YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9392
KARAR NO : 2008/11367
KARAR TARİHİ : 21.11.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 04/07/2007
Nosu :78/1071
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı … Varlık Yönetim AŞ. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davadışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalıların kefil olarak yer aldıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine aleyhlerine girişilen takibe davalıların itirazları sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazların iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin kredi sözleşmesinde taraf olmuşlar ise de kredi kullanmadıklarını ve borcun doğmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece davacı yanca kanıtlanamayan davanın ve davalıların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 15.1-2. maddesinde; “Bu sözleşmede imzası bulunan kefil veya kefiller kefaletlerinin müşteri ve kendi aralarında müteselsil olduğunu, müşterinin bankaya bu kredi sözleşmesinden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak gerekse diğer kişilerle birlikte aslen veya kefil sıfatıyla borçlandığı ve borçlanacağı (kefalet dahil ) bütün meblağları, müşteriye açılan ve iş bu sözleşmede yazılı toplam kredi miktarına kadar müşterek borçlu müteselsil kefil olarak üstlenir.
Kefil veya kefiller aşağıda yazılı hususları da şimdiden kabul ettiklerini beyan ederler. Şöyle ki kefil veya kefiller:
../..
(2)
BK’ nun 490.maddesi ile tanınan haklardan feragat ettiklerini ve bankanın alacağı için işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ederler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Davalıların imzaladıkları kefalet sözleşmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda davalıların kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sınırlı sorumlu oldukları düşünülmeden yanılgılı gerekçelerle ve eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan davacının 5411 Sayılı Yasanın geçici 13.maddesi yollamasıyla 140.maddesi uyarınca harçtan muaf olduğunun gözetilmemesi de kabul şekli itibariyle doğru değildir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 21.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.