YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15280
KARAR NO : 2023/662
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2022 tarihli ve 2022/552 numaralı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (birinci ve ikinci) cümleleri ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2022/36 Esas, 2022/185 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ikinci ve üçüncü) cümleleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/1561 Esas, 2022/1529 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başkanlığınca tanzim olunan 24.11.2022 tarihli, 9-2022/138965 sayılı onama talepli Tebliğname Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; mağdure ile ailesinin iddia ettikleri olay tarihinden sonra sanığın evine gidip mutfakta oturduklarına dair tanık S.S’nin beyanının olduğuna, mağdurenin kovuşturma safhasında alınan beyanında olayı ilk rehber öğretmenine anlattığını söylemesine rağmen soruşturma beyanı kendisine hatırlatılınca tam anlatamadığını, öylesine cinsel bölgelerine dokunulduğunu ilk ailesine anlattığı şeklindeki beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın ailesi ile mağdure taraf arasında apartman yöneticiliği ve internet kullanımı nedeniyle husumet bulunduğuna, iddiaya konu olayın tarihinin temmuz ayının sonu olduğuna, mağdure tarafın sırf şikayetin aylar sonra yapılmasından doğan aleyhe durumu değiştirmeye çalıştıklarına, olayın yaşandığı tarihin tespiti için HTS kayıtları ile tespit edilebileceğine, mağdurenin aileler arasında yaşanan tartışmayı kafasında büyüterek sanığı cezalandırmaya çalışma ihtimalinin bulunduğuna, takdiri indirim hükmünün uygulanmaması gerekçesinin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde sayılan haller dışına çıkılarak suçu kabul etmemesi şeklinde gösterildiğine, sanığın işlemediği bir suçu kabul etmemesinin 62 nci maddenin uygulanmaması için bir gerekçe olamayacağına, sabıkası olmayan, mahkemede saygılı olan ve yetmiş bir yaşında olup ailesi ile iyi bağları olan sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının da usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ile mağdure arasında iftira atılmasını gerektirir bir husumet bulunmaması, sanığın beyanlarının soyut ve çelişkili olması, soruşturma ifadelerinin mağdurenin beyanlarını doğrular vaziyette olması, kovuşturma evresinde alınan savunmasında aşamalarda ilk defa olmak üzere mağdurenin babasının bina yöneticisi olduğu ve bir takım harcamaları açıklayamadığını ifade etmişse de bu durumun bir husumet sebebi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olması ve mağdurenin istikrarlı beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, olay günü denizde kucağına oturttuğu mağdurenin mayosunun içine elini sokarak ön özel bölgesine yüzeysel olarak dokunduğu, sonrasında mayosunun üst kısmından elini sokarak üst özel bölgesine dokunduğu, bu hareketin üzerine mağdurenin korkup sanığın kucağından hızlıca inerek denizden çıktığı, dönüş yolunda arabada da mağdurenin dizine dokunduğu kabul edilerek olayın gerçekleştiği yer ve mağdurenin anlatım biçimi de nazara alınıp eylemlerinin ani, kesintili ve kısa
süreli olduğu gerekçesiyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları, rehberlik öğretmeni tanık …’nin ifadeleri, katılanlar …’in anlatımları, sanığın mağdurenin ailesi ile arasındaki husumete yönelik savunmasının, tanık …. tarafından doğrulanmaması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın olay günü denizde kucağına oturttuğu on yaşındaki mağdurenin mayosunun içine elini sokup önce vajinasına, sonra da göğüslerine dokunduğu kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte sanığın mağdurenin mayosunun içine elini sokarak vajinasına doğrudan temas sağlaması şeklinde işleniş özelliği gösteren eylemin belirli bir yoğunluğa eriştiği gözetilerek mevcut haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (Birinci ve üçüncü) cümlelerinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacağı açıktır.
2. Denizde gerçekleştiği kabul edilen birinci eylemden sonra mağdurenin babasının idaresindeki araçla eve dönüldüğü sırada ön yolcu koltuğunda oturan sanığın arka koltuğa uzanmış halde bulunan mağdurenin dizini cinsel amaçla okşaması şeklinde kabul edilen ikinci eylem nedeniyle sanığın cezasında zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince sanığın yukarıda ayrıntısıyla belirtilen eylemler esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (Birinci ve üçüncü) cümleleri ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
4. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar nazara alınarak takdiri indirim hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince “Sanığın suçunu inkarı, yargılama aşamasına katkısının bulunmaması ve işlemiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık duymaması…” şeklindeki kanuni olmayan gerekçelere istinaden takdiri indirim hükmünün uygulanmamasına karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
5. İncelemeye konu, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı sanık aleyhine temyiz isteminin bulunmadığı gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 307 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmalıdır.
6. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğname’de onama isteyen görüşe iştirak edilmemeştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/1561 Esas, 2022/1529 Karar sayılı kararının sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.