Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5659 E. 2023/743 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5659
KARAR NO : 2023/743
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 16.05.2014 tarihli ve 2014/2200 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan dava açılmıştır.

2. Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli, 2014/156 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan açılan davada, değişen suç vasfına göre sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci

fıkrasının ikinci cümlesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın savunması nazara alındığında 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği, katılanın iddiasını doğrulayan tanık beyanı olmadığı, kamera kayıtlarının da iddiayı doğrulamadığı, mahkemenin sanığın tevilli ikrarda bulunduğunu kabul etmesine rağmen cezada indirim yapılmadığı ve lehe hükümler uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince “Sanık aşamalarda üzerine atılı suçu inkar etmesine rağmen katılan mağdurenin olayla ilgili açıklayıcı mahiyette bulunan anlatımlarını destekler biçimde katılan mağdureye yönelik elle temas dışındaki eylemleri samimi olarak ifade edip mahkememizdeki savunmasında olay esnasında mağdureye elinin değmiş olabileceğini belirterek atılı suçu tevil yollu ikrar etmesi nedeniyle sanığın soyut inkara yönelen savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın mahkememizdeki savunmaları ile önceki ifadeleri bir arada değerlendirilerek kül halinde sanık savunmaları atılı suçun tevil yollu ikrarı mahiyetinde kabul edilmiş, katılan mağdurenin aşamalarda birbiri ile uyumlu beyanlarının mağdurenin sanığı teşhisine ilişkin canlı teşhis tutanağı, olay görüntülerini içerir kayıtların aktarıldığı tutanak içeriği, sanığın tevil yollu ikrara yönelen savunmaları ve katılanın muayeleri sonucu düzenlenen raporlar sırasındaki beyanlarını özetler mahiyetteki adli tıp bilirkişi kurulu raporu ile desteklenmesi ve bunun yanı sıra katılan mağdurenin kendisine yönelik herhangi bir eylemde bulunmayan birini suçlu göstermesini gerektiren neden olmayışı, esasen suç işlemeyen ve önceden tanışmadığı birine mağdurenin suç isnadını gerektirir neden bulunmadığı halde sebepsiz yere sanığa suç isnadında bulunduğuna ilişkin delil bulunmaması ve özellikle katılan mağdurenin cinsel davranış mağduru olduğunu söyleyerek sanıktan şikayetçi olması bakımından bu yolla hareket etmesini gerektiren bir davranış sergilemesi durumunun hayatın olağan akışı karşısında kabule şayan olmaması ve bu çerçevede kendisine yönelik eylem nedeniyle bu yola başvurarak hak arama yoluna gitmesi nedeniyle katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilmiş, konunun uzmanı hekimlerin katılımı sonucu, katılan mağdurenin muayene edilerek teknik biçimde düzenlenmiş olan objektif ve açıklayıcı mahiyetteki sanığın eylemi nedeniyle katılanda travma sonrası stres bozukluğu bulguları saptandığına ve bu çerçevede katılanın olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun tespitine ilişkin adli tıp bilirkişi kurulu raporuna itibar etmek gerekmiş, bu rapor ile aynı yönde mütalaayı içeren Uzm. Dr. … tarafından düzenlenen adli raporun tek hekim tarafından düzenlenmesi, açıklayıcı ve gerekçeli olmayışı nedeniyle bu rapor yeterli bulunmamıştır.
Tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde gece vakti katılan mağdurenin Isparta il merkezinde İstanbul caddesi üzerinden yürüyerek … mahallesinde bulunan kaldığı apartına giderken, İMKB Lisesi önüne geldiğinde bir şahsın kendisini takip ettiğini fark ettiği, katılan mağdurenin hızlanarak yürümeye devam ettiği, bunun üzerine katılan mağdureyi takip eden sanığın katılan mağdureye bir adım kadar yaklaşarak “gideceğiniz yer yakın mı” diye sorduğu, katılan mağdurenin cevap vermemesi üzerine sanığın “gideceğiniz yer uzaksa bırakayım” dediği, katılan mağdurenin karşılık vermeden yürümeye devam ettiği, bu sırada sanığın katılan mağdurenin arkasından yaklaşarak katılan mağdurenin kalçasını sıktırdığı, katılan mağdurenin çığlık atması üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı, olay yeri ile ilgili görüntü kayıtlarının tespit olunduğu ve sanığın katılan mağdurenin
peşinden yürüdüğünün, takip ettiğinin ve olay sonrası kaçış istikametinin kamera kayıtlarından tutanağa aktarıldığı, katılan mağdurenin şikayeti üzerine daha sonra sanığın yakalandığı, sanığın yakalanması üzerine yapılan teşhis sırasında katılan mağdurenin sanığı teşhis ettiği, katılan mağdurenin SDÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan adli tıp bilirkişi kurulu raporuna göre, katılan mağdurede sanığın eylemi nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu bulguları saptandığı ve bu nedenle katılan mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun tespit olunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın tevil yollu ikrara yönelen savunmaları, katılan mağdurenin açıklayıcı beyanları, olayla ilgili katılan mağdure beyanlarını destekler mahiyetteki görüntülerin aktarıldığı tutanak içeriği, katılan mağdurenin sanığı teşhisine ilişkin canlı teşhis tutanağı ve buna ilişkin resimler, sanığın eylemi nedeniyle katılan mağdurede travma sonrası stres bozukluğu bulguları saptandığı ve bu nedenle katılanın olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun tespitine ilişkin adli tıp bilirkişi kurulu raporu ile tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, suç tarihinde sanığın mağdurenin arkasından yaklaşarak kalçasını sıkmak suretiyle ahlak temizliğine aykırı biçimde eylemde bulunarak cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşılmakla bu yöndeki eylemi sabit görülmüş, sanığın subüta eren katılan mağdureye yönelik cinsel saldırı eylemi nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nun 102.maddesi hükümleri ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 102. maddesi hükümleri karşılaştırıldığında; suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK hükümleri uyarınca ceza tayini yoluna gidildiğinde; TCK’nın 102/1 maddesi uyarınca takdiren 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılıp, mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığı bozulduğundan sanığın TCK’nın 102/5 maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılması, hakkında hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği; oysa ki 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 102.maddesinde bu yöndeki eylem bakımından ayrım yapıldığı, eylemin bir kerelik temas şeklinde olup devamlılık arz etmemesi durumunda 6545 SK ile değişik TCK’nın 102/1-2. Cümlesinde düzenlenen cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hali ile bunun dışında kalan devamlılık arzın cinsel davranışla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının bozulması halinin aynı yasanın 102/1-1.cümlesinde düzenlendiği, sanığın eylemi göz önünde tutulduğunda cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması haline uyması nedeniyle 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 102. maddesi hükümleri uyarınca ceza tayini yoluna gidildiğinde; TCK’nın 102/1-2. Cümlesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılıp hakkında hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği, şu halde her iki yasanın ayrı ayrı uygulanması dikkate alındığında esasen 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 102. maddesindeki düzenlemeye göre suçun karşılığı temel ceza miktarı önceki suç tarihindeki yürürlükte bulunan TCK’nun 102. maddesindeki ceza miktarına göre fazla olmasına rağmen suç tarihindeki düzenlemeden farklı olarak 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK.nun 102. maddesinde cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması haline yer verilmesi ve bu durumda ceza miktarının önceki yasal düzenlemeye oranla sanığın lehine oluşu ve yine mağdurun suç nedeniyle ruh sağlığının bozulması durumunda cezanın arttırılmasına ilişkin düzenlemeye yeni düzenlemede yer verilmemesi nedeniyle her iki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemi nedeniyle tayin olunacak cezanın miktarı bakımından 6545 Sayılı Kanun ile değişik TCK’nun 102.maddesi hükümlerinin sanığın lehine olduğu anlaşılmakla, sanığın sübut bulan bu şekildeki eylemi nedeniyle alt hadden uzaklaştırmayı gerektirir neden bulunmadığından alt hadden temel ceza belirlenerek sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığın geçmişteki sabıkalı hali ile somutlaşan suç işleme eğilimi, şahsi ve sosyal durumu ile pişmanlık gösterdiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir halinin

bulunmayışı nedeniyle sanığa verilen cezadan takdiren takdiri indirim hükümleri uyarınca indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, sanığa verilen hapis cezasının yasal sonucu olarak hak yoksunluklarına hükmolunmuş, sanığın geçmişte kasten işlemiş olduğu suçlardan sabıkalı oluşu ve suç işlemeye devam edişi bakımından bir daha suç işlemeyeceği kanaatine varılmaması nedeniyle sanığa verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına ve ayrıca kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair ayrı ayrı karar verilmiş, yine sanığın gözaltında kaldığı sürenin cezasından mahsubu yoluna gidilmiş, ayrıca sanığın daha önce Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/98-193 E.K. sayılı kesinleşmiş kararı ile 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılıp, söz konusu ilamın 02/01/2012 tarihinde infaz edilmesinden itibaren 3 yıl geçmeden sanığın yeniden suç işlemesi nedeniyle mükerrir durumda bulunduğu anlaşılmakla sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimi uyarınca çektirilmesi yönünde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/156 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.