YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3477
KARAR NO : 2008/11643
KARAR TARİHİ : 27.11.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 25.12.2007
Nosu : 421-492
Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcu nedeni ile 09.06.2005 tarih 30.000.000.-TL. bedelli senedi imzalayıp müvekkiline verdiğini, ancak davalının borcunu ödememesi üzerine ihtiyati haciz kararı alınıp, senedin takibe konduğunu, davalının İcra Hukuk Mahkemesi’nde imzaya itiraz ettiğini, İcra Mahkemesi’nce davalının yeteri kadar imza örneği toplamadan, dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini, alınan raporda imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, İcra Mahkemesi’nce de rapora göre, davanın kabul edilip, müvekkili aleyhine % 40 tazminata karar verilip, hüküm temyiz edildiğini ve dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek dava konusu icra dosyası nedeni ile müvekkilinin alacaklı olduğunun hüküm altına alınması ile İcra Mahkemesi’nce verilen % 40 tazminat nedeni ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe geçtiği, icra takibine yapılan itiraz sonunda İcra Mahkemesi’nce itirazın kabul edilip, icra takibinin iptali ile müvekkili lehine tazminata hükmedildiğini ve tazminatın tahsili için davacı aleyhine takibe geçildiğini, İcra Mahkemesi’nce Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alındığını, davacının senette lehtar olması nedeni ile İcra Mahkemesi’nce doğru olarak tazminata karar verildiğini, davacının derdest bir dava varken yeniden dava açtığını, ayrıca taraflar arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin bulunmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının takibe konu senetteki imzanın davalı borçluya ait olduğunun tespiti ile alacak isteminde bulunduğu, ancak İcra Mahkemesi’nce alınan raporun yeterli olduğu, ayrıca davacının temel ilişkiye de dayanmadığı, davanın % 40 tazminata ilişkin menfi tespit talebi yönünden ise İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararının tazminata ilişkin olarak Yargıtay tarafından bozulması nedeni ile dosyanın mahkemesine geldiği, ancak süresi içinde giderleri karşılanmayıp, taraflara çağrı kağıdı tebliğ ettirilmediği için bu davanın konusunun kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
../..
-2-
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece konusuz kalan davanın reddine karar verildiği halde bu dava yönünden, davacı lehine vekalet ücretine karar verilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 8. ve 9. satırlarında yer alan “Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 1.440.-YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin karar metninden çıkarılıp, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.