YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5227
KARAR NO : 2006/8350
KARAR TARİHİ : 15.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü Toroslar mevkiinde bulunan yaklaşık 40-50 dönümlük taşınmazın, genel arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakıldığı, tapuda kayıtlı olmadığı, ataları tarafından 40-50 yıl önce … alanı haline getirildiği, öncesinde ataları ve sonra da kendisi tarafından zilyet edildiği, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu iddiasıyla adına tescilini istemiştir. Katılan gerçek kişi taşınmazda kendisinin de payı olduğu, taşınmazı davacı ile birlikte hayvan otlatarak zilyet ettikleri iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davaların REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca genel arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış; genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1960 yılında yapılmış ve 17.06.1960 ila 16.07.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın çalılık olarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmaza sınır olmayan …-Batıdaki bir kısım taşınmazın ise … arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tesbit ve tescil edildikleri, yörede orman kadastrosunun halen yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla çekişmeli taşınmazın (B) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine ve orman alanları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğine göre bu bölüm için açılan davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar aynı uzman bilirkişi raporunda bu bölümün orman sayılmayan yerlerden olmadığı bildirilmişse de; keşiflerde dinlenen tanık beyanları ile taşınmazın imar ihya görmediği, ve hiç … alanı olarak kullanılmadığı, boşluklara ev yapılarak kullanıldığı, tapulamada çalılık olarak tapulama dışı bırakılan taşınmaz için imar ihya olgusunun gerçekleşmediği, ev yapmak suretiyle imar ihyanın tamamlandığının kabul edilemeyeceği, hiç … alanı olarak kullanılmadığı belirlendiği gibi, (B) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünü, orman sayılan (B) bölümünden ve orman niteliğindeki taşlık ve çalılık alanlar ile arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazların da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar yukarıda açıklanan nedenlerle orman sayılacağı tartışmasız olan taşınmazın (A) ile gösterilen bölümün de, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, orman sayılan yer olduğu ve zilyetlikle edinilemeyeceği (H.G.K. 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K.), davaya konu taşınmazların öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 15/06/2006 günü oybirliği ile karar verildi.