YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7289
KARAR NO : 2009/8285
KARAR TARİHİ : 16.09.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesi uyarınca davalı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek, ipotek bedeli olan 5.000 TL için itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın % 40’ından aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asil, duruşmalar sırasındaki beyanlarında, borcunu gecikmeli de olsa yatırdığını, daha sonra 1.00 YTL bakiye kaldı diyerek 25.125.00 YTL faiz talebinde bulunulduğunu belirtmiş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının 31.05.2004 tarihinde 5.200.00 YTL parayı davacı bankaya yatırdıktan sonra başlatılan önceki iki takibin devam ettirilmediği, yapılan ödemelerin öncelikle faize mahsup edileceği dikkate alındığında, takip talebine konu ana para borcunun 1.00 YTL’ye düştüğü bankaca kabul edildiğine göre davalının ana para ve faiz borcunu ödemiş olduğunun kabulü gerektiği, 1.00 YTL’nin faizinin 25.125.00 YTL’ye ulaşamayacağı, bu nedenle bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz talebinin miktardan reddedilmesi üzerine davacı vekili bu kararı da temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz istemi, 5.000.00. YTL’lik kısmı talep edilerek reddedilen alacak istemine ilişkin olup, bu miktar temyiz kesinlik sınırını aştığından mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 8.4.2009 tarihli kararı kaldırılarak, asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2- Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. (HUMK.m.275). Ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü alması gerekir. Davacı banka alacağının miktar ve nev’inin belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır. HUMK’un 286.maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hâkimi bağlamazsa da bu tür hâllerde hâkimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Somut olayda bilirkişi asıl ve ek raporunda bankanın toplam alacağının 29.740.74. YTL olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Mahkemece bankanın alacağının miktar ve nev’i konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan bankanın alacaklı olmadığı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.9.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.