Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/922 E. 2007/2195 K. 08.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/922
KARAR NO : 2007/2195
KARAR TARİHİ : 08.03.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki görülen itirazın iptali ve menfi tespit davasında bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanında kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin olarak verilen hükmün süresi içinde davalı- karşı davacı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmişse de miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 4389 Sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3.maddesi uyarınca 15.3.2001 tarihinde faaliyeti durdurulan ve Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna devredilen bankanın taahhütlerini karşılamak için yüksek oranda faiz ödemek suretiyle para topladığı, bu nedenle müzayaka halinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tacir olan banka (tüzel kişi) B.K.nun 21.maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanamazsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nisbetsizlik bulunan hallerde akdi feshedebilir ( Eren, Fikret Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt-1 İstanbul 1998 sh.390; Karayalçın, …: Ticaret Hukuku I, Ticari İşletme Ankara 1968 S.221; Baştuğ, İrfan: Borçlar Hukuku İzmir 1977 S.90). Davalı banka kararlaştırılan faiz oranını kısmen kabul edip ödeme yaptığına göre ödenmeyen kısım yönünden sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirmiş sayılır.
Ancak sermayenin mahrum kalınan süredeki getirisi olan faizin ekonomik koşullara göre belirleneceği kuşkusuzdur. Ekonomik koşulların, faiz oranlarında olduğu gibi, bir gecede bu denli değişmediği bir gerçektir. Bu nedenle uygulanması istenilen faiz oranının ekonominin gereklerine uygun olduğu kabul edilemez.
Davalının, bankalardaki mevduatın sınırsız Devlet güvencesi altında olduğu bu dönemde, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle hızlı para çıkışından dolayı mali bünyesi zayıf düşen ve daha sonra TMSF’ye devredilen davacı banka ile mevduat gücünü kullanarak aşırı menfaat sağlayacak şekilde sözleşme yapması müzayaka halini oluşturduğu, ahlaka (B.K.19) ve dürüstlük kuralına (M.K.2.md) da aykırı olduğu, ibraz edilen bilimsel görüş ve benzer nitelikteki başka dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında belirtilmiştir.
Hal böyle olunca ,bankacılık sistemini sarsan kriz nedeniyle müzayaka halinde bulunan bankanın mevduat çekilişini karşılayamaz halde bulunması durumundan istifade ile mevduat sahipleri aşırı faiz taleplerini bankaya kabul ettirmişlerdir.(Y11HD.09.06.2005,9009/5969) Olayda edimler arasında açık nisbetsizlik bulunduğu ve bu durumun bankanın müzayaka halinden faydalanmak suretiyle oluşturulduğu, taraflar arasındaki, fahiş ve ahlaka da uygun görülemeyecek faiz oranlarını öngören ve Borçlar Kanunu’nun 19. maddesine aykırı olan sözleşme çerçevesinde işlem yapılmasını istemenin Yüksek HGK. 07/02/2007 tarih ve 2007/19-63, 2007/52sayılı kararında da belirtildiği gibi MK.nun 2. maddesine de uygun düşmeyeceği gözetilmeden aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.03.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerel mahkeme kararının ONANMASI görüşünde olduğumdan yüce çoğunluğun Bozma yönünde oluşan görüşlerine katılmıyorum.