Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14623 E. 2023/2250 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14623
KARAR NO : 2023/2250
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1252 E., 2022/1646 K.
DAVA TARİHİ : 06.11.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Simav Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/215 E., 2021/288 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşinden boşandığını ve babasından ötürü ölüm aylığı almaya başladığını ancak daha sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesi ile ölüm aylığının kesildiğini, Kurum işleminin yerinde olmadığını, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını ileri sürerek davacıya aylığının tekrar bağlanmasına ve ödenen aylıklar nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı konuda daha öncede … İş Mahkemesinin 2012/21 E. sayılı dosyası ile açtığı davanın aleyhine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından davacı ve boşandığı eşinin boşanma ilamından sonra bir dönem bir arada yaşadığı ancak daha sonra eylemli ayrılığın gerçekleştiği, dava tarihi itibarıyla eylemli ayrılık olgusunun mevcut olduğu, be nedenle davacıya talep ettiği gibi dava tarihi itibarıyla yetim aylığının bağlanması gerektiği, öte yandan davacının menfi tespit talebine ilişkin olarak talebin … İş Mahkemesinin 2012/21 esas 2012/780 karar sayılı ilamına konu olan alacak kalemine ilişkin olduğu, bu alacak kalemine ilişkin verilen hükmün Yargıtay 21. Hukuk dairesinin 2013/4042 esas 2014/3966 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği, bu itibarla bu talep yönünden dava şartlarından olan kesin hükmün mevcut olduğu, bu nedenle bu talebe yönelik olarak davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının babasından dolayı aldığı yetim aylığının dava tarihinden itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin usulden reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; … İş Mahkemesi’nin 2012/201 E. ve 2012/780 K. sayılı ilamı nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin reddinin yerinde olduğunu ancak davacının iddiasını ispatlayamadığından aylık bağlanmasına ilişkin davasının da reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, … 1. İş Mahkemesi’nin 2012/21-780 E.K sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davacının, ödenmiş olan ölüm aylıklarından ötürü Kuruma borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi ve davacının da bu hususta istinaf başvurusunda bulunmaması karşısında istinaf incelemesinin davalı Kurumun istinaf başvurusu ile sınırlı olarak yapılması gerektiği, her ne kadar davalı Kurum; … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 02.01.2012 tarihli ve davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini belirten denetmen raporunu gerekçe göstererek davacının 18.07.2017 tarihli tahsis istemini reddetmiş ise de; boşanan eşlerin bir süre fiilen birlikte yaşamaya devam ettikten sonra sonradan gerçekten ayrı yaşamaya başlamaları mümkün bulunduğundan önceden düzenlenmiş bir raporun varlığı tahsis talebinin reddi için yeterli kabul edilemez. Bir başka deyişle tarafların daha önceden fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerine yönelik tespitte bulunulması veya bu yönde bir mahkeme kararının olması, bu kişilerin sonsuza kadar birlikte yaşamaya devam ettiklerinin ve buna bağlı olarak ölüm aylığından yararlanılamayacağının kabulünü gerektirmez. Aksine düşüncenin kişiyi hak kazandığı sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmak sonucunu doğuracağı ve hukukla bağdaşmayacağı açıktır. Şüphesiz ölüm aylığının bağlanmasından sonra davacı ile boşanmış olduğu eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespiti halinde ölüm aylığının kesilmesi de mümkündür. Öte yandan, Mahkemece dinlenilen tanıkların davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşamadıklarını beyan etmesi, davacı ve boşandığı eşinin farklı adreslerde kayıtlı olmaları ve farklı adreslerde oy kullanmış olmaları, tarafların halen fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerini gösterir güç ve nitelikte somut başkaca hiçbir delil bulunmaması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf edenin sıfatı, istinaf nedenleri ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yetim aylığını kesen kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 56/son fıkrasıdır. Maddenin başlığı gelir ve aylık bağlanamayacak haller olup, maddeye göre; “ölen sigortalının hak sahiplerinden; … eşinden boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 ıncı madde hükümlerine göre geri alınır. “,
Madde 96 hükmüne göre “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
……….itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…”
Aynı yasanın 59 uncu maddesinin başlığı kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; “bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür …”, maddenin 2 nci fıkrasında “kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir…” şeklinde düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.