuk bakımından müvekkiline borçlu olduğunu, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu miktar nedeni ile takas mahsup talebinde bulunduklarını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın davalı lehine sahibi olduğu taşınmaz üzerinde üst sınır ipoteği kurulduğu, davalının giriştiği takip sonucunda davalıya üst sınır miktarı dışında 9.195.75.-YTL. daha ödendiği, ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile borca itiraz edilmemiş olmasının ipotek limitini yükseltmeyeceği, davacının sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu, davanın yasal süre içinde açıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK.nun 72/VII. Maddesi uyarınca istirdat davası (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı niteliğinde olmadığından mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Hak düşürücü süre borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yani borçlunun bu parayı doğrudan doğruya alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine ödendiği tarihte başlar. Başka bir anlatımla, paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği gün bir yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir (Bkz.Prof.Dr.Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı S-343). Somut olayda paranın icra dairesine 03.06.2003 tarihinde yattığı anlaşıldığından, 27.01.2005 olan dava tarihi dikkate alındığında davanın hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle reddi gerekirken, mahkemece paranın alacaklıya ödendiği tarih itibariyle hak düşürücü sürenin geçmediği gerekçesine dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.