YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6753
KARAR NO : 2009/8648
KARAR TARİHİ : 30.09.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Şikayetçi vekili icra müdürlüğünce celp edilen tapu kaydına göre sıra cetvelinin, ilk haczi koyan Devrek İcra Dairesinin 2002/861 sayılı dosyasından yapılması gerektiğine karar verdiğini; oysa bu dosyadan konulan haczin yenilenmediğini ve devam ettiğine dair bir karar bulunmadığını, aksine yenileme talebi üzerine tapu sicil müdürlüğüne bir bildirim yapılmadığını ileri sürerek sıra cetveline ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İcra mahkemesince şikayet konusu icra dosyasının alacaklısı İsmail Gözlü olan Devrek İcra Dairesinin (yenilenmekle) 2008/450 sayılı dosyası olduğu; bu dosyadan bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 25.06.2002 tarihinde haciz konulduğu, daha sonra 21.10.2004 ve 18.10.2006 tarihlerinde yenileme talep edildiği; 2002 tarihli haczin düştüğü kabul edilse bile 21.10.2004 tarihli yenileme talebi üzerine müzekkere yazıldığı ve tapu sicil müdürlüğünden gelen yazıda da 25.06.2002 tarihli haczin mevcut göründüğü, bu itibarla icra dairesinin yaptığı işlemin yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş; hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İcra ve İflas Kanunu’nun 106 ve 110 uncu maddelerinin bir arada değerlendirilmesinde, taşınmazlar üzerine haciz konulmasını izleyen iki yıl içinde satış istenmemesi halinde haczin düşeceği hükme bağlanmıştır. Hukukumuzda yenileme haczi adıyla bilinen bir haciz türü olmayıp, bu şekilde yapılan hacizlerin konulduğu tarih itibariyle yeni bir haciz olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda mahkemece yukarıda gösterilen ilke gereğince her bir haczin düşüp düşmediği değerlendirilerek ve şikayetçinin mevcut haczinin tarihi ile karşılaştırılarak ilk haczin belirlenmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
2- Öte yandan taşınmazlar üzerine haczin konulması, tasarruf işlemlerinin kısıtlanması bakımından tapu sicilindeki ilgili sayfaya şerh verilmek suretiyle yapılırsa da, yasal süresi içinde satış istenmemesi nedeniyle düşen hacizlerin, tapu sicilinden kendiliğinden silinmesi beklenemez. Bir haczin sırf tapu sicil kaydında görünmesi, onun düşmediği anlamına gelmez. Kayıtta görünen haczin düşüp düşmediği, ancak icra dosyasının incelenmesinden anlaşılır. Mahkemece 25.06.2002 tarihli haczin tapuda göründüğü yolundaki gerekçe de yasaya ve uygulamaya aykırıdır.
3- Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan dosyaların birleştirilmesi hem tek ve uyumlu bir karar tesisi, hem de usul ekonomisi bakımından gereklidir (HUMK.m.45). Şikayetçi ilk haczin kendisi tarafından konulduğuna ilişkin bir sıra cetveline itiraz davası açtığını bildirdiğine göre, bu iki şikayet dosyasının birleştirilmesinin düşünülmemesi de hatalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.