YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14588
KARAR NO : 2023/1015
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
Sanık müdafiinin hakaret ve kasten yaralama suçlarına yönelik temyiz istemi yönünden; hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2021 tarihli ve 2020/702 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına, 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile hak yoksunluklarına, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2021/2533 Esas, 2022/763 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının; kasten yaralama ve hakaret suçları yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, nitelikli yağma ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (a) bentlerine göre beraatine, nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.10.2022 gün, 2022/7676 Esas, 2022/14708 Karar sayılı ilâmı ile iddianamedeki nitelendirmeye, tebliğname tarihine, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 6110 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile değişik 14 üncü maddesi ve 02.07.2021 gün ve 211 sayılı iş bölümü kararına, temyizin kapsamına göre görevsizlik kararı verilerek dosya Dairemize gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizi; sanığın hangi saik ile olursa olsun katılanın cep telefonunu zor ve silah tehdidi ile almasıyla yağma suçunun unsurları oluştuğundan ilk derece mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya uygun olduğuna, ceza dairesince farklı karar verilecekse katılanın sanığın telefonunu hangi aşamada aldığına dair açık beyanının alınması, sanığın silahla ölüm tehdidinde bulunması, tehditle amaçladığı ve kastettiği şeyi yapmaması ancak kasten yaralama eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle ayrı bir kasıtla silahla tehdit suçunu işlediğinden bu suçtan ayrıca cezalandırılması talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyizi; katılan beyanlarının tüm aşamalarda çelişkili olduğuna, sanık ve katılanın rıza ile cinsel ilişkiye girdiklerine, sanığın, katılanın telefonunu hangi aşamada aldığına dair beyanlarının aşamalarda birbiri ile uyumlu olmadığına, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair yeterli delil bulunmamakla birlikte bu suçları işlediğine dair şüphe bulunduğuna, sanığın elinde silah ve telefon olmadığına, katılana yönelik hakaret ve kasten yaralama eylemlerini gerçekleştirmediğine dair tanık beyanlarının bulunduğuna, sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir .
3. Katılan Bakanlık vekilinin temyizi; sanığın nitelikli yağma ve silahlı tehdit suçlarını işlediğine verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkûmiyet hükümleri yönünden alt sınırdan uygulama yapılmasının, takdiri indirim hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince ”İncelenen dosya kapsamına göre; sanık … ile katılan …’ın bir dönem evli oldukları, evlilik sürecinde iken sanığın katılanı darp edip kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı, bu olay nediniyle yapılan yargılama sonucunda Balıkesir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/301-460 EK sayılı kararı ile sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1 . Ceza Dairesi’nin 2020/2666 esas 2021/1177 karar sayılı kararı ile kesinleştiği, bu olaydan sonra sanık ile katılanın boşanmaya karar verdikleri ve olay tarihinden yaklaşık 20 gün önce tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, katılanın sanık ile birlikte yaşadığı müşterek ikametlerinden ayrılarak çocuklarının eğitiminin tamamlaması için sanığın annesi olan E. K’nın ikametine yerleştiği, 06/01/2020 tarihinde saat 06.45 sıralarında E. K’nın işe gitmek üzere evden ayrıldığı, katılanın iki çocuğu ile birlikte evde bulunduğu sırada sanığın alkollü bir şekilde ikamete geldiği, katılanla birlikte babaannesi ile dedesinin yaşadığı üst katta bulunan eve gittikleri, evde sanığın babaannesi ile dedesinin de bulunduğu sırada sanık ile katılanın cinsel ilişki yaşadıkları, daha sonra alt katta bulunan eve giderek müşterek 20 aylık çocuğunu aldıkları, ardından birlikte arabaya binerek önce Paşaalanı mahallesinde bulunan markete, sonra sanığın sanayi sitesinde bulunan iş yerine, ardından tanık S. K’nın ikametine gittikleri, sanığın … aldığı sırada katılana hitaben “ben buraya her şeyi planlayarak geldim, burada seni öldüreceğim, çocuğu da alıp gideceğim, sen orospusun senin seks kasetlerin var, sen ahlaksızsın” şeklinde söylemde bulunarak katılanı önce tekme ve tokat ile darp ettiği daha sonra silahın kabzasıyla katılanın sağ kaşı üzerine vurduğu, ardından sanığın katılanı ve müşterek çocuklarını alarak zorla arabaya bindirdiği, aracın içerisinde iken katılana ait telefonu elinden zorla aldığı, daha sonra evli iken birlikte yaşadıkları Atatürk Mahallesinde bulunan ikamete gittikleri, evin anahtarının bulunmaması üzerine tekrar sanığın babaannesinin evine döndükleri, sanığın anahtarı almak için arabadan binaya doğru yöneldiği sırada katılanın çocuğunu da yanına alarak arabadan dışarı çıktığı, etraftan yardım istediği, ardından tanık H. K’nın ikametine gittiği, tanığın henüz kapıyı açmadığı aşamada sanığın katılanın yanına gelerek katılanı zorla aracın yanına doğru götürdüğü, katılanın yardım çığlıklarını duyan tanık H. K’nın sanığın babaannesi K. K. ile birlikte sanığın elinden katılanı aldığı ve evine götürdüğü, sanığın bu sırada da katılanı tekme ve tokat atarak darp ettiği, katılanın tanık H. K’nın telefonundan 155 hattını aradığı, sanığın olay yerine polis ekiplerinin geleceğini öğrenmesi ile hızlıca olay yerinden kaçtığı ve uzun süre kaçtıktan sonra yakalandığı anlaşılmış olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Katılanın yaralanmasının mahiyetine ilişkin tanzim edilen dktor raporu incelendiğinde; katılanın baş bölgesinde ödem, üst dudağında hematom ve kollarında ekimoz tespit edildiği, katılanın yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde olduğu anlaşılmıştır.
Katılanın kullanımında bulunan telefona ait HTS kayıtlarının dosya arasına celp edildiği, incelemeye konu hat ile olaydan sonra her hangi bir görüşme kaydının yapılmadığının tespit edildiği görülmekle rapor içeriğinin katılanın beyanını destekler mahiyette olduğu değerlendirilmiştir.
Katılanın aşamalarda alınan beyanları, yaralanmasının mahiyetine ilişkin doktor raporları, tanık anlatımları, kamera görüntüsü çözümleme tutanağı, katılanın kullanımında bulunan telefona dair HTS kayıtları, İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı … Dairesinin tanzim ettiği 15/10/2020 tarihli raporu, adli emanete kayıtlı …, Balıkesir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin esas karar sayılı dosyası, sanığın tevilli ikrarlı savunması ile diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemi mahkememizce sabit görülmüştür.
Katılan aşamalarda istikrarlı olarak, sanığın olay günü kaldığı eve geldiği, kendisini zorla babaannesinin yaşadığı üst kattaki eve götürdüğü, yanında … bulunması sebebiyle sanığa direnemediği, zorla üzerindeki elbiseleri çıkararak oral yoldan ilişki yaşadıklarını ifade ettiği görülmüştür. Sanık soruşturma aşamasında cinsel ilişkiye dair iddiaları kabul etmediği kovuşturma aşamasında ise katılanın rızası ile cinsel ilişki yaşandığı yönünde savunmada bulunduğu görülmüştür. Sanığın babaannesi olan K. K’nın soruşturma aşamasında, sanığın katılan ile birlikte olay günü sabah saatlerinde evine geldiklerini, kızlarını bıraktıktan sonra evden ayrıldıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. Sanığın babaannesine ait evden alınan numunelerin incelenmesi sonucu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı … Dairesinin tanzim ettiği 15/10/2020 tarihli rapor incelendiğinde; banyo içinde bulunan çöp kovası içerisinden alınan kağıt havlu parçalarında ve yatak odasından alınan çarşaftan … hücresinin tespit edildiği, bir takım kağıt havlu parçasındaki … hücrelerinin sanığın … profili ile uyumlu olduğu, diğer numunelerdeki … hücresinin en az birisi erkek cinsiyetine sahip birden fazla şahsa ait olabilecek karışık … profilinin tespit edildiği, bu … profillerin içeriğinde sanığın … profilinin de bulunduğu görülmüştür.
Taraf beyanları ile uzmanlık raporu birlikte dikkate alındığında sanık ile katılanın olay tarihinde cinsel ilişki yaşadığı mahkememizce sabit görülmekle birlikte; cinsel ilişkinin yaşandığı esnada evin içerisinde taraflarla birlikte sanığın babaannesi ile dedesinin bulunması, alt katta bulunan evde ise katılan ile sanığın müşterek çocukları dışında kimsenin bulunmaması birlikte dikkate alındığında sanığın iddia edilen cinsel saldırı eylemini alt katta bulunan evde gerçekleştirebilme imkanına sahipken, iddia edilen eylemin anlatım biçimi de gözetildiğinde babaannesi ile dedesinin bulunduğu evde katılanın rızası olmadan gerçekleştirebilmesi ihtimalinin bulunmadığının değerlendirildiği, tanık K. K’nın aşamalarda alınan beyanlarında sanığın katılana zorla cinsel saldırıda bulunduğuna dair beyanın bulunmaması, evden ayrıldıktan sonra katılan ile sanığın birlikte önce markete, ardından sanığa ait iş yerine gitmeleri birlikte nazara alındığında sanığın katılanla yaşadığı cinsel ilişkide katılanın rızası hilafına cebir ve tehdit kullanarak eylemini gerçekleştirdiği şüphede kaldığından sanığa isnad edilen cinsel saldırı eylemi mahkememizce sabit görülmemiştir. Olayın süre geliş şekli nazara alındığında sanık ile katılanın tanık S. K’nın evinde tartışmaya başladığı, sanığın katılana yönelik darp, tehdit ve hakaret eylemlerini bu andan itibaren gerçekleştirdiği kabul edilmiştir.
Suç vasfı yönünden yapılan değerlendirmede; sanık ile katılanın tanık S. K.’nın evinde bulunduğu sırada katılana hitaben ” ben buraya her şeyi planlayarak geldim, burada seni öldüreceğim, çocuğu da alıp gideceğim, sen orospusun senin seks kasetlerin var, sen ahlaksızsın” şeklinde söylemde bulunarak katılanı tehdit ettiği ve hakaretlerde bulunduğu, silahın kabzasıyla katılanın sağ kaşı üzerine vurarak katılanı yaraladığı, katılanı zorla araca bindirerek daha önce ikamet ettikleri müşterek konutlarına götürdüğü, anahtarı olmaması sebebiyle de daha sonra babaannesine ait eve götürdüğü, bu şekilde katılanı hürriyetinden yoksun bıraktığı, katılanı aracına bindirdikten sonra cep telefonunun zorla aldığı, katılanın araçtan dışarı çıkarak etraftan yardım istemesi üzerine katılanı tekme ve tokat ile darp edip yaraladığı sıralanan deliller kapsamında sabit görülmekle birlikte;
Sanığın tanık K. K.’nın evinde katılana organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilmiş ise de mağdurun soyut beyanı dışında sanığın mahkumiyetine yönelik her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin bir delil elde edilemediğinden sanığın eylemi mahkememizce sabit görülmeyerek sanığın cinsel saldırı suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
Sanığın tabancın kabzasıyla katılanın başına vurarak katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde yaralaması sebebiyle sanığın TCK’nın 86/2, 86/3-e maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın katılanı önce tanık S. K.’nın evinde daha sonra tanık H. K’nın ikametinin önünde darp edip yaralaması, öncesinde de eşini darp ettiğine dair mahkümiyetleri olması karşısında sanığın amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin boyutu dikkate alınarak TCK’nın 61 maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir.
Sanığın elinde TCK’nın 6/1-f kapsamında silahtan sayılan … bulunmakta iken katılanın cep telefonunu zorla aldığı, eylemin silahla, cebir kullanılarak bir malın teslimine mecbur bırakılması şeklinde gerçekleşmesi sebebiyle TCK’nın 149/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın elinde silah bulunmakta iken katılana yönelik “…ben buraya her şeyi planlayarak geldim, burada seni öldüreceğim, çocuğu da alıp gideceğim…” şeklinde söylemde bulunduğu, eylemin silahla tehdit suçuna sebebiyet verdiği kabul edilerek sanığın TCK’nın 106/2-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın katılana yönelik olarak “… sen orospusun senin seks kasetlerin var, sen ahlaksızsın” şeklinde söylemde bulunduğu, eylemin TCK’nın 125/1 maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu değerlendirmekle sanığın TCK’nın 125/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık ile katılanın tanık S. K.’nın evinde bulunduğu aşamada tartıştıkları, sanığın katılanı darp edip yaraladığı, hakaret ve tehditlerde bulunduğu, ardından katılanı zorla kolundan tutarak arabaya bindirdiği, sanığın elinde … olması sebebiyle katılanın sanığına direnemediği, katılanın hürriyetinden yoksun bırakarak daha önce müşterek yaşadıkları ikamete katılanı rızası hilafına götürdüğü daha sonra tanık K. K.’nın ikametinin bulunduğu yere kadar katılanı zorla yanında tuttuğu, katılanın bir yere gitmesine engel olduğu, eylemin cebir kullanılmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna sebebiyet verdiği, sanığın eylemini silahtan sayılan … ile gerçekleştirmesi de nazara alındığında sanığın eylemine uyan TCK’nın 109/2, 109/3-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında 109/5 maddesinin uygulanarak sanığın cezalandırılması talep edilmiş ise de sanığın katılanı cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bıraktığı mahkememizce sabit görülmediğinden sanık hakkında TCK’nın 109/5 maddesi uygulanmayarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle kararlar verildiği anlaşılmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi yapılan yargılama neticesinde ”Sanığın … ve uyuşturucu madde bağımlılığının bulunduğu , evlilikleri süresince eşi olan mağdura şiddet uyguladığı, bu sebepten olay tarihinden 20 gün evvel anlaşmalı olarak boşandıkları, ancak boşanma kararının suç tarihinden sonra 17.03.2020 tarihinde kesinleştiği,boşanma sonrası mağdur ve çocukların sanığın anne ve babası ile birlikte yaşamaya devam ettikleri, sanığın ise üst kata baba annesinin evine taşındığı,
Olay sabahı anne ve babasının işe gitmelerinden sonra sanığın, elinde bira ve belinde silah ile alt kata inerek kapıyı çaldığı, mağdurun kapıyı açması üzerine içeri girdiği belindeki tabancayı sehpanın üzerine koyarak üst katta ikamet eden babaannesinin evine çıkacaklarını söylediği, mağdurun evlilikleri boyunca sanık tarafından şiddete maruz kalması ve sürekli olarak yanındaki silahı göstermesi sebebiyle sanığın talebi doğrultusunda üst kata çıktığı, evde sanığın yaşlı baba annesinin ve alzaymır hastası dedesinin olduğu, sanığın mağduru ayrı bir odaya götürerek cinsel ilişkiye girmek istediği, mağdurun adetli olduğunu söyleyerek kabul etmediği, ancak bu defa sanığın oral sex yapmak istediği ,mağdurun sürekli silah gösteren sanıktan korktuğu için kabul ettiği, sanığın mağdurun ağzına cinsel organını sokarak boşaldığı, akabinde hazırlan gidiyoruz dediği ,alt kata inerek evde uyumakta olan bebeği de alarak dışarı çıktıkları, önce sanığın iş yerine gittikleri, daha sonra sanığın kuzeni …’ın bekar evine geldikleri, evde kimliği belirsiz bir çocuğun olduğu, mağdur ve sanığın gelmesinden sonra çocuğun evden ayrıldığı, tek başlarına kaldıklarında sanığın “ sen o,,,sun, İ. Ç. ile ilişkin var, seni öldüreceğim diye tehdit ederek mağdurun ağzına silah soktuğu , mağdurun eve gelirken kendilerini komşuların gördüğünü söylemesi üzerine silahın kabzasını mağdurun başına vurarak“ dövdüğü, sonrasında “gidiyoruz” diyerek mağduru boşanma öncesi ikamet ettikleri evlerine götürmek istediği, baba annesinin evinden anahtarını almak için aile apartmanının önünde geldikleri,
Sanığın anahtarı almak için eve doğru gitmesini fırsat bilen mağdurun, giriş katta ikamet eden sanığın yengesi H’.nin evine doğru kaçmaya başladığı, bunu gören sanığın mağdurun arkasından giderek kollarından tuttuğu, araca doğru sürüklemeye başladığı, olayı gören konu komşunun araya girerek mağduru sanığın elinden kurtardıkları , akabinde sanığın olay yerinden kaçtığı, mağdurun ise tanık H.’nin telefonundan 155 polis imdat hattını arayarak şikayetçi olduğu, bu bağlamda dosya kapsamındaki delillere, oluş ve gelişim sürecine göre olayın bu şekilde subut bulduğu anlaşılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; suçlamayı kabul etmediğini, baba annesinin evinde mağdur ile rızası dahilinde ilişkiye girdiklerini, S.’nin evine uğradıklarında bir mesele dolayısı ile tartıştıklarını, iki tokat attığını, bu esnada babaannesinin telefonla arayarak çocukların uyandığını söylediğini, evin önüne geldiklerinde mağdurun düşerek yuvarlandığını, hasımları olduğundan kendisini korumak amacı ile … taşıdığını, ancak olay anında yanında olmadığını beyan etmiştir.
Bu bağlamda; savunma içeriğinin olayın seyri zamanı ve yeri itibariyle mağdur anlatımına uygun olduğu, mağdurun anlatımında sanığın eylemlerini zorla gerçekleştirdiğini beyan ederken, ancak sanığın her aşamada mağdurun rızasının bulunduğunu, sadece … evinde tartıştıklarında iki tokat attığını, diğer suçlamaları kabul etmediğini savunduğu anlaşılmıştır.
Ancak; olaya ilişkin yakalama, üst arama ve olay yeri inceleme tutanağı içeriklerine göre, sanığın üst aramasında mağdurun tanımladığı suçta kullanılan tabancanın ve çöp kutusunda oral sex sonrası silindiği peçetelerinele geçtiği, İzmir Adli Tıp Kurumu … Dairesinin rapor içeriğine göre peçetelerde sanığın …’sının ,keza olay yerinden temin edilen diğer numunelerden alınan örneklerde sanık ve mağdurun …’larının karışık halde bulunduğuna yönelik tespit yapıldığı,olayın akabinde alınan adli rapor içeriğine göre de mağdurun kafasında ödem, üst dudağında hemoton ve kollarında ekimoz oluşacak şekilde yaralandığın tespit edildiği,
Keza: tanıklar ………….’nin soruşturma aşamasında olayın sıcağı sıcağına alınan beyanlarında, mağdur ve sanığın evin önünde kavga ettiklerini, mağduru sanığın elinden………….’nın kurtardığına yönelik anlatımda bulundukları,
Kovuşturma aşamasında her ne kadar olaya dair bilgi ve görgülerinin bulunmadığını, sanığın mağduru dövdüğünü görmediklerini beyan etmiş iseler de; adı geçen tanıkların sanığın akraba ve komşuları olmaları karşısında, geçen zaman içerisinde oluşan etkileşim sonucu sanığı suçtan kurtarma saikiyle harket ettikleri düşüncesi ile iş bu beyanlarına itibar edilmediği, tüm bu hususlar kül halinde değerlendirildiğinde mağdur anlatımlarının dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun düştüğü kabul edilmiştir.
Bu bağlamda; olayın oluş ve gelişim sürecine, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, kabul ve gerekçeye göre, sanığın hakaret ve silahla kasten basit yaralama suçlarının sabit olduğu kabul edilmekle,
İlk Derece Mahkemesi’nin kararında ; usule ve esasa ilişkin her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı ,delillerde ve işlemlerde her hangi bir eksiklik olmadığı ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
Ancak sanığın mağdura yönelik silahlı tehdit eylemi sabit olmakla birlikte; Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere kasten basit yaralama suçunun işlendiği anda söylendiğinden, bu suçun işlenmesine yönelik zarar verme beyanı olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda unsur itibariyle oluşmayan müsnet suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince ispat bakımından değerlendirmede hataya düşülerek mahkumiyet kararı verildiğinden,
Keza kişiyi hürriyetinden yoksu kılma suçuna ilişkin olarak; adli rapor içeriğindeki mağdurun her iki kolunda ekimoz oluşacak şekilde yaralandığına dair tespit, mağdurun tanımladığı ve olay anında kullanılan silahın sanığın üst aramasında ele geçmesi, mağduru önce baba annesinin evine, sonrasında kuzeni …….’nin evine götürüp, sonrasında tekrar evin önüne getirdiğine yönelik savunma içeriğine göre olay örgüsünün mağdur anlatımına uygun düşmesi hususları kül halinde değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesinin suçun vasıflandırması ve ispat bakımından değerlendirmesinin yerinde olduğu kabul edilmiştir.
Ancak: olayın en başından itibaren doğrudan görgü tanığının bulunmadığı, kabule göre mağdur beyanı esas alınarak karar verildiği, olay bütünlüğü içerisinde mağdur anlatımlarının tamamına itibar edilmesinin gerektiği,
Bu bağlamda; dosya kapsamındaki delillere göre sanığın mağduru silah tehdidi ile ve cebren üst katta bulunan baba annesinin evine götürerek oral sex yaptırdığı sabit olduğundan ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel saikle gerçekleştirdiğinden cezasından TCK’nun 109/5 maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin ,
Ayrıca; sanık ile mağdurun olay tarihinden 20 gün evvel boşandıkları, ancak boşanma kararının 17.03.2020 tarihinde kesinleştiği, olay tarihinde resmi nikahlı evli oldukları, bu bağlamda eylemini resmi nikahlı eşine karşı ve silahla gerçekleştirerek kanunun birden fazla hükmünü aynı anda ihlal eden sanık hakkında temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini ile hatalı şekilde karar verildiğinden,
Keza nitelikli cinsel saldırı suçuna ilişkin olarak; olay anında mağdur ve sanığın evde tek başına oldukları, biri bebek olmak üzere küçük yaştaki iki çocuğun uyuduğu, bu bağlamda mağdurun evinde yapmasına mani ve engel olmadığı halde ,salt cinsel ilişkiye girmek için uyumakta olan küçük yaştaki çocuklarını evde tek başına bırakarak, üst katta bulunan sanığın baba annesinin evine gitmesinin olağan akışa aykırı olduğu, aşamalarda tutarlı ve istikrarlı bir şekilde kendisine sürekli silah gösteren sanıktan korktuğu için oral sex yapmak zorunda kaldığını beyan ettiği,
Dosya kapsamındaki delillere ve olay örgüsüne göre mağdur anlatımlarının oluşa uygun düştüğü, bu bağlamda sanığın nitelikli cinsel saldırı suçu sabit olduğundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince ispat bakımından değerlendirmede hataya düşülerek beraat kararı verildiğinden,
Silahlı yağma suçuna ilişkin olarak ise ; sanığın suçlamayı kabul etmediği, mağdurun olayın akabinde alınan … ifadesinde bu hususta anlatımda bulunmadığı, bir müddet sonra … müracaat ile ek beyanda bulunmak istediğini, olay günü tanık S.’nin evinden çıktıktan sonra araca bindiklerinde sanığın elindeki cep telefonunu istediğini vermeyince zorla aldığını söyleyerek şikayetçi olduğu,
Ancak kovuşturma aşamasında ve Dairemizce alınan beyanlarında; iş bu beyanlarından farklı olarak sanığın cep telefonunun S.’nin evinde kendisini döverken aldığını beyan ettiği, bu hususta mağdur anlatımlarının kendi içerisinde tutarsız ve çelişkili olduğu, sanığın suçlamayı kabul etmediği ve suça konu cep telefonunun sanığın yedinde ele geçmediği, olay tarihinden sonra telefonunun kapalı olduğu ve kullanımda olmadığı yönündeki HTS kayıtlarından da, sonrasında telefonunun satılmadığı ve başka birisinin kullanımında da olmadığının anlaşıldığı, bu bağlamda suçun işlediği hususunda şüphe hasıl olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, kişi hakkında şüphe ve varsayıma dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemeyeceği değerlendirildiğinden ve suçu sabit olmadığından müsnet suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince ispat bakımından değerlendirmede hataya düşülerek mahkumiyet kararı verildiğinden,
Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarih , 2020/702 esas ve 2021/521 karar sayılı kararıyla , sanık hakkında silahla yağma , silahla tehdit ve cebir, tehdit ve hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin ve nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen beraat hükmünün CMK’nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak
Sanık hakkında her ne kadar silahlı tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; kasten basit yaralama suçunun işlenmesine yönelik zarar verme beyanı olduğundan, unsur itibariyle oluşmayan müsnet suçtan CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine,
Sanık hakkında her ne kadar silahlı yağma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre suçu sabit olmadığından CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine,
Ancak ; sabit görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı, suçun işleniş şekli, suç yeri ve zamanı ,meydana gelen zarar ve netice ile eylemini silahla ve resmi nikahlı eşine karşı gerçekleştirerek, kanunun birden fazla hükmünü aynı anda ihlal etmesi sebebiyle takdiren ve teşdiden ceza tertibi yoluna gidilerek cezalandırılmasına, eylemini resmi nikahlı eşine karşı ve silahla gerçekleştirdiğinden cezasından TCK’nun 109/3-a,e maddesi uyarınca arttırım yapılmasına,
Keza; sabit görülen nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı suçun işleniş şekli, yeri ve zamanı, meydana gelen zarar ve neticeye göre takdiren asgari hadden ceza tertibi yoluna gidilerek cezalandırılmasına, her ne kadar hükümde maddi hata sonucu 109/3-d maddesi uyarınca denilmiş ise de, yasadaki tanımlamaya göre eylemini silah ile gerçekleştiren sanığın cezasından TCK’nın 102/3-d maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin belirtilmesine,
Sanığın yargılama sürecindeki iyi hal ve tavırlarına göre cezalarında TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca indirim yapılmasına, ancak sanığın dosyadan anlaşılan kişiliği ve geçmiş hali suç işleme eğilimi sabıka durumu ve ön görülen cezaların miktarına, göre TCK’nun 50,51 ve CMK’nun 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına ve sabıka kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanığın cezasının TCK’nun 58/6 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle kararlar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hakaret ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık müdafiinin hakaret ve kasten yaralama suçlarına yönelik temyiz istemi yönünden; hükmedilen cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından anılan hükümlere yönelik temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı, Nitelikli Yağma, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümlerde delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenle Tebliğnamedeki kısmi bozma talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
C, Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve … Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, … ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle anılan hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı, Nitelikli Yağma, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2021/2533 Esas, 2022/763 Karar sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİNİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.