YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14104
KARAR NO : 2007/16420
KARAR TARİHİ : 13.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 15.05.2006 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, … Köyünde bulunan, tahminen 15-20 dönüm yüzölçümündeki taşınmazı imar ihya ederek yaklaşık 30-35 yıldır … alanı olarak zilyet ettiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek adına tescilini istemiştir. Hazine ise 16.02.2007 tarihli dilekçeyle taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece gerçek kişinin davasının KISMEN KABULÜYLE, … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 12.02.2007 tarihli krokide (A) ile gösterilen 12405.45 m2 yüzölçümündeki taşınmazın köyün en son parsel numarası verilerek davacı … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, DAVANIN KISMEN REDDİNE, Hazinenin talebinin KABULÜNE, … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 12.2.2007 tarihli krokide (B) ile gösterilen 4330.68 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından gerçek kişi adına tesciline karar verilen (A) bölümü, davacı gerçek kişi tarafından taşınmazın (B) ile gösterilen ve Hazine adına tesciline karar verilen bölümüne, Orman Yönetimi tarafından ise taşınmazın tamamına ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca genel arazi kadastdrosunda tapulama dışı bırakılmış taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1960 yılında yapılmış ve 17.6.1960 ila 16.7.1960 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer çalılık olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1. Keşif sonucu düzenlenen Orman Bilirkişi Kurulu ve Ziraat uzmanı bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 12.02.2007 tarihli krokide (B) ile gösterilen 4330.68 m2 yüzölçümündeki bölümün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olmadığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı belirlenerek, davacı gerçek kişinin bu bölüme ilişkin davasının reddine, Hazinenin bu bölüme ilişkin tescil isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Hazinenin ve Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazın 12.07.2007 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; eski tarihli memleket haritası, amenajman ve … fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve kesif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın uygulanan belgelerde orman olarak nitelendirilmediği, 1960 yılında yapılıp kesinleşen genel kadastroda çalılık olarak nitelendirildiği, üzerinde iki katlı bir ev ve 25 yaşlarında üç adet … ağacı bulunduğu, eğimin %5-8 olduğu, sonuç olarak taşınmazın bu bölümünon orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş, yerel bilirkişi ve tanıklar davacının taşınmazdaki taşları temizleyerek imar ihya ettiği, 25 yıldan fazla süredir tarla olarak zilyet ettiğini haber vermişler, mahkemece bu raporlara ve beyanlara değer verilerek davanın kabulüne karar verilmişse de;
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1960 yılında 5602 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğü sırasında yapılmıştır. Kadastro sırasında taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır. Burada halledilmesi gereken sorun kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi vasıfla tesbit dışı bırakıldığı hususudur.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinilmiştir. Bölgede orman tahdidinin yapılmadığı durumlarda ise; arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama yukarıda da belirtildiği üzere 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra ise anılan kanun’un 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle dava konusu somut olayın 5602 Sayılı Kanun hükümleri gereğince irdelemesinin yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla, bu taşınmazın etrafındaki arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Arazinin konumu, davalı parsellerle orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte … veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından imar ihya edilip 25-30 yıldır tarla olarak kullanıldığını ifade etmişler ise de; kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığının bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292; 13.03.2002 gün ve 2002/8-183-187 sayılı kararlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin davasının da reddine ve bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle kabulü yolunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3. Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı … Yönetiminin çekişmeli taşınmazın krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazları yerinde olup, orman olduğu saptanan bu bölümün de orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde nitelik belirtilmeden Hazine adına tesciline denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmazın … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 12405.45 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA,
3. Yukarıda üçüncü bendde açıklanan nedenlerle davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle, Yerel Mahkeme gerekçeli kararının hüküm fıkrasında birinci bendin 2.paragraflarının son satırında yer alan “Hazine adına tapuya tesciline” cümlesi kaldırılarak; bunun yerine, “orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA 13.12.2007 günü oybirliği ile karar verildi.