YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1
KARAR NO : 2023/1823
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma günü olarak saptanan 28/03/2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davalı … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakanı …’ın dava konusu 218 parsel sayılı taşınmazdaki 5 no.lu ve 299 parsel sayılı taşınmazdaki 24 no.lu bağımsız bölümlerini satış suretiyle davalılara devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, küçük yaşta annesini kaybettiğini, annesinin vefatından sonra mirasbırakanın da çocuğu olmaması nedeniyle birbirlerini anne-evlat yerine koyduklarını, mirasbırakan ve eşinin kendisini evlat edinmek istediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini, sonraki süreçte de mirasbırakan ve eşi ile ilgilenmeye, ihitiyaçları olduğunda yanlarında olmaya devam ettiğini, eşinin ölümünden sonra ise mirasbırakanın tüm ihtiyaçları ve bakımı ile kendisi ve eşinin ilgilendiklerini, diğer davalı … ile maliki oldukları dava dışı taşınmazda bulunan kiracılarından mirasbırakanın bir takım hizmetlerini yapması nedeniyle cüzi düzeyde kira bedeli aldıklarını, davacının ise mirasbırakanın evine bir kere dahi uğramadığını, mirasbırakanın amacının mal kaçırma olmadığını, minnet sonucu temlik yaptığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Diğer davalı, savunma getirmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devir bedelinin ödendiği iddiasının ispat edilemediği, tarafların halası olan mirasbırakanın satışı yapmak için bir nedeninin bulunmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasında büyük fark bulunduğu, tarafların yakın akrabalık bağı dikkate alınarak dava konusu satış işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın delillerin takdiri ve değerlendirilmesi noktasında haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mirasbırakanın gerçek iradesinin ortaya çıkarılması gerektiğini, iddianın ispatlanamadığını, davalı tanık beyanlarının ve diğer delillerinin dikkate alınmadığını, mirasbırakanın taşınmazların temlikindeki amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olmadığını, … ve minnet sonucu devri yaptığının kabulü gerektiğini, devir bedelinin yapılan bakım, hizmet ve sadakate karşılık minnetle ödendiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi akitte gösterilen değer ile gerçek değerler arasında açık nispetsizlik bulunduğu, mirasbırakanın ekonomik sıkıntısı ve mal satma ihtiyacının olmadığı, mirasbırakan tarafından dava konusu taşınmazların davalılara temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyip, kararın haksız ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına, dosyadaki delil durumuna aykırı olduğunu, istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, tartışılmadığını, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma talebi hakkında bir karar verilmeden başvurunun reddedildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras … çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, … ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
2. Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1925 doğumlu mirasbırakan …’ın eşi … …’nin mirasbırakandan önce 2002 yılında öldüğü, mirasbırakanın da 18.02.2017 tarihinde çocuksuz olarak ölümü ile geriye mirasçıları olarak 2013 yılında ölen kardeşi … …’nin oğlu olan … … ile … …’nin kendisinden önce ölen oğlu … …’in oğlu olan davacı … ve mirasbırakan … …’nin 1977 yılında ölen kız kardeşi Kamuran’ın çocukları olan davalılar … … ve … …’ni kaldıkları, mirasbırakanın çekişme konusu 5 numaralı bağımsız bölümünü intifa hakkını üzerinde bırakarak 21.02.2013 tarihinde davalı …’e, 24 numaralı bağımsız bölümünü ise yine intifa hakkını üzerinde bırakarak 07.08.2015 tarihinde 1/2’şer paylarla davalılar … … ve … …’ye satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
2. Somut olayda; davalının mirasbırakanın dava konusu taşınmazlarını minnet duygusu ile temlik ettiği savunmasına dayandığı, ne var ki; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, satış olarak değerlendirme yapıldığı, bilindiği üzere semenin bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek olabileceği, bakımın da bir semen olduğu, tüm dosya içeriği ve toplanan deliller itibariyle davalı …’in mirasbırakana baktığı sabit olup, mirasbırakanın bakım karşılığı dava konusu taşınmazlarını temlik ettiği, mal kaçırma amacı bulunmadığı, minnet duygusu ile devirlerin yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
3. Hal böyle olunca; davanın reddine (kararın davalı … tarafından temyiz edildiği gözetilerek) karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı … vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.