Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/12939 E. 2023/36 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12939
KARAR NO : 2023/36
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/191 Esas, 2015/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun), 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava açıldığı, yapılan yargılama
neticesinde aynı kanunun 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.03.2020 tarihli ve 2016/96552 sayılı bozma görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri,
a. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesine göre takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak ve zincirleme suç oluştuğundan bahisle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
b. Eylemlerin hangi zaman zarfında ve nerede gerçekleştiğine dair dosya kapsamında kesin deliller bulunmadığına ilişkindir.

2. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebepleri,
a. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından dava açılmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesine göre ceza verilmesinin yasal olmadığına,
b. Mağdurenin duruşmada dinlenmediğine,
c. Kararda gerekçe olarak gösterilen günlükteki yazıların mağdure tarafından yazıldığına dair inceleme yapılmadan delil sayılmasının dayanaksız olduğuna, günlüğün sanık tarafından dosyaya sunulduğuna, sonradan oluşturulmuş olabileceğine,
d. Olayın mağdure tarafından rıza dışı olduğunun söylenmesine rağmen mahkemece gerekçe gösterilmeden bu beyana itibar edilmemesine,
e. Verilen cezada üst sınırdan hüküm kurulmamasına ilişkindir.

3. Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri,
a. Sanık hakkında indirim uygulanmasına ve üst sınırdan ceza verilmemesine,
b. Davaya katılmasına karar verilmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde 02.04.1999 doğumlu olan mağdurenin ablası …’in ikamet ettiği Arsin ilçesine diğer kardeşleriyle beraber gelerek ayrı ev tuttukları, mağdurenin … ablasının fındık fabrikasında çalışması nedeniyle küçük çocuğuna bakıcılık yapmaya başladığı, ablası sabah erkenden işe gittiği için bakıcılığını yaptığı küçük yeğeniyle evde yalnız kaldıkları, 2015 yılı günü tespit edilemeyen Mart ayı
içerisinde yine ablasının çalışmaya gittiği esnada sabah 07.30 civarında yaşı küçük yeğeniyle yattığı sırada odaya eniştesi olan sanık …’in girdiği, mağduru okşamaya başladığı, ablasını boşayacağından bahisle önce kendi kıyafetinin alt kısmını sonra da mağdurenin kıyafetinin alt kısmını çıkararak eliyle mağdurenin bağırmasını engellemek için ağzını kapatmak suretiyle cinsel istismar suçunu gerçekleştirdiği iddiası ile açılan kamu davasında, sanığın ikrarı, mağdureye ait olduğu belirtilen defter, tanık anlatımları göz önüne alınarak sanığın TCK’nın 104/1, 43 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Vekalet Ücreti Yönünden
Anayasa’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20/2 inci maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun’un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple katılan Bakanlık vekiline vekalet ücreti verilmemesine ilişkin karar hukuka uygun bulunmuştur.

2. Diğer Sebepler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre aşağıdaki bozma sebebi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme nazara alınarak yapılan değerlendirmede hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 24.08.2015 günlü iddianame ile sanığın bir kez cinsel istismar eyleminde bulunduğundan bahisle kamu davası açılıp, müsnet suçun zincirleme şekilde işlendiğine dair iddianamede herhangi bir anlatımda bulunmadığı halde belirlenen temel cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile artırım yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/191 Esas, 2015/267 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri kısmen yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2023 tarihinde karar verildi.