YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3948
KARAR NO : 2007/8493
KARAR TARİHİ : 02.10.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile imzalanan bayilik sözleşmesi gereğince enerji içeçeklerinin satışının yapıldığını, bu içeceklerin bakanlık tarafından yasaklanması nedeniyle 7.000.00 YTL değerindeki içeceğin müvekkilinin elinde kaldığını, bu malların davalıya iadesi hususunun davalı yanca kabul edilmediğini bu nedenle müvekkilinin 400.00 YTL nakliye ücreti ödediğini, ayıplı malların elinde kaldığını 31.10.2005 tarihli ihtarnameden de netice alınamadığını ileri sürmüş ve şimdilik nakliye masrafı ile birlikte 7.400.00 YTL’nin 31.5.2005 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yurtdışından ithal edilen enerji içecekleri konusunda mevzuat krizi yaşandığını, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğlerin Danıştay tarafından iptal edildiğini en son Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, yani konu hakkında nihai karar olmadığını kaldı ki, müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını, her türlü nef’i ve zararın davacının uhdesinde bulunduğunu, bir an için ayıp kabul edilse bile süresinde ayıp ihbarının bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece enerji içeçeklerinin üretimi, ithalatı, dağıtımı ve satışının durdurulması hususunda 29.8.2005 tarihinde yayınlanan genelge ile illere bilgi verildiği, daha sonra TGK-Enerji içecekleri tebliği (bu tebliğin yayın tarihi 27.1.2006) ile bu talimatın hükümsüz kaldığı en son olarak 29.8.2005 tarihli genelgenin 4.10.2006’da yayımlanan tebliğ ile yürürlükten kalktığı, hal böyle olunca satışın yasaklanması nedeniyle davalı satıcıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, nitekim daha sonra satışın yeniden serbest bırakıldığı, davacı vekilinin beyanına göre son kullanma tarihi 16.3.2006 olan ürünlerin yasağın kalktığı, 27.1.2006 tarihinden itibaren satışı mümkün iken imha yolunu seçen davacının zararına kendisinin sebep olduğu, talebin sözleşmeye ve hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 9/2 maddesinde sözleşme konusu ürünün Türkiye ithalının yasaklanması ,durdurulması, resmi kurumların yasaklamaları vs. gibi haller taraflar yönünden haklı fesih sebebi olarak kabul edilmiştir. Davacı dava konusu ürünün Türkiyede satışının yasaklanması nedeniyle anılan sözleşme hükmü uyarınca akdi feshettiğini bildirmiştir. Akdin feshi BK.nun 106 ve 107. maddelerinde, feshin hükümleri ise aynı yasanın 108.maddesinde düzenlenmiştir. Mahkemece belirtilen yasa hükümleri çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak BK.nun 91.maddesi hükmü de somut olay bakımından tartışılmak suretiyle toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.