Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/1924 E. 2006/3646 K. 07.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1924
KARAR NO : 2006/3646
KARAR TARİHİ : 07.04.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının kredi borcuna kefil olan müvekkilinin, kredi borcunu ödemek zorunda kaldığını ve alacağını tahsil için icra takibine giriştiğini ancak haksız itiraz üzerine takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe itirazlarını tekrar ettiklerini, dava konusu borç karşılığında davacıya senet ve çekler verildiğini, davacı alacaklıya toplam 4.905.000.000.-TL. ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davaya konu edilen kefalet alacağına dair bir tahsilat yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle, “davalının borcuna karşılık davacıya verdiği, senet ve çeklerin tahsil edildiğini ileri sürdüğü, bu durumda mahkemece yapılacak işin davalının savunmasında belirttiği ve davacının da kabul ettiği senet ve çeklerle yapılan ödemeler yönünden HUMK.’nun 230. maddesi uyarınca davacı isticvap edilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna uygun bir karar vermekten ibaret olduğu, bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, işlemiş temerrüt faizine takipten sonra mükerrer faiz uygulanmasına olanak sağlayacak şekilde hüküm kurulmasının da B.K.nun 104/son maddesine aykırı bulunduğu” belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduğu halde bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, davacı isticvabında, davalının ödeme savunmasına konu ettiği çek ve senetleri inkar etmemiş ancak bu senetlerle yapılan ödemelerin başka bir ilişkiye yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Hal böyle olunca, ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğu yönündeki iddiasını ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Mahkemece, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.04.2006 gününde oybirliğiyle karar