YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11183
KARAR NO : 2023/87
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1490 E., 2021/1364 K.
DAVALILAR : 1- …Tekstil İnşaat Gıda Petr. Ürünleri San.Tic.A.Ş.
2-… vekilleri Avukat …
3-… 4-…
5-… vekili Avukat …
6-…
7-….
DAVA TARİHİ : 22.04.2013
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2013/314 E., 2020/894 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılardan … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San.ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılardan … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San.ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Tekstil İnşaat şirketi tarafından yapılan … Park AVM inşaat işinin mekanik işlerinin alt işveren olan … Sağlık Hizmetleri şirketi tarafından yapıldığını, bu inşaat işinde kaynak ustası olarak çalışan davacının şantiye şefi tarafından talimat verilerek inşaat vinç ile boruları indirmesi işinde görevlendirildiğini, iş yapılırken demir boruların devrilmesi sonucu davacının sağ ayağının demir balyalarının altında kaldığını, kazanın oluşumunda davalıların tam kusurlu olduğunu, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin sağ ayağında maluliyet meydana geldiğini, olayla ilgili davalılar hakkında Siirt Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/212 dosyasında davalılar hakkında kamu davası açıldığını iddia ederek, belirsiz alacak davası mahiyetinde şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat istemini 86.264 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalıların süresi içerisinde davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının geçirdiği iş kazası nedeni ile belinden yaralandığı, bacağının kırıldığı, bu nedenle %21,2 oranında malul olduğu, olayın meydana gelmesinde işverence öngörülebilir iş kazasına yönelik tedbirlerin yeterince alınmadığı gözlemlenmiş, maddi tazminat yönünden bilirkişi raporundaki hesaplama ve davacının talebi dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 86.264,00 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.08.2012 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalılar … Tekstil İnşaat Gıda Petl. Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. ile … Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Turizm İnş. San. Tic. Ltd. Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2.Olayın meydana gelmesinde davacının yararlanarak %21,2 oranında malül kalması, tedavi süreci geçirdiği ameliyatlar sosya ekonomik durum, duyulan üzüntü ve manevi sarsıntı nazara alınarak manevi tazminat isteminin de kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.08.2012 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalılara davalılar … Tekstil İnşaat Gıda Petl. Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. ile … Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Turizm İnş. San. Tic. Ltd. Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3. Mezkur olayda kusuru bulunmayan Davalılar …, …, …, … ve … yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: meydana gelen iş kazasında davalıların %100 oranında kusurlu olduğunu, davacıya atfedilen %25 kusurun hatalı olduğunu, davalılar …, …, …, … ve … yönünden kişisel kusurları bulunmasına rağmen red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu kişilerin hem ceza yargılamasında kusurlu bulunarak cezalandırıldığını, aynı şekilde işveren vekili ve şirket temsilcisi oldukları için meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, meydana gelen iş kazasında davacının ciddi şekilde sakatlandığını, bu sakatlık oranı daha yüksek olmasına rağmen hükme esas alınan ATK Raporunda %21,2 oranında sakat olduğuna dair raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminatının eksik hesaplandığını, davacının kaza tarihinde aylık 3.000,00 TL maaş aldığı sabit olmasına rağmen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin vermiş olduğu manevi tazminatın düşük olduğunu, manevi tazminatın reddedilen kısmı için tüm davalılar lehine hüküm edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, maddi tazminat davası tam kabul edildiğine göre tüm yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesi gerektiğini beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: şirketin sözkonusu kazadan sorumlu tutulmasının haksız ve isabetsiz olduğunu, şirket ile diğer davalı …. Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin aynı işkolunda faaliyet yürütmediğini, davacının alışveriş merkezi işletmeciliği ile iştigal ettiğini, şirketin … Park Alışveriş Merkezinin inşaatının mekanik işlerinin yapımı için diğer davalı … Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ile anlaştığını, davacının da inşaatın mekanik işlerinde çalıştırılmak üzere … Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından istihdam edildiğini, davacı ile hizmet akdine dayalı işveren-işçi ilişkisi bulunmadığını, taşeron sözleşmesinin tetkik edilmediğini, anahtar teslim sözleşme yapıldığını, diğer davalı … Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ile arasında alt işveren-üst işveren ilişkisinin bulunmadığını beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davalı şirketler arasında 28.08.2012 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin konusu davalı … Tekstil İnşaat şirketi tarafından yapılan … Park AVM inşaat işinin mekanik işlerinin alt işveren olan … Sağlık Hizmetleri şirketi tarafından yapılmasına ilişkindir. Davacının istihdamına vesile olan inşaat mekanik tesisat yapım işi, inşaat asıl işinin kısmen devri mahiyetinde olup, faaliyetin anahtar teslimi iş olarak kabülü mümkün değildir. Davalı … Tekstil İnş. Gıda Petrol Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi çerçevesinde asıl işveren, diğer davalı şirket ise alt işveren olarak davacının iş kazası nedeniyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Bu kapsamda, davalı … Tekstil İnş. Gıda Petrol Ürünleri San.ve Tic. A.Ş. vekilinin istinafı bu yönden haksızdır.
2. Maluliyet oranına yapılan itiraz yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli ve 1976/6-4 sayılı kararı doğrultusunda, maluliyet raporları arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Yargılama sırasında temin edilen Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’nun 21.02.2019 tarih ve 383 karar sayılı raporu ile, davacının tedavi kayıtları ve hakkında daha önce düzenlenen ATK raporu, SGK tarafından düzenlenen rapor ve itirazlar da değerlendirilmiş ve davacının maluliyet oranı %21,2 olarak tespit edilmiştir. Davacı vekili ATK üst kurul raporunun tebliğ sonrası orana itiraz etmemiş olup, %21,2 oran üzerinden hesaplama yapılması için 29.06.2019 tarihli dilekçe sunmuştur. Bu doğrultuda mahkemece %21,2 maluliyet oranı üzerinden yargılamaya devam edilmesi ve sonuca gidilmesi isabetlidir.
3.İş kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek amacıyla ehil iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik heyetten raporlar alındığı rapordan dosya içerisindeki delillere göre 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 inci maddesine ve oluşa uygun olacak şekilde kusur dağılımının yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, oluşa ve dosya kapsamına göre davalı şirketlerin %75, davacının %25 kusurlu olduğunun kabulü isabetli olup, davalının yeniden kusur raporu alınması yönündeki itirazları da yerinde değildir.
4.Diğer davalıların sorumluluğu yönünden ise, Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/267 E., 2015/29 K., ve 27.01.2015 tarihli ilamı ile … ve … hakkında taksirle yaralama suçundan ceza verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmış, …, …, … hakkında beraat kararı verilmiş ve karar 26.02.2015 tarihinde kesinleşmiş ise de, eldeki dava dosyasında bu gerçek kişilerin kazanın meydana gelişinde şahsi kusurları bulunmadığı bilirkişi heyet raporlarında açıkça ifade edildiğinden, davacının diğer davalıların sorumlu olduğuna yönelik itirazı da yerinde değildir.
5.Ücret miktarına ilişkin davacının itiraza gelince; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işçinin asgari ücret ile çalıştığı kabul edilmiş olup, iş kazası sonrası SGK tarafından yapılan teftiş aşamasında davacı verdiği ifadede asgari ücret ile çalıştığını beyan ettiğinden, kararda hukuka aykırılık bulunmamakta olup, itiraz yerinde değildir.
6. Davacı lehine mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının uygun olduğu anlaşılmış, davacının itirazı yerinde görülmemiştir.
7.Somut olayda, Mahkemece, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davacı yararına ayrı ayrı avukatlık ücreti hesaplanması, davalılar yararına vekalet ücreti hesaplanırken de manevi tazminatın reddedilen, bölümü için tarifenin 10/2 maddesi dikkate alınarak vekalet ücreti verilmesi ve davadaki haklılık durumu gözetilerek yargılama giderlerinin paylaştırılmasında istinaf eden sıfatına göre hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Gerekçeleriyle davacı vekilinin ve davalı … Tekstil İnş. Gıda Petrol Ürünleri San.ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla: müvekkiline %25 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğunu, %100 oranında kusurun davalılara ait olduğunu, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının bozulduğunu, gerçek kişilere kusur verilmesi gerektiğini, işveren vekili sıfatıyla kusur değerlendirmesi yapılmamasının hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, hesaba esas ücretin 3.000,00 TL olarak kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, manevi tazminat miktarının takdiri hakime ait olduğundan reddolan kısmından ret vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ndera Tekstil İnş. Gıda Petrol Ürünleri San.ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla: asıl işveren sıfatının olmadığını diğer davalı şirket ile farklı iş kollarında faaliyet yürüttüklerini, müvekkilinin AVM işletmeciliiği yaptığını, diğer davalı … Şirketinin ise tesisat mekaniği işlerini yaptığının asıl alt işveren kabulünün hatalı olup işin sözleşme gereği anahtar teslim iş olarak kabulü gerektiğini beyan ederek ararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 74 ve 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun’un 77 inci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 inci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun’un 77 inci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37 inci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4. maddesinde:
“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.
3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 E., 2013/1456 sayılı kararı).
4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 inci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E., 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
7. Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
8. Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/5074 E., – 2022/5887 K., sayılı ilamında da işaret olunduğu üzere, her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır.
9. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacının olay tarihinde davalı … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San. ve Tic. A.Ş. tarafından inşa edilmekte olan alışveriş merkezi inşaatının mekanik işlerinin yüklenicisi olan … Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Turizm İnşaat San. Tic. Ltd. Şti’nde kaynak işçisi olarak çalışmaktayken, bu şirketin inşaat işyerinden sorumlu ortağı olduğu iddia edilen …’un, ustabaşı …’e verdiği iddia olunan talimat gereğince kamyonla iş yerine gelen boruları indirme işinde davacının da görevlendirildiği, bu kapsamda boruların ineceği yere kalasların konulduğu, bu kalarlar üzerine de vinç marifetiyle indirme işlemi yapıldığı sırada kalasların zorlandığı anlaşılmasına karşın davalı …’nin çalışmaya devam edilmesine dair talimatı üzerine çalışmanın devamı sırasında konulan boruların kayması neticesinde davacı sigortalının ayağının borular altında kalarak davaya konu iş kazasının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu dava dosyası kapsamında alınan ve birbirini doğruladığı kabul edilen raporlarda davalı … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San. ve Tic. A.Ş.’nin asıl işveren olarak %25, davalı … Sağlık Hizmetleri Eğitim Gıda Temizlik Turizm İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. alt işveren olarak %50 ve davacının %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmişken, davalı gerçek kişiler hakkında kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı olmadığına işaretle kusursuz olduklarına işaret edildiği mahkemece de bu raporlara itibarla davalı şirketler hakkında anılan kusur oranları çerçevesinde tazminat alacaklarından sorumluluğa davalı gerçek kişiler hakkında ise davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İş bu davaya konu olay kapsamında açılan Ceza Dosyalarının incelenmesinde ise; Siirt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/267 E., – 2015/29 K.,sayılı dosyasında yapılan yargılamada Sanık … ve …’in taksirle yaralamaya sebep olma suçlarından dolayı kusurlu oldukları kabul edilmekle beraber haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanıklar …, … ve … hakkında taksirle yaralamaya sebep olma sucunda kusurlarının bulunmadığına işaretle beraat kararı verilmiş ise de; iş bu beraat kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.03.2019 tarih ve 2018/5194 E., – 2019/3812 K., sayılı ilamı ile beraat kararlarının hatalı olduğu anılan sanıklarının kusurlu olduklarına işaretle kararın bozulduğu, bozma neticesinde yapılan yargılamada sanık … hakkındaki dava tefrik edilmekle beraber …,… hakkında Siirt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/363 E., – 2021/520 K.,sayılı ilamı ile taksirle yaralamaya sebep olma suçlarından dolayı kusurlu oldukları kabul edilmekle beraber haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
10. Bu açıklamalar doğrultusunda hükme esas alınan kusur raporlarındaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davaya konu olayla irtibatlı ceza dava dosyalarının dosya kapsamına getirtilmesi, giderek davalı … ile …’ın şirket müdürü olmaktan öte iş kazası olayı ile ilgili şahsi kusurları bulunup bulunmadığının irdelenmesi, (şahsi kusurlarının varlığı halinde kusur oranı tayini, bu durum yokluğu halinde ise şimdiki gibi kusursuz olduklarının kabulü) öte yandan iş kazasının gerçekleşmesinin boruların hatalı şekilde istiflenmesinden kaynaklandığına dair tespitin kazanın asıl sebebi olarak gösterilmiş olması karşısında bu hususta istifin yapılması ve bu alanda bilgi sahibi olmayan kaynakçı işçi davacı gibi işçilerin görevlendirilmesine dair talimatın … tarafından ustabaşı …’e verilip verilmediği açıklığa kavuşturulması (bu şekilde bir talimatın varlığı halinde … ‘e kusur oranı tayini, bu durum yokluğu halinde ise şimdiki gibi kusursuz olduğunun kabulü) devamla … ile şantiye şefi … ile davalı asıl ve alt işveren şirketler ile davacının olay tarihinde iş yerinde uygulanması gereken iş sağlığı ve güvenliği mevzuat hükümleri kapsamında hangi tedbirleri alıp hangi tedbirleri almadıkları somut olayla ilişkilendirilerek kusur oranlarının tayin ve tespiti gerekirken, bu yönde değerlendirmeler içermeyen kusur bilirkişi raporlarına itibarla hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
11. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
12. O halde, davacı ve davalı … Tekstil İnş. Gıda Petr. Ür. San.ve Tic. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…