Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16947 E. 2008/18517 K. 25.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16947
KARAR NO : 2008/18517
KARAR TARİHİ : 25.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 03.01.2004 tarihli dilekçesiyle, tapuda kendi adına kayıtlı … Köyü 88 sayılı parsele sınır yine kendisine ait taşınmazın orman kadastrosu sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 13.03.2006 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 3625 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda orman niteliğiyle kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptaline ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya tesciline ilişkindir.
Gölbent köyünde genel arazi kadastrosu 1980 yılında yapılmış, sonuçları 27.06.1985 ila 26.07.1985 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz bu işlemde orman olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 19.06.1991 ila 19.12.1991 tarihlerinde ilan edilerek ilan sonunda kesinleşmiş, Bu işlemde orman olarak sınırlandırılan alanlar 3422 parsel sayısı ve devlet ormanı niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir.
Genel kadastroda Gölbent Köyü 88 parsel sayılı 9340 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … tarla niteliğiyle, öncesinde 85 ila 90 sayılı parseller ile bir bütün olarak 128 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığından söz edilerek … … adına tesbiti 27.07.1985 tarihinde kesinleşerek tapuya kayıt edilmiştir.
… Kadastro Mahkemesinin 27.11.1996 Gün Ve 1997/547-1997 Sayılı Kararı ve Dosyasında; davacı … tarafından 21.01.1991 tarihinde davalılar Hazine, ve Köy tüzel kişiliği aleyhine, tapunun Eylül 1958 tarih, Cilt 30, sayfa 91/20, sırasında kayıtlı taşınmazı, babası …’in … … ve Kamer … isimli kişilerden satın aldığı ve 16, 17 yıl önce taşınmazın … kısmını kendisine sattığı, bu taşınmazdan bir bölümünün babası … adına 85 ila 90 parsel sayısı ile, bir kısmının yanlışlıkla Köy tüzel kişiliği adına 117 parsel sayısı ile tesbit edildiği, bir kısmının ise da orman olarak TH bırakıldığı, orman olarak tapulama harici bırakılan 12 dönüm yüzölçümündeki bu yer ile 117 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı

-2- 2008/16947 – 18517

zilyetliği nedeniyle adına tescilini istediği, davanın Asliye Hukuk mahkemesinin 1991/36 esasına kayıt edildiği, 11.11.1991 tarihli keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların davacının iddiasını doğruladıkları, davacının babası …’in bu yeri … …’dan satın aldığını ve sonra davacıya sattığını, bildiklerinden beri davacı ve bayiinin zilyet ettiğini söyledikleri, Ziraat uzmanı bilirkişinin raporunda; Gölbent Köyü 88 parselin güneyindeki tahminen 10 dekarlık taşınmazda 80-100 yaşında 5 adet, 45-50 yaşında 27 adet mahsuldar … ağacı ile çevresinde 5 adet yaşı yüzün üzerinde keçiboynozu ağacı bulunduğunu, … bilirkişinin 13.12.1991 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın 117 parsel içindeki (A) ve (B) ile gösterilen yerler ile 88 parselin güneyindeki tapulama harici taşınmazın (C ) ile gösterilen 10000 m2 yüzölçümündeki bölümü olduğunu bildirip, … bilirkişinin ekli krokisinde, dayanılan TK sınırlarını kırmızı kalemle gösterdiği(buna göre tapu kaydının (C) ile gösterilen bölümü kapsadığı), Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 12.03.1992 günlü ve 1991/36-85 sayılı, dava açma hakkının … doğana ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararının, davacı temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 8.2.1994 gün ve 1994/13730-1534 sayı ile kararı onandığı, davcının çekişmeli 117 sayılı parsele ilişkin karar düzeltme isteminin reddine, 88 parselin Batısı ve Güneyindeki taşınmazlar yönünden kabul edilerek, bu bölümün tapulamada TH bırakıldığı, … aitken, onun tarafından davacıya verildiğinin ispatlandığı, bu nedenle davasının esası hakkında araştırma yapılıp hüküm kurulması gereğine değinilerek onama kararı kaldırılıp, yerel mahkeme kararının bozulduğu, davanın mahkemenin 1994/322 esasına kayıt edildiği, 21.04.1995 tarihli keşifte: Yerel Bilirkişi … 1338 davacı iddiasını doğruladığı, ve eklemeli olarak 40 yıllık zilyetlikten bahsettiği, tanıklar Avni Kaptan ve … Cengil’in yerel bilirkişi gibi beyanda bulunduğu, orman yüksek mühendisi bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.04.1995 tarihli raporda: arazinin topografik özellikler bakımından iki farklı özellik gösterdiği, (B) ile gösterilen 3625 m2 yüzölçümündeki bölümünde 10-60 yaşlarında aşılı … ağaçları bulunduğu orman ağacı ve kalıntısı bulunmadığı eğim % 10 iken teraslarla azaltıldığı, horizonların karıştığı, ziraat toprağı olduğu, eski tarihli haritalarda ve … fotoğraflarında orman olarak nitelendirildiğinin, (A) ile gösterilen 6375 m2 bölümün ise bazı bölümlerinin buğday ekili olduğu bazı bölümlerinin hiç sürülmediği, eğimin % 30 olduğu, tipik kızılçam koru ormanı olduğu, 3-4 yıl öne kesilen kızılçam ağaçlarının dip kütüklerinin durduğu, orman toprağı olduğu eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirildiği, orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.1995 gün ve 1994/322-420 sayılı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yargılama sırasında orman kadastrosu yapıldığı ve davanın bu nedenle orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü gerekçesiyle görevsizliğe ve dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararının kesinleşmesiyle, dosya Kadastro Mahkemesine gönderildiği, Kadastro Mahkemesinin 27.11.1996 gün ve 1996/64-198 sayılı, 117 sayılı parsele ilişkin davanın reddine, bu taşınmazı ilişkin tescil kararı Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile kesinleştiğinden tescil istemi hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölüme ilişkin davanın reddine, (B) ile gösterilen bölüme ilişkin davanın kabulüne, orman kadastro haritasının bilirkişi krokisine göre düzeltilmesine ilişkin kararının Orman Yönetimi, Hazine ve davacı gerçek kişinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince 26.02.1997 gün ve 1997/1547-1997 sayılı karar ile onandıktan sonra 24.04.1997 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu orman yüksek mühendisi bilirkişi … … … tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (B) ile gösterilen çekişmeli taşınmazın kadastro mahkemesi kararıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu yerin … kaplı olduğu, ve zeytinlik olarak kullanılmasında ormancılık tekniği açsından sakınca bulunmadığı, aynı orman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi Serkan Korbay tarafından müşterek düzenlenen 20.03.2006 ve tarihli raporda ise çekişmeli taşınmazın ekli krokide (B) ile gösterilen 3625 m2 bölüm olduğu bildirilmiş, mahkemece bu bölüme ilişkin tescil davasının kabulüne ilişkin karar verilmişse de;

-3- 2008/16947 – 18517

Kadastro Mahkemesinin 27.11.1996 gün ve 1997/547-1997 sayılı kararının bilirkişi krokilerinde dava dışı 88 sayılı parselin güneyinde (B) ile işaretlenerek gösterilen 3625 m2 yüzölçümündeki bölümün orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin davacı gerçek kişi ile davalı Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine 3402 Sayılı Yasanın 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturduğu, sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararının (B) ile gösterilen bu bölüm için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu yönünde kesin hüküm oluşturmayacağı, bu savın ayrıca ispatının gerektiği gözardı edilmiştir.
Davacı taraf kadastro mahkemesindeki orman kadastrosuna itiraz davasında Eylül 1958 tarih 20 sıra numaralı tapu kaydına tutunduğu halde, somut olayda tapu kaydına tutunmamış, adına kayıtlı dava dışı 88 sayılı parselle bir bütün olduğunu ileri sürdüğü krokide (B) ile gösterilen 3625 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince adına tescilini istediğinden, 3402 Sayılı Yasının 14 ve 17. maddesi ile Medeni Yasanın 713. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, yöntemince araştırılması gerekli iken araştırılmamış, çekişmeli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı yönünde ziraat uzmanı bilirkişi dinlenmemiş, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz orman olarak tapulama harici bırakıldığına göre imar ihya edilip edilmediği, edildi ise ne zaman bitirildiği ve hangi tarihten sonra, kimin tarafından ne şekilde zilyet edildiği, taşınmaz üzerindeki … ağaçlarının kök yaşları ve aşı yaşlarına göre imar ihya tarihi yöntemince araştırılmamışsa da;
Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, Orman Yasasının 1. Maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 Sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar” ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazın eğiminin teknik olarak ölçülmediği, taşınmaza ait her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, Kadastro Mahkemesinin dosyasında dayanılan tapu kaydının … tapusu olmadığı, çekişmeli taşınmaz için 3573 Sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmadığı, bilimsel ve teknik olarak ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi %12 yi geçen yerler orman ve … muhafaza karakteri taşıdığından aynı yönetmeliğin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılacağı, kaldı ki, çekişmeli taşınmazın 26.07.1985 tarihinde askı ilanı sona erip kesinleşen kadastroda orman niteliğinde olduğu için tapulama dışı bırakıldığı yönünde tereddüt bulunmadığı, Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemi olduğu, Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yolun, eski 766 sayılı yasanın 2. Maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı yasanın 7/4 maddesinde belirtildiği, anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işleminin kesinleşeceği, tesbit dışı bırakılan bir yerin Medeni yasanın 713 maddesi ve 3402 sayılı yasanın 14 ve 17. Maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tesbit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekeceği, somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 1985 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 03.01.2004 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmadığı, bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. Ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararlarının da aynı doğrultuda olup, bu uygulamanın dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam ettiği ve kökleşmiş içtihat niteliğini aldığı, (B) ile gösterilen 3625 m2 yüzölçümündeki çekişmeli taşınmaz ve davanın tarafları yönünden orman kadastrosunun hükmen kesinleştiği 24.04.1997 tarihine kadar, çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hukuki değerinin

-4- 2008/16947 – 18517

bulunmadığı, bu tarihten sonra da dava tarihine 20 yıllık kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı, Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 gün ve 2001/8-964-751 ve 13.03.2002 gün ve 2002/8-183-187 sayılı kararları ile de, kadastro komisyonu yada mahkeme kararı ile orman niteliğiyle tapulama harici bırakılan yerlerin daha sonra orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılması halinde, orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinin kabul edildiği hususları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davanın kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Yönetimlerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 25.12.2008 günü oybirliği ile karar verildi.