YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1915
KARAR NO : 2006/6234
KARAR TARİHİ : 04.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2/B şerhinin kaldırılması davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü … mevkiinde bulunan 293 ve 294 parsel sayılı 450’şer m2 yüzölçümündeki taşınmazlar sırasıyla 16.02.1955 tarih 204 – Şubat 1955 tarih 203 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak arsa nitelikleriyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … …adına tespit edilmiştir. Daha sonra 293 ve 294 parsel sayılı taşınmazların birleştirilmeleri üzerine 13832 parsel sayılı taşınmaz oluşmuştur. 13832 parsel sayılı 882 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satış yoluyla davacıya geçmiştir. Davacı vekili,… Mahallesi … Sokak 7 pafta 13832 parsel sayılı taşınmazın Rebüülahir 1285 tarih D.9 Y.116 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını ve 1744 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu nedenle taşınmazlar üzerinde bulunan “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesine göre Hazine lehine orman sınırı dışına çıkarılan alanda kalmaktadır” şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, taşınmaz üzerinde bulunan 2/B şerhinin kaldırılması talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 28.02.1981 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesi uygulaması vardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdit (sınırlama) haritası içinde kaldığından davacı gerçek kişinin tutunduğu tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;
Çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi Prof. Dr. ….., Zirai Bilirkişi H…., … Bilirkişi ……..r’dan oluşan bilirkişi kurulunun müşterek düzenledikleri raporda özetle; dava konusu taşınmazın …. 1285 tarih 116 nolu Köyü: …., mevkii: …, hududu: … ve Yolu ve … ve …, maliki: … oğlu … … olup, Haziran 1330 tarih 81 ve 82 numaraya, oradan da Eylül 1953 tarih 86 numaraya intikal ettiği, Haziran 1954 tarih 2202 numarada satış yoluyla … Berksun’a geçtiği ve 82710 m2 olan yüzölçümü Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olmadığı, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.1954 tarih ve 1953/462-1954/179 sayılı kararı ile yüzölçümü 215160 m2’ye çıkartılarak haritaya bağlanıp tescil edildiği, daha sonra Haziran 1954 tarih 21 nolu kayıt ile … Berksun ve arkadaşlarına geçtiği, bu sırada Anadolu … Amirliğinin 24.09.1954 tarih ve 1578 nolu harita gereğince özel parselasyon yapılıp 6570 m2’sinin yol olarak ayrıldıktan sonra kalan 178640 m2’si 1 ila 20 adalarda 353 adet özel parsele ifraz edildiği, dava konusu 293 ve 294 sayılı parsellerin dayanağı olan 14 ada 4 ve 5 sayılı parsellerinde bu şekilde ifrazen oluştukları, ifraz sonucu oluşan 7180 sayılı parsel hakkındaki Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/1031-1993/33 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişiler … …, … Sireli, …’ın müşterek düzenledikleri rapor ve ……’nun ekli krokisine göre tapu kaydının sınırında yazılı … sınırının 451, 452, 453 sayılı parseller olup, bu sınır sabit hudut kabul edilerek tapu kaydının kapsamının belirlendiği ve belirlenen bu kapsama göre verilen kararın kesinleştiği, kesinleşen bu krokiye göre davaya konu 293 ve 294 parsel sayılı taşınmazların tamamının tapu kaydı kapsamında kaldığı, aynı tapudan ifraz sonucu oluşan 7230 parsel hakkında Üsküdar Kadastro Mahkemesinin 1993/532-1994/59 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişilerin raporuna ekli … bilirkişisi ……’nun krokisine göre ise, Acıçeşme yolu sabit sınır kabul edilerek tapu kayıt miktarı olan 82710 m2 yüzölçümündeki alanın (AMCDET) harfleri ile sınırlandırılmak suretiyle belirlenip kesinleştiği, kesinleşen bu mahkeme kararının dayanağı krokiye göre de davaya konu parselin tapu kayıt kapsamında kaldığı;çekişmeli taşınmazın tamamının yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 1943 yılında kesinleşerek … 1944 tarih 83 numaralı … Devlet Ormanı tapusu içinde kaldığı, 1955 yılındaki … tefrik çalışması ile makilik alan olarak tefrik edildiği daha sonra 1981 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince PIII nolu poligon içinde Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı 1957 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığı halen arsa niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Gerçek kişilerin dayanağı tapu kaydının sınırı değişir ve genişletilebilir nitelikte olup, devlet ormanına bitişik olduğundan 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman niteliğini yitirmesi nedeniyle tapu sahipleri adına orman sınırı dışına çıkarılacak yerler tapu kaydının yüzölçümünden fazla olamaz. Değişir sınırlı tapu kayıtlarının kapsamları 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21 ve 32/3 maddeleri uyarınca sabit sınırlarla bağlantı kurularak belirlenmelidir. Hal böyle iken, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/1031-1993/33 sayılı dava dosyasındaki yargılama sırasında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişiler … , … Sireli, ….’ın müşterek düzenledikleri rapor ve … ’nun ekli krokisine göre, sadece …’na ait 451, 452, 453 nolu parseller sabit hudut kabul edilerek belirlenen tapu kaydının kapsamı hatalı olup, çekişmeli taşınmazın; Üsküdar Kadastro Mahkemesinin 1993/532-1994/59 sayılı dava dosyasındaki yargılama sırasında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişilerin raporuna ekli … bilirkişisi … …..’nun krokisinde tapu kaydındaki …. yolu sabit sınır kabul edilerek tapu kayıt miktarı olan 82710 m2 (AMCDET) işaretleri ile sınırlandırılan alan içinde kaldığı belirlendiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04.05.2006 günü oybirliği ile karar verildi.