Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/14001 E. 2008/19160 K. 31.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14001
KARAR NO : 2008/19160
KARAR TARİHİ : 31.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.12.2004 gün ve 2004/7753-8668 sayılı bozma kararında özetle; (mahkemece yapılan araştırma ve incelenin yeterli olmadığı, tescili istenen taşınmazın sınırında Devlet Ormanı bulunduğundan Orman Yönetiminin de davaya katılıp taraf oluşturulması, bilirkişi krokisinde özellikle kırmızıya taralı olarak gösterilen ve 1982 yılında orman rejimi dışına çıkartılan bölümün 1982 yılına kadar orman sayılan yerlerden olması nedeniyle bu tarihten önceki zilyetliğe değer verilemeyeceği ve imar ihyaya muhtaç yerlerden olması nedeniyle taşınmazın zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığının araştırılması, kazanılacak yerlerden ise, bu bölümün ve krokide … ile taralı orman sınırları dışındaki bölümün imar ihya edildiği tarihten, kırmızı ile taralı bölümünde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleşmesinden sonra zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının araştırılması, zeytincilikle iligili belgelerin getirtilmesi, daha sonra taşınmazların imar ihyasının ne zaman başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü, imar (ihyanın ne zaman tamamlandığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, orman sayılan yerlerden olup olmadığnın orman bilirkişiye açıklattırılması, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışındaki zeytinliklerin imar ihya ile kazanılabileceği düşünülerek, orman sayılmayan zeytinlik olanlar varsa bu bölümlerin de imar ihya ve kazandırcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KISMEN KABULÜNE, … Köyü … mevkiinde bulunan ve … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 06.11.2007 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 8894.13 m2 bölümün davacı … … adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapu tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1982 yılında yapılıp 11.06.1982 tarihinde ilan edilerek 11.06.1983 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz paftasında devlet ormanı nitelemesi yapılarak tapulama dışı bırakıldığı dosyadaki orjinal pafta örneğinden anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1955 yılında 5602 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğü sırasında yapılmıştır. Kadastro sırasında taşınmazların tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır. Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi vasıfla tesbit dışı bırakıldığı konusudur.
3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4.
-2-
2008/14001 – 19160

maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın Devlet Ormanı olarak tesbit dışı bırakıldığı, Devlet Ormanları içinde delicelik niteliğinde bulunduğu, yörede ilk orman kadastrosunun 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapıldığı, 1982 yılında da 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda dava konusu yerin daha önce 3573 Sayılı Zeytincilik Yasası gereğince 135 numaralı zeytincilik parseli olarak ayrılmış olması nedeniyle orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak imar-ihya edilmediği, bu amaçla davacılara ya da başka kişilere zeytincilik parseli olarak tahsis edilmeyip halen devlete ait delicelik yer olarak durduğu anlaşılmaktadır. 1955 yılında devlet ormanı olarak tapulama dışı bırakılan, ancak daha sonra zeytincilik parseli olarak ayrılması nedeniyle 1982 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılan ve kimseye tahsis edilmeyen devlet ormanları arasında kalan taşınmazın konumu, davalı yerlerle orman arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazın içinde bulunduğu arazi bölümünün eylemli olarak yabani zeytinlik nitelikli devlet ormanı olduğunun kabulü zorunlu bulunmaktadır. Orman Genel müdürü imzalı, … Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazısı da eklenerek tüm Valiliklere gönderilen … Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede, Devlet Ormanlarından zeytincilik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. Maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” bildirildiği ve Anayasanın 44, 169 ve 3573 Sayılı Yasanın 2, 3 ve Ek:2 maddeleri gereğince bundan sonra da tevzi ve tahsis yapılma olanağı bulunmayan taşınmazla ilgili her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar ve ihyayı gerektirecek nitelikte … ve benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, davacının emek ve para sarf ederek zeytinlik haline getirdiğini, ancak bu zeytinlerin yandığını ifade etmişler ise de, taşınmazın üzerinde imar ihya edilmiş 30 yaşında zeytinlerin bulunduğunun kanıtlanamadığı, birkaç adet kök dışında başka bir delilin bulunmadığı, öncesi orman içinde zeytincilik parseli olan taşınmazın davacıya 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik de edilmediği, zeytincilik parseli olması nedeniyle incelemeye konu edilmeden 1982 yılında orman sınırları dışında bırakıldığı, dosya içindeki fotoğraflardan taşınmaz üzerinde köke aşılanmış bir iki yaşında bir kaç … sürgünü bulunduğu, … alanı olduğu yönünde delil bulunmadığı gibi sözü edilen fotoğraflardan, çoğunlukla … elemanları ile kaplı yer yer ana kayanın ortaya çıktığı görülen taşlık ve çalılık yerlerden olan taşınmazın bu haliyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 31/12/2008 günü oybirliği ile karar verildi.