YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14423
KARAR NO : 2006/16924
KARAR TARİHİ : 05.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20/02/2003 tarih ve 2002/10269- 2003/547 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece, Orman İşletme Müdürlüğünün taşınmazın amenajman planında orman olduğunu bildiren yazısı esas alınarak, davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırmanın yerinde olmadığı açıklandıktan sonra öncelikle Orman Yönetiminin davada yer alması, orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının belirlenerek buna göre orman araştırmasının yapılması, arazi kadastrosunun yapılıp yapılmadığının saptanarak görev yönü üzerinde durulması, kişi yararına zilyetlikle … edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki:
1) Mahkeme çekişmeli yerin mera niteliğinde olduğu ve meraların özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Oysa, öncelikle mahkemenin yaptığı orman araştırması kanı uyandırıcı değildir. İki ayrı keşifte hazır bulunan orman bilirkişileri çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde açık alanda göründüğünü, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığını açıklayarak memleket haritası ve amenajman planını taşınmaza aplike ettiklerini ve böylece konumunu saptadıklarını bildirmiş olmalarına karşın taşınmazın konumu bu haritalar üzerinde basit kroki çizilerek gösterilmiştir. Yörede kadastro çalışmalarına esas olmak üzere pafta altlığı düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, varsa; bunun ölçeği ile yöreye ait en eski tarihli ve orjinal renkli memleket haritasının ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek konumu saptanmamış, bunu gösterir harita rapora eklenmemiştir. Bu yolda bilirkişilerden ortak bir ek rapor alınmadığından raporlar denetlenememektedir.
-2-
2006/14423-16924
2) Mahkemenin mera araştırması da yeterli değildir. Yerel bilirkişiler taşınmazın mera olduğundan sözetmemişlerdir. Bu konuda karara dayanak yapılan … uzmanı bilirkişi raporu da daha önceki keşifte hazır bulunan … uzmanının raporu ile çelişmektedir. Bundan ayrı, dosyadaki bilgi ve belgelerden arazinin değişik bölümlerinin … yapısı itibariyla değişik özellikler taşıdıkları sonucu çıkmaktadır. Ancak, bunlar ayrı ayrı incelenip değerlendirilmemiş, özellikleri, benzerlik ve farklılıkları net bir biçimde ortaya konmamış, bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir.
Bu nedenle; öncelikle, orman mühendisi bilirkişilerden yukarıda açıklanan biçimde ek rapor alınıp taşınmazın orman olup olmadığı konusundaki duraksama ortadan kaldırılmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
… bilgisine sahip … uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif … numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir. Kamulaştırma alanı içinde kalan taşınmaz bölümünün zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı düşünülmelidir.
3402 sayılı yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı … bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 05/02/2006 günü oybirliği ile karar verildi.