YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4685
KARAR NO : 2006/5702
KARAR TARİHİ : 25.04.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitinin iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … … 11.10.1995 tarihinde kadastro mahkemesinde açtığı davada … Kasabası … ve … mevkiilerinde bulunan iki ayrı taşınmazının orman kadastro komisyonunca OTS içine alındığı oysa, bu yerlerin kendisine ait tarım alanı olduğu iddiası ile orman kadastro komisyon kararının iptali ve bu yerlerin orman sınırı dışına çıkartılmasını istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava kısmen kabul edilmiş; Darıyeri mevkiinde bulunan taşınmazın (a) ile işaretli 2850 m2’si ile akçakese mevkiindeki taşınmazın (a) ile işaretli 6037 m2’sinin orman sınırı dışına çıkarılmasına; Darıyeri mevkiindeki (b) ile işaretli 2110 m2 ve Akçakese mevkiindeki (b) ile işaretli 5475 m2 yerlerin ise, orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu karar 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Bu kez, davacı … … 12.12.2001 tarihinde kadastro mahkemesinde açtığı davada bu ilama dayanarak Darıyeri mevkiinde bulunan 249 ada 52 parselin 1361 m2’lik kısmının tespitinin iptali ve adına tescili ayrıca, Akçakese mevkiindeki 222 ada 48-49 ve 50 parseller arasında kalan 6037 m2’lik taşınmazın da adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 249 ada 52 parselin (A) ile işaretli 1361 m2 kısmı ile 222 ada 48, 49 ve 50 parseller arasında kalan (B) ile işaretli 6037 m2’lik yerin davacı … … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu 249 ada 52 parselin 1361 m2’lik kısmı ile Akçakese mevkiindeki 222 ada 48-49 ve 50 parseller arasında kalan 6037 m2’lik taşınmazın kesin hüküm nedeniyle orman sayılmayan yer olduğu ve davacı … kişi yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Ancak;
1) 6037 m2 taşınmazla ilgili olarak … kişinin açtığı orman tahdidine itiraz davası kabul edilerek 12.12.2001 tarihinde kesinleşmesi üzerine kültür arazi niteliğinde “mahkeme kararı gereğince” ve “kadastro mahkemesinde davalı” olduğu yazılmak suretiyle mahkemenin esas ve karar no’ları belirtilmeden tescil bildirimi düzenlendiği yerel Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü yazılarından anlaşılmaktadır. Bu yerle ilgili olarak kadastro tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Taşınmaz kadastroca tespit dışı bırakılan bir yer durumundadır. 3402 Sayılı Yasanın 26/son maddesi gereğince kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağından davaya bakma görevi kadastro mahkemesine değil, genel mahkemelere aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında itiraz üzerine veya re’sen mahkemece gözetilmelidir. Bu durumda; çekişmeli 6037 m2’lik yer ile ilgili olarak kadastro mahkemesince görevsizliğe, dosyanın görevli … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir.
2) 249 ada 52 parsel içinde kalan (A) ile işaretli 1361 m2’lik kesimle ilgili karara gelince; bu yer hükmen orman sınırları dışına çıkarılmış ve taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu hususu kesinleşmiştir. Ancak, orman tahdidine itiraz davalarında kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla … edinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmadığından, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmış olması davacı adına tescille ilgili tüm koşulların gerçekleştiğini göstermez. Bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak … mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; davacıdan zilyetlikle ilgili tanıkları sorulup bildirdiğinde taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, ekonomik amacına uygun olup olmadığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı (gerekiyorsa muris ve bayileri) yönünden tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 25.04.2006 günü oybirliği ile karar verildi.