Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/1270 E. 2006/6137 K. 02.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1270
KARAR NO : 2006/6137
KARAR TARİHİ : 02.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil ve mera sınırlamasına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddi yolunda kurulan 15.07.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 02.05.2006 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve arkadaşları vekili gelmedi, karşı taraftan Hazine vekili Av. … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri İmran Köyü Hallandere mevkiinde bulunan 25000 m2 yüzölümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 03.05.2001 gün 2000/72-212 sayılı kararla … bilirkişilerin 15.05.2000 tarihli raporunda A=25400 m2 ve B=26600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacılar … Kabukçu ve arkadaşları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.04.2004 gün ve 2003/10870-4777 gün ve sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin anılan bozma kararında özetle: “Yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, bu nedenle üç orman ve bir … elamanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planının çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendiriliğinin belirlenmesi, memleket haritası ile irtabatlı krokinin düzenlettirilmesi, dava konusu taşınmazın bulunduğu İmran Köyünde 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera tesbit çalışması yapıldığı da anlaşıldığından, bu çalışmaya ilişkin tüm kayıt ve belgelerin de getirtilip taşınamazın mera niteliği bulunup bulunmadığı üzerinde durulması, öncesi mera olan taşınmazların da zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, yapılacak keşifte yerel bilirkişiye taşınmazın mera ile ilgisi tam ve net olarak açıklattırılması, 1954 yılında tapulama dışı bırakılan taşınmazlar yönünden komşu parsellerin dayanak ve kayıtları da zemine uygulanıp davalı taşınmaz yönünden ne olarak göründüğü üzerinde durulması, taşınmazın öncesi makilik olması halinde ve eğimin % 12’yi geçmesi halinde funda ve … ile örtülü alanların muhafaza makisi olması, orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi kapsamı dışında orman sayılan yer olduğunun gözönünde bulundurulması, tüm deliller toplandıktan sonra taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığının tam olarak tesbit edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Davacılar mahkemenin 2001/150 Esasında açtığı davada da 27000 m2 yüzölçümündeki bölümün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile adlarına tescilini istemişler, mahkemece her iki dava birleştirildikten sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastro işlemlerinin sonuçları 29.12.1953 – 28.01.1954 tarihleri arasında ilan edilip kesinleşmiştir.
Genel kadastro paftasında dağlık olarak tescil harici alanda bırakılan taşınmazın paftasının düzenlendiği, 03.07.1953 tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olmakla beraber, 4342 Sayılı Mera Yasası uygulaması ile mera tespit ve tahdit işlemi yapılarak sonuçları 22.10.2001-22.11.2001 tarihleri arasında ilan edilmiş bulunduğundan, mevcut dava aynı zamanda mera sınırlandırılmasına itiraza da dönüşmüştür.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve bilirkişiler tarafından (A), (B), (C), (D), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen çekişmeli taşınmazın 4342 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarda mera olarak tespit ve tahdit edildiğine, (A), (E) ve (F) ile gösterilen bölümlerin 13.11.2003 tarihinde ihdasen mera olarak tescil edilen 821 sayılı parsel içinde, (B), (C) ve (D) ile gösterilen bölümlerin ise aynı tarihte ihdasen mera olarak kesbit edilen 823 parsel içinde kaldığına ve keşifte dinlenen ziraatçı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda da zilyetlikle kazanımı olanaklı olmayan, mera niteliğinde oldukları saptandığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asrgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 450.00.-YTL vekalet ücretinin davacı gerçek kişiden alınarak, davalı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.