Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6197 E. 2023/281 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6197
KARAR NO : 2023/281
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/87 E., 2020/132 K.
DAVACI-BİR. DAVADA
DAVALI-BİR. DAVADA
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 09.09.2015
KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl dava kurum işleminin iptali ve kesilen sosyal güvenlik destekleme priminin tahsili, birleşen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacı vekili, … Ltd. Şirketi’nin ortağı ve tek yetkilisi olduğunu, şirketinin 31.12.2001 tarihinde faaliyetini tamamen durdurduğunu, ticaretten terk beyanının vergi dairesince odaya bildirildiğini, bu husus dikkate alınmadan emekli maaşından sosyal güvenlik destek priminin kesildiğini, bu kesintilerin mülga 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar gereğince iadesi gerektiğini, … İl Müdürlüğüne yapılan müracaatın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek tarafına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı … Başkanlığı vekili, davalıya 01.06.2009 tarihinden başlamak yurtdışı sözleşme, 01.03.2011 tarihinden başlamak üzere yurt dışı borçlanma aylığı bağlandığını, davalının 4/B günlerinin tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine ve davalının 22.06.2015 tarihli dilekçesine karşılık 4/B hizmetlilerinin silindiğini ve bildirilecek hizmetinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalının 22.06.2015 tarihli müracaatına karşılık 01.07.2015 tarihinden başlamak üzere yurtdışı borçlanma yaşlılık aylığı bağlandığını, bu tarihtden önce ödenen aylıklara yersiz ödeme taahhuk ettirildiğini, yersiz ödemelerin kuruma ödenmesi için 28.03.2016 tarihinde borç bildirgesinin davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca 01.03.2011 tarihinden aylıkların durduğunu 30.06.2015 tarihleri arasında davalıya tedavi masrafı yapıldığını, 03.05.2016 tarihli borç bildirgesi tebliğ edilmiş ise de ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL yersiz ödemenin ödeme tariherinden 500,00 TL tedavi masrafının sarf ve tediye tarihlerinden yasal faizleri ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Asıl dava dosyasında, davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile davacının maaşından yapılan ve halen devam eden kesintilerin, davacının yaşlılık aylığı almaya başladığı 01.03.2011 tarihi ile … yükümlülüğünün sona erdiği 24.12.2014 tarihleri arasında tahakkuk ettirilen … borcundan kaynaklandığını, bu haliyle müvekkil Kurum işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dava dosyasında, davalı tarafça süresi içerisinde davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Daire kararında; davacıya 4/1-a yurtiçi 1054 gün ve yurtdışı 4/1-a 2546 gün borçlanması üzerinden 4/1-a kapsamında 01.03.2011 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, ticaret sicil kaydı gereği 05.02.1998-24.12.2014 tarihleri arası dava dışı … Yurt ve Okul İşl. Tic. Ltd. Şti. ortaklığından dolayı 5510 sayılı Kanun’un 4-1/b maddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Destek Primi borcu tahakkuk ettirildiği ve aylıklarından geriye doğru kesinti yapılmaya başlandığı, davacı tarafından, ortak olunan şirketin 31.12.2001 tarihi itibariyle vergi mükellefiyeti sonladığından bu tarih itibariyle şirketin faal olmadığı, tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destekleme prim borcunun haksız olduğu ve fazladan tahsil edilen primlerin iadesi istemiyle dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği belirtilerek, neticeten Mahkemece, Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi sigortalılığın ne zaman başladığı, davacı hakkında hangi dönemlere ilişkin Sosyal Güvenlik Destek Primi borcu tahakkuk ettirildiği, ödenen borçlar ve ödemelerin hangi dönem prim borçları için yapıldığı, davacının ödenmemiş hangi dönemlere ilişkin prim borcunun olduğu ve miktarına ilişkin tüm bilgi ve belgeler Kurumdan celp edilerek belirtilen hususların belirlenmesi gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un kapsamında geçerli bir yapılandırma olup olmadığı irdelenip geçerli bir yapılandırmanın mevcut olması halinde yapılandırma yapanların yapılandırmaya tabi borçları ile ilgili dava açamayacakları hususu gözetilerek iade istenemeyeceği dikkate alınarak ayrıca 7143 sayılı Kanun da gözetilerek karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava dosyası yönünden; … … İl Müdürlüğünün 10.07.2019 tarihli yazısı ile sigortalı …’ın 5510 sayılı Kanun kapsamında … yapılandırması bulunmadığı, sigortalının …’ye tabi sigortalılığının 01.03.2011 de başladığı, 24.12.2014 tarihinde şirketin vergi kaydının kapatılması nedeniyle sona erdiği, … borcunun 01.03.2011 – 24.12.2014 tarihleri arasındaki dönem için tahakkuk ettirilmiş olduğu, tahakkuk eden borcun sigortalının maaşından 2015 Ocak döneminde kesilmeye başladığı, 2017 Şubat döneminde de borç bittiği için sona erdiği, sigortalının 7143 sayılı Kanun kapsamında 4/1-b … borcu bulunmadığından işlem yapılmadığı bildirildiğinden 01.03.2011 – 24.12.2014 tarihleri arasında Ltd. Şti. ortağı olan davacının yaşlılık aylıklarından … kesilmesine ilişkin kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddine; birleşen dava dosyası yönünden ise dosyada davacıya 01.06.2009 tarihinden geçerli bağlanmış olan sözleşme kısmi aylığı ile 01.02.2011 tarihinden geçerli bağlanmış olan tam yaşlılık aylığı, 05.02.1998 tarihine başlayan Ltd. Şti. ortaklığı nedeniyle 01.10.2008 – 24.12.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespit edilmesi üzerine iptal edildiği, kurumun 04.03.2016 tarihli yazısı uyarınca 5510 sayılı Kanun’un geçici 63 üncü maddesinden yararlanmaya yönelik 22.06.2015 tarihli müracaatına istinaden 01.07.2015 tarihinden geçerli yaşlılık aylığı bağlandığı, 01.06.2009 – 26.06.2015 tarihleri arasında ödenen sözleşme kısmi aylıkları ile tam yaşlılık aylıkları ve 03.09.2012 – 13.04.2015 tarihleri arasında yapılan sağlık yardımları adına borç kaydedilmiş ise de, 01.10.2008 – 24.12.2014 tarihleri arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı 5510 sayılı Kanun’un geçici 63. maddesi uyarınca 01.10.2008 başlangıç tarihi itibariyle askıya alınmış olup buna göre gerek sözleşme kısmi aylığı talebinde bulunduğu, 12.05.2009 tarihinde gerekse kısmi aylığın tam aylığa dönüştürüldüğü 01.03.2011 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında sigortalılığı kalmayan davacının tam yaşlılık aylığının iptal edilmesi mümkün bulunmadığı, bu nedenle davacının 01.06.2009 – 26.06.2015 tarihleri arasında sözleşme kısmi / tam yaşlılık aylıkları ile 03.09.2012 – 13.04.2015 tarihleri arasında yapılan sağlık yardımlarına ilişkin davalı kuruma herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı kurum vekili, birleşen dava yönünden; davalıya 01.06.2009 tarihinden başlamak üzere 4-A’dan 42100219650 tahsis numarası ile Yurtdışı Sözleşme (Kısmi) aylığı, 01.03.2011 tarihinden başlamak üzere Yurtdışı Borçlanma (Tam) yaşlılık aylığı bağlandığını, yurt dışı borçlanma (Tam) yaşlılık aylığı bağlanma işlemi sonrasında 09.06.2015 tarih 8.596.089 sayılı yazı ile 4-B günlerinin tespit edildiğinin bildirilmesine karşılık ilgili servisten 4-B günleri istenildiğini, 08.07.2015 tarih 8.596.369 sayılı dahili yazı ile davalının 22.06.2015 tarihli dilekçesine karşılık 6645 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 63 üncü maddesine göre 4-B hizmetleri silindiği ve bildirilecek hizmetinin bulunmadığı, müvekkil Kurumun 04.03.2016 tarih 98547999/3489562 sayılı Genel Yazısı ile “63 üncü maddeden yararlanma talebinde bulunanların mevcut aylıkları, buna ilişkin müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacaktır. Sigortalıya ilk aylık bağlandığı tarihten aylıkların durdurulduğu tarihe kadar yersiz ödenen aylıkların tahsili yoluna gidilecektir.” denildiğini, buna karşılık davalının 63 üncü maddeden yararlanmak için 22.06.2015 tarihli müracaatına karşılık 01.07.2015 tarihinden başlamak üzere yurt dışı borçlanma (tam) yaşlılık aylığı bağlanıldığını, bu tarihten önce ödenen aylıklara yersiz ödeme tahakkuk ettirildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava yönünden haksız tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek pirim borcunun ve aylığından yapılan kesintilerin iptali ve kesintilerin iadesinin istenip istenemeyeceği, birleşen dava yönünden ise yersiz aylık ve sağlık giderlerinin yasal faiziyle iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilgili maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; asıl dava dosyası yönünden … … İl Müdürlüğünün 10.07.2019 tarihli yazısı ile sigortalı …’ın 5510 sayılı Kanun kapsamında … yapılandırması bulunmadığı, sigortalının …’ye tabi sigortalılığının 01.03.2011 tarihinde başladığı, 24.12.2014 tarihinde şirketin vergi kaydının kapatılması nedeniyle sona erdiği, … borcunun 01.03.2011 – 24.12.2014 tarihleri arasındaki dönem için tahakkuk ettirilmiş olduğu ve 01.03.2011 – 24.12.2014 tarihleri arasında Ltd. Şti. ortağı olan davacının yaşlılık aylıklarından … kesilmesine ilişkin kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu; birleşen davada ise Mahkeme kararında belirtilen gerekçelerin yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.