Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/873 E. 2023/1327 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/873
KARAR NO : 2023/1327
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2434 E., 2022/1602 K.
FER’İ MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 03.09.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Derik Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/151 E., 2022/185 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 01.12.1985 – 26.09.1992 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik olarak bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, çalışmalarının Kuruma bildirildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil Kurum cevap dilekçesinde, davanın beş yıllık düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Mahkemece davanın yöntemince ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, davacının 01.12.1985 – 26.09.1992 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz ve sürekli olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin (01.12.1985 – 30.11.1986 tarihleri arasında 270 gün, 01.05.1987 – 30.04.1988 tarihleri arasında 340 gün olmak üzere toplam 610 gün) dışlanmasına, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, mahkemece eylemli çalışma olgusunun yeteri kadar araştırılmadığını, husumetli ve akraba olan tanık beyanlarının mahkemece gerekçeye esas alındığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, baraj inşaatının mevsimlik iş olmasına rağmen kesintisiz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Kurumun kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosya kapsamından, davacı adına davalı tarafından düzenlenen işe giriş bildirgelerinin bulunmadığı, 01.12.1985 – 30.11.1986 ve 01.05.1987 – 30.04.1988 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, emsal dosyalardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 27.05.2019 tarihli yazısında … Baraj İnşaatının 26.09.1992 tarihinde teslim edildiğinin belirtildiği ve bordro tanıklarının dinlenildiği, özellikle tanık … ve …’nun aynı davalıya karşı açtıkları hizmet tespitine ilişkin davalarının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve davacı ile aynı dönem çalıştıkları gözönüne alındığında, davacının nizalı dönemde kesintisiz çalıştığı anlaşılmış olup, çalışmanın kesintisiz devam etmesi nedeni ile hak düşürücü süreye uğrayan dönemin olmadığı, davacının davalı işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığına dair mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ” gerekçesine dayalı olarak davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile davanın hak düşürücü süreye uğradığını, yerel Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yargılamanın sonlandırıldığı, davaya konu edilen ihtilaf konusu işin, niteliği gereği mevsimlik çalışmaya elverişli olduğunu ve inşaat işinin yılın 365 günü her mevsimde devam etmesinin iklim ve coğrafya şartları dolayısıyla da hayatın olağan akışına aykırı olduğunun dikkate alınmadığını, taraflı ve akraba tanıkların beyanlarına dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, aynı konuda her biri farklı esasa kayıtlı davalı aleyhine açılan 29 derdest davanın da bulunduğunu, dosya kapsamında mevcut tanık beyanlarının hükme alınmasının mümkün olmayıp davacının iddialarını ispata elverişli olmadığını, çok uzun süre öncesine ilişkin soyut tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacıya ait SGK kayıtlarının dosyada ve Uyap da mevcut olmayıp bu durumun savunma haklarını ihlal ettiklerini, birden fazla işe giriş bildirgesinin verilmesinin kesintili çalışmanın varlığına karine teşkil ettiğini, karinenin aksinin eş değerde delillerle kanıtlanmasının gerektiğini, davacının ilk işe giriş bildirgesinin 01.06.1989 tarihli olup bu tarih öncesine ilişkin hizmet süresi talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, her bir hizmet tespiti davasının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, emsal kararlara dayanakla karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğu gibi, hukuk güvenliği ilkesini zedelediğini beyan etmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf mahkemesi ve yerel mahkemenin eksik incelemeye dayalı karar verdiğini, toplanan delillerin davanın kabulü için yeterli olmadığını, davacının talep ettiği hizmet dönemine ilişkin dosyada yazılı belgelerin mevcut olmadığını, Mahkemece dinlenen tanıkların beyanlarının hüküm kurmaya yetersiz olduğunu, beyanlar arasında çelişki bulunduğunu, 30-35 yıl önceki hizmetleri tanıkların doğru bir şekilde hatırlamasının mümkün olmadığını, çok sayıda işçinin çalıştığı bir işyerinde tanığın tüm işçileri tanımasının da mümkün olmadığını, kamu tanığı sıfatıyla işyerinde çalışan başka kişilerin de dinlenmesinin gerektiğini, tanık olarak ifadesi alınan kişilerin aynı taleplerle aynı şirkete karşı hizmet tespiti davası açtıklarını, alınan beyanların taraflı beyanlar olduğunu, bu beyanların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca baraj inşaatında yapılan çalışmaların mevsimlik olup kış aylarında baraj inşaatı durduğunu, kış aylarında çok az işçinin çalışmaya devam ettiğini, davacının kışın da çalışmasını gerektiren bir durumun mevcut olmadığını, davalı Kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ‘sine göre tam vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini beyan etmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde geçen ve Kuruma eksik bildirilen hizmetinin yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

3-Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.