YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8054
KARAR NO : 2007/2206
KARAR TARİHİ : 08.03.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacının temyizi aleyhine % 40 tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu yönüne ilişkindir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ nun geçici 13. maddesinde; “sermayenin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2006 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/ veya yetersiz teminatlı kredi kullanılıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142, 165. ncı madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ile borçlu ve borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasına yasaklama dahil bankalarınca uygulanır.” hükmü düzenlenmiş, aynı yasanın 138/1. maddesinde; “fonun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen fon aleyhine neticelenmesi halinde, 2004 sayılı İcra İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar fon hakkında uygulanmaz.” denilmiştir.
Mahkemece, anılan yasa hükmü üzerinde durulup, değerlendirme yapılmadan ve davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı da gözetilmeden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 08.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.